İbretname-İlahî Adalet

  

 

    

        

İbretname-İlahî Adalet

Yıl 1913'ler. Malatya ili, Darende ilçesi, Yenice köyünden Süleyman Ekici Yemen'de asker ve daha sonra da Rusya'da esir asker iken, anılarını şöyle anlatır; Yemen'de geçen ilginç olay şöyle seyreder:
Arap; 2 öz, 1 üvey kardeş, bir Türk askerini bir ıssız yerde para ve tüfeğini gasp etmek için sıkıştırırlar. Kucaklaşma sırasında kazara el tetiğe dokunur. Çıkan kurşun, öz iki kardeşten birisinin ölümüne sebep olur. Annesi, Türk Alay komutanlığına; oğlunu öldüren katilin yargılanması yolunda şikâyette bulunur.
Mahkeme kısasa kısas kararı verir. Ferman boğazına asılır. Cellat meydanda tur atmaktadır. Alay komutanı, mahkeme heyeti huzuruna kadını çağırtır. Diyet (kan bedeli) teklif, kadın da kabul eder. Para ödenir. Ancak, asker katil damgasını yer. Aslında suçsuzdur. “Ben Allah'a havale ettim” der. Çünkü, nefs-i müdafaada kişi masumdur. Kaldı ki olay kazaen meydana gelmiştir.
Daha sonra aldıkları kan bedelini bölüşürlerken; “Ölen benim öz kardeşim, sen üveysin, sana vermem” diyeni, üvey kardeşi öldürür. Annesinin şikâyeti üzerine bu kere de, üvey oğlu idam edilir.
Böylece şahit bulamadığı için gasp suçunu ispat edememesinden dolayı katil damgası alan Türk askerinin havale ettiği İlahi Mahkeme adil bir şekilde sonuçlanır. O, iki kardeş de peş peşe idam edilirler
Süleyman Ekici; oğulları Hamit, Durdu, Vahyettin ve Erdemli'de diş hekimi Yemliha Ekici'ye diğer bazı anılarını şöyle anlatmıştır:
“Türkiye'deki Ermeniler; (… Buradaki Rus esirleri; komutanlar hep kurşuna dizdi, siz de elinizdeki Türk esirleri kurşuna diziniz) diye üç defa telsizle verdikleri haber, Rus komutanın yaptığı araştırma sonucu yalan olduğu ortaya çıktı. 200 kadar olan biz esirleri kurşuna dizilmek üzere ayrı tarihlerde toplayıp geri dağıttılar. Rus komutanın dürüst ve keskin zekâsı sayesinde böylece 3 defa ölümün eşiğinden döndük”
“Yemen'de, aydınlanmada kullanılacak gaz yağının bir ara bulunmaması üzerine, keçi iç yağından mum yapıp, birliğin gece aydınlanmasını sağladım. Bunu, güzel bir buluş kabul eden garnizon komutanının son derece takdirini kazandım.”
“Yine Yemen'de, tenekeden soba yaptım. İçinde ateş yakıldığını gören Araplar; 'Bu adam ya cin ya şeytan olmuş' deyip kaçıştılar.”
“Rusya'dayken iki yıl demirci yanında çıraklık yaptım. (atılgan ve çok dürüst) notu vermelerinden sonra fiziki yapımı da göz önüne alarak terzi çıraklığına verdiler. 4 yıl da bu meslekte çalıştım.”
“Yemen'de, yemek pişirmek için kibrit, çakmak bulup ateş yakamadık. Hazırladığımız kelle paçayı küpeciğe doldurdum, yanmakta olan kireç kuyusuna akşamdan koydum. Sabah baktık ki, ilik gibi pişmiş, bu da bir buluş kabul edilip bölük arkadaşlarımı memnun etti ve bana da teşekkür ettiler.”
“Esaret bitip eve geldim. Bu, 3 yıl Yemen, 7 yıl da Rusya'da esir kalmam ve camide de imamlık yapmam göz önüne alınarak 2. Cihan Harbi'ne alınmamı es geçtiler.”
“Rusya'da esir kaldığıma yakın ağrıma giden bir durumu anlatmak istiyorum: Hacca gitmek için 1965'de Darende müftülüğüne baş vurdum. (Askere gidişin var, dönüşün yok) diye belge alamayınca, o yıl hacca gidemedim. Bu beni son derece incitti. Daha sonraki yıl Hacc'a gittim ama öteki yıl gidemeyişimin üzüntüsünü hâlâ içimden atamadım. Ölünceye kadar da atamayacağım. Türkiye'mizde bürokrasi engeli böyle üzüntülere yol açıyor.”