ANA SAYFA
     UN SANDIĞI

 

  Un Sandığı

Hakkında Ne Dediler ?

  Un sandığ - 1

  Un sandığ - 2

  Kitabı Nasıl Alırım?

     MEHMET GÖÇER

 

  Hayatı

  Yaptıkları

  Eshab-ı Kehf Hakkında

Yaptığı çalışmalar

 

     LİNKLER

 

  www.elbistaninsesi.com

 

  www.yediuyurlar.com

 

   ZİYARETÇİ DEFTERİ

  OKU           YAZ

     SAYAC

     İLETİŞİM

    SİTE DESIGN BY

Mevlüt Köşker

 

    YAYINEVİ

Elbistanın Sesi Yayınları
GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 544 329 45 51
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan

Mehmet Göçer

Elbistan ve bölge insanın hakkını AİHM’de arayacak

 1957 yılından beri Elbistan’da gazetecilik yapan ve kendini Elbistan’a adadığını her fırsatta dile getiren Mehmet Göçer, yaklaşık 50 yıldan beri, Elbistan’ın il olması ve verimli topraklara sahip ovanın sulanması amacıyla sürdürdüğü mücadelesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gündemine taşıyor. AİHM’ye başvuruda bulunan Göçer, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den, eski Başbakan Tansu Çiller’e, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kabine üyeleri ile Kahramanmaraş Milletvekilleri hakkında

10 milyar Euro’luk tazminat davası açtı

1957 yılından beri birçok konuda mücadele verdiğini ancak, Elbistan’ın il olması ve Elbistan ve Afşin ovasının sulanması amacıyla baraj yapılması konusunda yalnız kaldığını ifade eden Göçer, Elbistan ve bölgesinin hakkı olan yatırımların yapılması amacıyla 5 milyar Euro maddi, 5 milyar Euro da manevi olmak üzere toplam 10 milyar Euro’luk tazminat davası açtı.

            Kendini Elbistan ve bölge halkının hizmetine adadığını her fırsatta dile getiren Göçer, Bizim Elbistan Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hasan Hüseyin Temel, Ertv Muhabiri Mesut Çetin, Kaynarca Gazetesi Muhabiri Kenan Arayıcı, Zaman Gazetesi Muhabiri Fatih Akbaba ve Best Tv Muhabiri Ahmet Kılıç’ın katıldığı basın toplantısında, AİHM’de açtığı davanın amaç ve gerekçelerini anlattı.

            Elbistan’ın içinden bir nehir ile 4 ayrı çayın geçmesine, bu sular üzerinde 8 ayrı baraj yeri tespit edilmesine rağmen, bölge çiftçisinin umudu olan barajlardan birinin dahi yapılmadığını, buna rağmen il merkezine 4 adet baraj yapıldığını ifade eden Göçer, yatırımın payının eşit oranla dağıtılmadığını savundu.

Aynı şekilde, 1958 yılından beri Elbistan’ın il olması için yayınlar yaptıklarını, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile bazı eski başbakanların söz vermesine rağmen Elbistan’ın bir türlü il yapılmadığını vurgulayan Göçer, “Elbistan ile kıyaslandığında çok daha küçük ilçeler il yapılmasına rağmen, bizim ilçemize verilen sözlerin tamamı yalan çıktı. İl sözü veren siyasetçiler, bu sözlerini yerine getirmediler. Muhtarın ceketine il oldunuz yazan Demirel dahi, bu sözünü yerine getirmedi. O nedenle AİHM’de dava açmaya karar verdim.” dedi.

            Gazeteci Mehmet Göçer’in toplantı sonunda Elbistan Postanesine giderek AİHM’ye gönderdiği dava dilekçesi şöyle:

 

              AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA                                                                                                         FRANSA

            DAVACI : Mehmet GÖÇER: Gazeteci -Yazar, İnsan Hakları Elbistan İlçe Kurulu Üyesi, Elbistan ilçesi ve çevresinin 23/08/1957 yılından beri çıkartmakta olduğu ELBİSTANIN SESİ Gazetesi ile ilçe ve bölgesi halkının savunucusu, Sürekli Sarı Basın Kartı Sahibi, Kahramanmaraş İli Elbistan İlçesi İl Genel Meclisi Eski Üyesi                             

KİMLİĞİ         :   Türkiye Cumhuriyeti

D. TARİHİ     :    1931

CİNSİYETİ    :    ERKEK

 

           DAVALILAR:

            1-  TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ Adına BAŞBAKAN RECEP TAYYİP              ERDOĞAN ve KABİNE ÜYESİ BAKANLARI,

            2-   KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ ve de TBMM Bşk. Vekili NEVZAT PAKDİL,       

