1957 yılından beri birçok
konuda mücadele verdiğini ancak, Elbistan’ın il olması ve Elbistan ve Afşin
ovasının sulanması amacıyla baraj yapılması konusunda yalnız kaldığını ifade
eden Göçer, Elbistan ve bölgesinin hakkı olan yatırımların yapılması amacıyla
5 milyar Euro maddi, 5 milyar Euro da manevi olmak üzere toplam 10 milyar
Euro’luk tazminat davası açtı.
Kendini
Elbistan ve bölge halkının hizmetine adadığını her fırsatta dile getiren
Göçer, Bizim Elbistan Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hasan Hüseyin Temel, Ertv
Muhabiri Mesut Çetin, Kaynarca Gazetesi Muhabiri Kenan Arayıcı, Zaman Gazetesi
Muhabiri Fatih Akbaba ve Best Tv Muhabiri Ahmet Kılıç’ın katıldığı basın
toplantısında, AİHM’de açtığı davanın amaç ve gerekçelerini anlattı.
Elbistan’ın
içinden bir nehir ile 4 ayrı çayın geçmesine, bu sular üzerinde 8 ayrı baraj
yeri tespit edilmesine rağmen, bölge çiftçisinin umudu olan barajlardan
birinin dahi yapılmadığını, buna rağmen il merkezine 4 adet baraj yapıldığını
ifade eden Göçer, yatırımın payının eşit oranla dağıtılmadığını savundu.
Aynı şekilde, 1958 yılından beri Elbistan’ın
il olması için yayınlar yaptıklarını, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile
bazı eski başbakanların söz vermesine rağmen Elbistan’ın bir türlü il
yapılmadığını vurgulayan Göçer, “Elbistan ile kıyaslandığında çok daha küçük
ilçeler il yapılmasına rağmen, bizim ilçemize verilen sözlerin tamamı yalan
çıktı. İl sözü veren siyasetçiler, bu sözlerini yerine getirmediler. Muhtarın
ceketine il oldunuz yazan Demirel dahi, bu sözünü yerine getirmedi. O nedenle
AİHM’de dava açmaya karar verdim.” dedi.
Gazeteci
Mehmet Göçer’in toplantı sonunda Elbistan Postanesine giderek AİHM’ye
gönderdiği dava dilekçesi şöyle:
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
FRANSA
DAVACI :
Mehmet GÖÇER: Gazeteci -Yazar, İnsan Hakları Elbistan İlçe Kurulu Üyesi,
Elbistan ilçesi ve çevresinin 23/08/1957 yılından beri çıkartmakta olduğu
ELBİSTANIN SESİ Gazetesi ile ilçe ve bölgesi halkının savunucusu, Sürekli
Sarı Basın Kartı Sahibi, Kahramanmaraş İli Elbistan İlçesi İl Genel
Meclisi Eski Üyesi
KİMLİĞİ :
Türkiye Cumhuriyeti
D. TARİHİ :
1931
CİNSİYETİ :
ERKEK
|
DAVALILAR:
1- TÜRKİYE
CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ Adına BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN ve
KABİNE ÜYESİ BAKANLARI,
2-
KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ ve de TBMM Bşk. Vekili NEVZAT PAKDİL,
3- KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLLERİ: ALİ SEZAL,
HANİFİ MAHÇİÇEK, MEHMET YILMAZCAN, FATİH ARIKAN, AVNİ DOĞAN, MEHMET ALİ BULUT
ve MEHMET PARLAKYİĞİT,
4- BÜLENT
ECEVİT; eski BAŞBAKAN ve KABİNE ÜYESİ BAKANLARI,
5- SÜLEYMAN
DEMİREL; Eski BAŞBAKAN ve Eski CUMHURBAŞKANI ve kabine üyesi bakanları,
6- TANSU
ÇİLLER; eski BAŞBAKAN ve KABİNE ÜYESİ BAKANLARI,
7- MESUT
YILMAZ; eski BAŞBAKAN ve KABİNE ÜYESİ BAKANLARI.
TALEBİM:
ELBİSTAN,
AFŞİN, GÖKSUN, EKİNÖZÜ, NURHAK ilçe merkezleri ile ilçeler sınırı içinde
bulunan mezra, köy ve kasabalarda yaşayan çiftçilerimizi adaletsiz
uygulamaları ile büyük zarara soktukları, ayrıca bölgede bulunan AEL Termik
Santralı’nı 20 yıldır filtresiz çalışmasına müsaade ederek kanserli hastaların
artmasında sorumlusu oldukları için, Devlet Hazinesinden ödenmek üzere,
Hazineden ödemeleri MAHKEMENİZCE uygun görülmediği takdirde, imkânları
ölçüsünde kendi bütçelerinden olmak üzere: 5 milyar EURO maddî, 5 milyar EURO
da manevî, toplam 10 milyar EURO tazminat ödemelerinden ibarettir.
