Hızır Sanılan Adam:
Alihafızolğu Memeda

 

    

        

Hızır Sanılan Adam:
Alihafızolğu Memeda


Ender insanlardan olan Alihafızoğlu Mehmet Ünal'ın, eşeği çamura çökeni kurtarışından bahsetmek istiyoruz, bu fıkramızda.
Olay, Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesi Karahüyük-Izgın köyleri arası yolda yaşanır.
Yıl 1925'ler. Izgın köyünden (şimdi kasaba) bir kişinin, değirmene götürmek üzere yüklediği buğday ile yolda eşeği çamura çöker. Adam perişan. Tüm uğraşı boşa çıkar. Allah'a yalvarmaktan başka çaresi yok.
Olacak ya, o sırada geriden bir atlı gelir. Son derece iri yapı ve heybetli bir adam. Bir kurtarıcı beklediği belli. Atın üzerinden inmeden biraz eğilir. Yükün ortasındaki kendiri tutup yukarı kaldırdıktan sonra; “Eşeği nodurla” der. Kalkan eşeğin üzerine yükü bırakıp atını mahmuzlayarak uzaklaşır.
Değirmenden dönen bu kişi, köy odasında geçirdiği serancamı anlatır. Hızırın yetişip, kendisini kurtardığını izah ve; “… Bu kişi, Hızırdan başkası olamaz” da ittifak ederler. “Hızır'ı görmedim ya, Hızır'ı gören gözleri görelim” diyenler olur.
Durum, köye, daha sonra da etraf köylere ve gide gide de Alihafızoğlu Mehmet efendinin kulağına ulaşır. Olayı görmüş gibi ballandırarak anlatana tebessüm edip; “Dur kardeşim dur. Ne Hızır'ı? O, ben idim. Yükü; attan inmeden tutup yukarı kaldırdım. Eşeği nodurla dedim. Eşek çamurdan çıkınca yükü palanın üstüne bırakıp ayrıldım. İri yapılı olmamı hesaba katarak beni Hızır sanmış” der.
İlginç olay bölgemiz halkınca halen konuşulur, söylenip gülüşülür. Ruhları şâd olsun.
Kaynak: Yeğeni Ali ve torunu Hüsamettin Ünal (Pehlivan)
Not: Çok ilginç bir bünyeye sahip bu değerli insanı kısaca tanıtmak isterim:
Mucizevî Adam
Elbistan'ın Kızılcaoba Mahallesi nüfusuna kayıtlı, Ali-Zeynep çiftinden 1878'de dünyaya gelen, 1941'de naklen gittiği Karahüyük köyünde oturduğu sırada misafir geldiği Karabekirler'den Hacı Durdu Karagenç'in evinde vefat eden Hacı Mehmet efendi; annesine, hamile iken manevi bir hâl yaşanır. Durumu kocası Ali Efendiye şöyle anlatır:
“..Başları sarıklı ve sakallı 3 pirani ihtiyar geldi. Biri; “Bu kadının doğacak çocuğuna, ben Allah'tan geniş ilim,” diğeri; “Ben yenilmez bir güç”, öteki ise “Ben de bol, bol mal-mülk ve servet” dileğinde bulunacağım” dediler. Ellerini sırtıma hafiften değirip gittiler” der. Ali efendi; “keşke bunu bana dahi söylemeseydin” der.
Çocuk gümrah bir saç ve sünnetli doğar. 12 yaşında Mısır'a gider. 14 yıl tahsil görür. Hukuk bölümünden mezun olan Mehmet efendi bir süre orada medresede müderrislik (hocalık) yaptıktan sonra Elbistan'a döner. Geniş araziye sahip. Valinin isteği üzerine, Kuşkayası köyündeki çiftliğini 93 muhacirlerine (1893) bağışlar. Bu kadar geniş varlığa sahip olur.
159 kg. (120 hokka) sıklet, 2 metre boy, (ayakkabısı 47 numara) bir camızın gücünden daha fazla güce sahip, sırtı yere gelmeyen ünlü bir pehlivan olan, Atatürk'ün de; “görmek isterim” demesine rağmen iletişim v.s. engelinden görüşmek nasip olmayan Mehmet Ünal; sert mizaçlı olmalarından Gavuroğulları lakabı ile anılan Darende eşrafından İbrahim efendinin kızı Emine hanım ile evlilikten 3 kız, 8 erkek çocuk babası, 46 torun dedesi, 69 da torun çocuğu büyük babasıdır. Ruhu şâd olsun.