3-  KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLLERİ: ALİ SEZAL, HANİFİ MAHÇİÇEK, MEHMET YILMAZCAN, FATİH ARIKAN, AVNİ DOĞAN, MEHMET ALİ BULUT ve MEHMET PARLAKYİĞİT,

            4-  BÜLENT ECEVİT; eski BAŞBAKAN ve KABİNE ÜYESİ BAKANLARI,

            5-  SÜLEYMAN DEMİREL; Eski BAŞBAKAN ve Eski CUMHURBAŞKANI ve kabine üyesi bakanları,

            6-  TANSU ÇİLLER; eski BAŞBAKAN ve KABİNE ÜYESİ BAKANLARI,

            7-  MESUT YILMAZ; eski BAŞBAKAN ve KABİNE ÜYESİ BAKANLARI.

TALEBİM:

            ELBİSTAN, AFŞİN, GÖKSUN,  EKİNÖZÜ, NURHAK ilçe merkezleri ile ilçeler sınırı içinde bulunan mezra, köy ve kasabalarda yaşayan çiftçilerimizi adaletsiz uygulamaları ile büyük zarara soktukları, ayrıca bölgede bulunan AEL Termik Santralı’nı 20 yıldır filtresiz çalışmasına müsaade ederek kanserli hastaların artmasında sorumlusu oldukları için, Devlet Hazinesinden ödenmek üzere, Hazineden ödemeleri MAHKEMENİZCE uygun görülmediği takdirde, imkânları ölçüsünde kendi bütçelerinden olmak üzere: 5 milyar EURO maddî, 5 milyar EURO da manevî, toplam 10 milyar EURO tazminat ödemelerinden ibarettir.         

            OLAYIN ÖZET ve SEYRİ: 2 milyon 546 bin 530 dönüm kapasite ile ELBİSTAN-AFŞİN OVASI Türkiye Cumhuriyeti’nin dördüncü büyük ovasıdır. İçinden bir NEHİR (CEYHAN Nehri) ile zengin kaynaklara sahip GÖKSUN, HURMAN, SARSAP ve SÖĞÜTLÜ adında dört (4) çay geçmektedir. 1950’li yıllarda ALMAN UZMANLARCA, 1990’lı yıllarda da JAPON (1-) UZMANLARCA, ayrıca DEVLET SU İŞLERİ KURUMU (DSİ) UZMANLARINCA etüd yapılması sonucu; bu çayların uygun yerlerinde toplam altı (6) adet SULAMA BARAJI yeri, ayrıca, 1956 yılında Ceyhan Nehri üzerinde Kandil 1, Kandil 2 adında iki adet de hidro elektrik olmak üzere toplam sekiz (8) adet santral baraj yeri tespit edilmiştir. Aradan geçen yarım asırlık zamanda, Elbistan-Afşin ovasına tek bir baraj dahi yapılmamıştır. Ülkemizin 70 milyon nüfusu içinde yaşayan, Elbistan, Afşin, Göksun, Ekinözü, Nurhak ilçeleri ve çevresi nüfusu 331.380’dir. Yukarıda adı geçen yöneticiler, ülkenin diğer bölgelerine yaptıkları yatırımlar çerçevesinde, bu bölge halkının payına düşen yatırımları yapmamakla maddî yönden fakir bir hayat tarzına zorlamıştır.                                     

            3 Kasım 2002 Millet Vekilliği seçiminde, TBMM’ne gönderdiğimiz Millet Vekillerimiz ise; ANAYASAL HAKKIMIZ OLAN PAYIMIZIN DAĞITILMAMASINA SEYİRCİ KALMIŞLARDIR. Bu ADALETSİZ PAY DAĞITILMASI SUÇUNA açıktan ortak olmuş, açıktan GÖZ YUMMUŞLARDIR.  O’nun için kendilerinden davacıyım ve şikâyetçiyimdir. Çünkü yeni seçilen bir Millet Vekili grubu olarak bizleri sevindirecek hizmetler beklerken, yatırım programında olan ve de inşaatı yıllardır devam eden ADATEPE BARAJI İNŞAATI’NIN tehir edilmesine seyirci kalmışlardır.     

            İNSAN HAKLARINA SON DERECE AYKIRI OLDUĞUNA, bana göre KESİN GÖZÜ İLE BAKTIĞIM bu OLAYI; çok ilginç ve enteresan bulacağınızdan emin olduğum için Mahkemenizi meşgul etmekteyim. Bu bölgeden doğan çay ve nehir üzerine bir tek baraj yapılmaz iken; İlimiz Kahramanmaraş’a dört (4) adet baraj yapılmış ve çiftçisinin hizmetine sunulmuştur. Bu sayede hem o yöre çiftçisi, hem de bağlısı İl Kahramanmaraş merkezi tahminlerin üstünde şehirleşmiş ve kalkınmıştır. Bu durum, bu topluma; adı geçenlerin üvey evlat muamelesi yaptıklarının açık ve bariz delilidir.  T. C. ANAYASASI, bireylerin hak ve hukukunu eşit kılmıştır. Aynı paragrafta verdiğim örnek ise apaçık İNSAN HAKLARINA TECAVÜZDÜR. Bu sebepten YÜCE MAHKEMENİZİ MEŞGUL ETMEKTEYİM.          