OLAYIN ÖZET
ve SEYRİ: 2 milyon 546 bin 530 dönüm kapasite ile ELBİSTAN-AFŞİN OVASI Türkiye
Cumhuriyeti’nin dördüncü büyük ovasıdır. İçinden bir NEHİR (CEYHAN Nehri) ile
zengin kaynaklara sahip GÖKSUN, HURMAN, SARSAP ve SÖĞÜTLÜ adında dört (4) çay
geçmektedir. 1950’li yıllarda ALMAN UZMANLARCA, 1990’lı yıllarda da JAPON (1-)
UZMANLARCA, ayrıca DEVLET SU İŞLERİ KURUMU (DSİ) UZMANLARINCA etüd yapılması
sonucu; bu çayların uygun yerlerinde toplam altı (6) adet SULAMA BARAJI yeri,
ayrıca, 1956 yılında Ceyhan Nehri üzerinde Kandil 1, Kandil 2 adında iki adet
de hidro elektrik olmak üzere toplam sekiz (8) adet santral baraj yeri tespit
edilmiştir. Aradan geçen yarım asırlık zamanda, Elbistan-Afşin ovasına tek bir
baraj dahi yapılmamıştır. Ülkemizin 70 milyon nüfusu içinde yaşayan, Elbistan,
Afşin, Göksun, Ekinözü, Nurhak ilçeleri ve çevresi nüfusu 331.380’dir.
Yukarıda adı geçen yöneticiler, ülkenin diğer bölgelerine yaptıkları
yatırımlar çerçevesinde, bu bölge halkının payına düşen yatırımları yapmamakla
maddî yönden fakir bir hayat tarzına zorlamıştır.
3 Kasım 2002
Millet Vekilliği seçiminde, TBMM’ne gönderdiğimiz Millet Vekillerimiz ise;
ANAYASAL HAKKIMIZ OLAN PAYIMIZIN DAĞITILMAMASINA SEYİRCİ KALMIŞLARDIR. Bu
ADALETSİZ PAY DAĞITILMASI SUÇUNA açıktan ortak olmuş, açıktan GÖZ
YUMMUŞLARDIR. O’nun için kendilerinden davacıyım ve şikâyetçiyimdir. Çünkü
yeni seçilen bir Millet Vekili grubu olarak bizleri sevindirecek hizmetler
beklerken, yatırım programında olan ve de inşaatı yıllardır devam eden ADATEPE
BARAJI İNŞAATI’NIN tehir edilmesine seyirci kalmışlardır.
İNSAN
HAKLARINA SON DERECE AYKIRI OLDUĞUNA, bana göre KESİN GÖZÜ İLE BAKTIĞIM bu
OLAYI; çok ilginç ve enteresan bulacağınızdan emin olduğum için Mahkemenizi
meşgul etmekteyim. Bu bölgeden doğan çay ve nehir üzerine bir tek baraj
yapılmaz iken; İlimiz Kahramanmaraş’a dört (4) adet baraj yapılmış ve
çiftçisinin hizmetine sunulmuştur. Bu sayede hem o yöre çiftçisi, hem de
bağlısı İl Kahramanmaraş merkezi tahminlerin üstünde şehirleşmiş ve
kalkınmıştır. Bu durum, bu topluma; adı geçenlerin üvey evlat muamelesi
yaptıklarının açık ve bariz delilidir. T. C. ANAYASASI, bireylerin hak ve
hukukunu eşit kılmıştır. Aynı paragrafta verdiğim örnek ise apaçık İNSAN
HAKLARINA TECAVÜZDÜR. Bu sebepten YÜCE MAHKEMENİZİ MEŞGUL
ETMEKTEYİM.
Bu yöre halkına yapılan Adaletsizlikleri şöyle
sıralayabilirim:
1- Yukarıda da belirttiğim gibi, Afşin
Elbistan Ovası’nı sulamak amacıyla Adatepe Barajı inşaatına 1994 yılında
başlandı. Bitiriliş tarihi 1998 yılı olarak devlet tarafından açıklandı.