Bu yöre halkına yapılan Adaletsizlikleri şöyle sıralayabilirim:

1- Yukarıda da belirttiğim gibi, Afşin Elbistan Ovası’nı sulamak amacıyla Adatepe Barajı inşaatına 1994 yılında başlandı. Bitiriliş tarihi 1998 yılı olarak devlet tarafından açıklandı. Aradan geçen 11 yılda bu barajın yarısı dahi bitirilemedi. Bu durum da, bu bölge halkının HOR görülmesinin diğer bir delilidir. Aynı tarihlerde ülkedeki diğer baraj projelerinin inşaatı devam ettirilmiştir.

2- Türkiye Cumhuriyeti tarafından 20 yıl önce Afşin ve Elbistan ilçelerinin ortasına yapılan dev Termik Santral, bugüne kadar filtresiz çalışmıştır. Yapılan tüm uyarılar dikkate alınmamış, ısrarla zehirli gazlar ve küller havaya savrulmuştur. Bu uygulama aralıksız devam etmektedir. Havaya savrulan zehirli gazlar nedeniyle, bölgemizde kanser vakalarında çok ciddi artışlar gözlemlenmiştir. Yasalara aykırı bu durum hakkında ne yasal bir işlem yapılmış ve ne de zehirli gazları tutucu filtreler yapılmıştır.

3- Dünyada içinden nehir doğan iki şehirden biri olan Ceyhan Nehri, Elbistan şehir merkezinden doğmaktadır. AFŞİN-ELBİSTAN LİNYİTLERİ (AEL) A- Termik Santralı soğutma suyunu, ilçe merkezinde, nehrin kaynağından almaktadır. Bu uygulama ile, nehrin su miktarı belli bir ölçüde tabiî ki azalmıştır. Ancak, daha sonraki yıllar yapılan ve geçen yıl hizmete giren B- Termik Santralı da Ceyhan Nehrinden soğutma suyu alınması teşebbüsüne halkımız son derece tepki göstermiş, mitingler tertiplemiştir. B- Termik Santrale su alınma girişiminde ısrar edilir ise, Elbistan’da yaz aylarında salgın hastalıklar meydana gelebilir. Hal bu ki; bunun alternatifi vardır.  Daha önceden planlanan, iki defa da DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATININ ONAYINDAN GEÇTİĞİ HALDE halen ihalesi yapılmayan Hurman Çayı üzerindeki KARAKUZ Barajı’ndan soğutma sularının alınması en doğru olanıdır. Karakuz barajı inşaatı bitirildiği takdirde; hem yöre çiftçisi önemli miktarda toprağını sulayacak, hem de Ceyhan Nehri’nin doğal güzelliği bozulmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri, bugüne kadar KARAKUZ BARAJINI Yapmaktan niçin kaçındığını sorumlulardan sorulmasını arz ve talep ediyorum.

4- Elbistan ilçesi nüfus ve potansiyel yönünden Türkiye Cumhuriyeti’nin 33 ilinden daha büyük bir şehirdir. Bağlı olduğu vilayet olan Kahramanmaraş’a 160 km. uzaklıktadır. Türkiye Cumhuriyeti 67 olan vilayet sayısını, 81’e yükseltmiştir. Bu icraatı ile Elbistan’ın il olma hakkını gasp etmiştir. Elbistan’ın vilayetliği 9 yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine kalmasına rağmen, vilayetliği kanunlaşmamış ve gündemden düşürülmüştür. Buna karşılık bu kadar uzun süre gündemde olmayan, 14 ilçe İL yapılmıştır. TBMM; İL YAPTIĞI 14 ilçe ile Elbistan şehrini kıyasladığımız zaman çok büyük bir adaletsiz uygulama olduğu apaçık görülecektir. Bunu izleme komitesi görevlendirildiği takdirde mahallinde tespit edecek ve iddiamın doğruluğu anlaşılacaktır. İL yapılan bazı ilçelerin coğrafi, ekonomik, kültürel, nüfus ve bağlı olduğu ile uzaklık kriterlerinin hiç birisi Elbistan’dan daha fazla değildir. Elbistan’dan çok daha yetersiz olan ilçeler, vilayet yapıldığından dolayı bizlerin hakkı olan bir hizmet, adaletsizliğe kurban gitmiştir. Ayrıca zamanın Cumhurbaşkanı SÜLEYMAN DEMİREL, Kahramanmaraş’a geldiklerinde Elbistan Güneşli Mah. muhtarı Nuri Taphasanoğlu’nun sırtına: “Elbistan Vilayet oldu, hayırlı olsun” sözünü vermiştir. Ve yine Çankaya köşkünde, yüz yirmi kişilik (120) Elbistan heyetine Elbistan’ın İL oldu müjdesini verdikten sonra bana dönerek: “GAZETENİZE YAZIN, ELBİSTAN İL OLDU diye. BAHAR MEVSİMİNDE VALİNİZİ ALIP GELİYORUM” diye söz verdi ve bu sözü gazetemizde manşet yaptım. Zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL, en üst seviyedeki bir devlet adamı olarak verdiği sözde durmamış, bizlerin onuru ve gururu ile oynamıştır. Kendisinden de manevi tazminat talep ediyorum.