Aradan geçen 11 yılda bu barajın yarısı dahi bitirilemedi. Bu durum da, bu
bölge halkının HOR görülmesinin diğer bir delilidir. Aynı tarihlerde ülkedeki
diğer baraj projelerinin inşaatı devam ettirilmiştir.
2- Türkiye Cumhuriyeti tarafından 20 yıl önce
Afşin ve Elbistan ilçelerinin ortasına yapılan dev Termik Santral, bugüne
kadar filtresiz çalışmıştır. Yapılan tüm uyarılar dikkate alınmamış, ısrarla
zehirli gazlar ve küller havaya savrulmuştur. Bu uygulama aralıksız devam
etmektedir. Havaya savrulan zehirli gazlar nedeniyle, bölgemizde kanser
vakalarında çok ciddi artışlar gözlemlenmiştir. Yasalara aykırı bu durum
hakkında ne yasal bir işlem yapılmış ve ne de zehirli gazları tutucu filtreler
yapılmıştır.
3- Dünyada içinden nehir doğan iki şehirden
biri olan Ceyhan Nehri, Elbistan şehir merkezinden doğmaktadır. AFŞİN-ELBİSTAN
LİNYİTLERİ (AEL) A- Termik Santralı soğutma suyunu, ilçe merkezinde, nehrin
kaynağından almaktadır. Bu uygulama ile, nehrin su miktarı belli bir ölçüde
tabiî ki azalmıştır. Ancak, daha sonraki yıllar yapılan ve geçen yıl hizmete
giren B- Termik Santralı da Ceyhan Nehrinden soğutma suyu alınması teşebbüsüne
halkımız son derece tepki göstermiş, mitingler tertiplemiştir. B- Termik
Santrale su alınma girişiminde ısrar edilir ise, Elbistan’da yaz aylarında
salgın hastalıklar meydana gelebilir. Hal bu ki; bunun alternatifi vardır.
Daha önceden planlanan, iki defa da DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATININ ONAYINDAN
GEÇTİĞİ HALDE halen ihalesi yapılmayan Hurman Çayı üzerindeki KARAKUZ
Barajı’ndan soğutma sularının alınması en doğru olanıdır. Karakuz barajı
inşaatı bitirildiği takdirde; hem yöre çiftçisi önemli miktarda toprağını
sulayacak, hem de Ceyhan Nehri’nin doğal güzelliği bozulmayacaktır. Türkiye
Cumhuriyeti yöneticileri, bugüne kadar KARAKUZ BARAJINI Yapmaktan niçin
kaçındığını sorumlulardan sorulmasını arz ve talep ediyorum.
4- Elbistan ilçesi nüfus ve potansiyel
yönünden Türkiye Cumhuriyeti’nin 33 ilinden daha büyük bir şehirdir. Bağlı
olduğu vilayet olan Kahramanmaraş’a 160 km. uzaklıktadır. Türkiye Cumhuriyeti
67 olan vilayet sayısını, 81’e yükseltmiştir. Bu icraatı ile Elbistan’ın il
olma hakkını gasp etmiştir. Elbistan’ın vilayetliği 9 yıl Türkiye Büyük Millet
Meclisi (TBMM) gündemine kalmasına rağmen, vilayetliği kanunlaşmamış ve
gündemden düşürülmüştür. Buna karşılık bu kadar uzun süre gündemde olmayan, 14
ilçe İL yapılmıştır. TBMM; İL YAPTIĞI 14 ilçe ile Elbistan şehrini
kıyasladığımız zaman çok büyük bir adaletsiz uygulama olduğu apaçık
görülecektir. Bunu izleme komitesi görevlendirildiği takdirde mahallinde
tespit edecek ve iddiamın doğruluğu anlaşılacaktır. İL yapılan bazı ilçelerin
coğrafi, ekonomik, kültürel, nüfus ve bağlı olduğu ile uzaklık kriterlerinin
hiç birisi Elbistan’dan daha fazla değildir. Elbistan’dan çok daha yetersiz
olan ilçeler, vilayet yapıldığından dolayı bizlerin hakkı olan bir hizmet,
adaletsizliğe kurban gitmiştir. Ayrıca zamanın Cumhurbaşkanı SÜLEYMAN DEMİREL,
Kahramanmaraş’a geldiklerinde Elbistan Güneşli Mah. muhtarı Nuri
Taphasanoğlu’nun sırtına: “Elbistan Vilayet oldu, hayırlı olsun” sözünü
vermiştir. Ve yine Çankaya köşkünde, yüz yirmi kişilik (120) Elbistan heyetine
Elbistan’ın İL oldu müjdesini verdikten sonra bana dönerek: “GAZETENİZE YAZIN,
ELBİSTAN İL OLDU diye. BAHAR MEVSİMİNDE VALİNİZİ ALIP GELİYORUM” diye söz
verdi ve bu sözü gazetemizde manşet yaptım. Zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman
DEMİREL, en üst seviyedeki bir devlet adamı olarak verdiği sözde durmamış,
bizlerin onuru ve gururu ile oynamıştır. Kendisinden de manevi tazminat talep
ediyorum.
5- Gerek termik santraller, gerek şeker
fabrikası ve gerekse soba-kalorifer dumanları Elbistan, Afşin ve çevresini
yaşanmaz bir hale getirmektedir. Hava kirliliği had safhadadır. Tek çözüm
doğalgazın her iki ilçeye getirilmesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nde birçok şehre
getirilen doğalgazın bu bölgeye getirilmesi için hiçbir proje çalışması ve
program yapılmamıştır. Kaldı ki, altmış km. Elbistan’ın yakınından (DDY
Kapıdere İstasyonu) geçerek ilimiz Kahramanmaraş’a DOĞALGAZ götürülmüş,
dağıtımına başlanmıştır. Doğalgazın Elbistan’a getirilmesi hakkında çok sayıda
haber yayınlamamıza rağmen, bugüne kadar hiçbir adım atılmadı.
6- 1956 yılında projesi hazırlanan CEYHAN
NEHRİ üzerinde KANDİL 1, KANDİL 2 HİDRO - ELEKTRİK Santralleri için bugüne
kadar hiçbir fiili çalışma gözlemlenmemiştir. 50 yıl önce projelendirilen
barajların yapılmaması, bölge halkının istihdam alanını daraltmıştır.
Yukarıda sıraladığım konular ile ilgili
olarak, gözlemci göndermenizi talep ediyorum. Bu iddialarımdaki haklılığımı,
ayrıntılı raporla ispatlandığını göreceksiniz. Eşitlik ilkesinin bozulduğunu,
yöre halkının daha refah bir hayat standardı yaşamasının gasp edildiği apaçık
gözler önüne serilecektir.
Yukarıda
özetlediğim üzücü durum ve durumlardan meydana gelen sorunların çözümü için;
08/02/2001 tarihinde, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığına baş
vurdum. Meclis Komisyon Başkanı Manisa Milletvekili HÜSEYİN AKGÜL; 16.03.2001
tarih ve A.01.1.İHK/1200 sayılı, NOTER’den tasdikli ekte sunduğum cevabı
yazısından da anlaşılacağı gibi: “GEREĞİ YAPILMAK ÜZERE BAŞBAKANLIĞA
GÖNDERİLMİŞTİR” denilmiş, ancak o tarihten beri; ilgili devlet memuru veya
memurluğunca, ilgilenme şöyle dursun; “Haklısın” veya “Şikâyetinde HAKSIZSIN”
şeklinde cevap dahi verilmemiştir. Böylece, T. C. Sınırları içinde
başvuracağım makam kalmamış, mücadele gücüm tükenmiştir. İşin en önemli yanı;
adı geçen davalıların DOKUNULMAZLIKLARININ MEVCUT OLMASIDIR. HİÇBİR YARGI
BUNLARDAN HESAP SORAMAMAKTADIR. Bu sebeple, uğradığımız bu ADALETSİZLİĞİN,
HAKSIZLIĞIN telâfisi için tek çalacak kapı; AVRUPA BİRLİĞİ (AİHM) YÜKSEK
MAHKEME’si kalmıştır. Uğradığımız bu haksızlığın sona erdirilip, zararımızın
telâfisi için, susuzluktan büyük zarara uğrayan çiftçilerimize ve Termik
Santral bacalarından savrulan kanserojen havayı teneffüs eden bölge halkına,
ödenmek üzere 5 milyar EURO maddî, 5 Milyar EURO da MANEVİ olmak ve de
hazineden ödenmek üzere toplam 10 milyar EURO zararın tazminine karar
verilmesini, mevzuatınız gereği hazineden ödenmesi uygun görülmediği takdirde,
eşitlik ilkelerine riayetsizlikten dolayı davalıların güçleri nispetinde şahsî
bütçelerinden tazminat ödemelerine karar verilmesini arz ve talep ediyorum…
Zira, TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANA YASASININ temel ilkesi eşitlik prensibine
bağlıdır.