5- Gerek termik santraller, gerek şeker fabrikası ve gerekse soba-kalorifer dumanları Elbistan, Afşin ve çevresini yaşanmaz bir hale getirmektedir. Hava kirliliği had safhadadır. Tek çözüm doğalgazın her iki ilçeye getirilmesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nde birçok şehre getirilen doğalgazın bu bölgeye getirilmesi için hiçbir proje çalışması ve program yapılmamıştır. Kaldı ki, altmış km. Elbistan’ın yakınından (DDY Kapıdere İstasyonu) geçerek ilimiz Kahramanmaraş’a DOĞALGAZ götürülmüş, dağıtımına başlanmıştır. Doğalgazın Elbistan’a getirilmesi hakkında çok sayıda haber yayınlamamıza rağmen, bugüne kadar hiçbir adım atılmadı.

6- 1956 yılında projesi hazırlanan CEYHAN NEHRİ üzerinde KANDİL 1, KANDİL 2 HİDRO - ELEKTRİK Santralleri için bugüne kadar hiçbir fiili çalışma gözlemlenmemiştir. 50 yıl önce projelendirilen barajların yapılmaması, bölge halkının istihdam alanını daraltmıştır.

Yukarıda sıraladığım konular ile ilgili olarak, gözlemci göndermenizi talep ediyorum. Bu iddialarımdaki haklılığımı, ayrıntılı raporla ispatlandığını göreceksiniz. Eşitlik ilkesinin bozulduğunu, yöre halkının daha refah bir hayat standardı yaşamasının gasp edildiği apaçık gözler önüne serilecektir.

            Yukarıda özetlediğim üzücü durum ve durumlardan meydana gelen sorunların çözümü için; 08/02/2001 tarihinde, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığına baş vurdum. Meclis Komisyon Başkanı Manisa Milletvekili HÜSEYİN AKGÜL; 16.03.2001 tarih ve A.01.1.İHK/1200 sayılı, NOTER’den tasdikli ekte sunduğum cevabı yazısından da anlaşılacağı gibi: “GEREĞİ YAPILMAK ÜZERE BAŞBAKANLIĞA GÖNDERİLMİŞTİR” denilmiş, ancak o tarihten beri;  ilgili devlet memuru veya memurluğunca, ilgilenme şöyle dursun; “Haklısın” veya “Şikâyetinde HAKSIZSIN” şeklinde cevap dahi verilmemiştir. Böylece, T. C. Sınırları içinde başvuracağım makam kalmamış, mücadele gücüm tükenmiştir. İşin en önemli yanı; adı geçen davalıların DOKUNULMAZLIKLARININ MEVCUT OLMASIDIR. HİÇBİR YARGI BUNLARDAN HESAP SORAMAMAKTADIR. Bu sebeple, uğradığımız bu ADALETSİZLİĞİN, HAKSIZLIĞIN telâfisi için tek çalacak kapı; AVRUPA BİRLİĞİ (AİHM) YÜKSEK MAHKEME’si kalmıştır. Uğradığımız bu haksızlığın sona erdirilip, zararımızın telâfisi için, susuzluktan büyük zarara uğrayan çiftçilerimize ve Termik Santral bacalarından savrulan kanserojen havayı teneffüs eden bölge halkına, ödenmek üzere 5 milyar EURO maddî, 5 Milyar EURO da MANEVİ olmak ve de hazineden ödenmek üzere toplam 10 milyar EURO zararın tazminine karar verilmesini, mevzuatınız gereği hazineden ödenmesi uygun görülmediği takdirde, eşitlik ilkelerine riayetsizlikten dolayı davalıların güçleri nispetinde şahsî bütçelerinden tazminat ödemelerine karar verilmesini arz ve talep ediyorum… Zira, TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANA YASASININ temel ilkesi eşitlik prensibine bağlıdır.