Kendi Düğününü Bırakıp,
Güreşmeye Giden Damat

    

        

Kendi Düğününü Bırakıp,
Güreşmeye Giden Damat

Olay inanılacak gibi değil ama, gerçek. Aşağıda dile getireceğim konu dikkatle okunacak olursa, hem gülünecek, hem de düşünülecektir.
Kahramanmaraş'ın Elbistan ilcesine bağlı Ekinözü (Celâ), Akpınar ve Güblüce köyleri arasında yaşanan ilginç olay 1940'da şöyle seyreder;
Celâ köyünden (sonra kasaba, daha sonra ilçe oldu) bölgenin başpehlivanlarından Cevdet Köşker; Akpınar köyünden ve de yurdun ünlü şairlerinden Ahmet Çıtak'ın kızı Zeliha ile nişanlıdır. Gereken hazırlık yapılır. Düğün tarihi Haziran ortası olup, davul-zurna ile şenlik başlar.
Olacak ya, aynı gün Güblüce köyünde de bir düğün var. Fakat bu düğün farklı; birçok köyler halkı, tabiî ki pehlivanlarıyla birlikte davetli.
Güreş deyince kanatları sızlayan Cevdet Köşker; kendi düğününü bırakır; “Gelin nasıl olsa gelir. Bu fırsatı kaçıramam” fikrini kafasına koyar. Nişanlısının köyü olan Akpınar halkına görünmemek için, Medetsiz tepesinin doğu eteğinden geçerek Güblüce köyüne varıp güreşi izlemeye başlar.
Tozkoparan, Ayak, Orta, Başaltı derken Baş'a güreşeceklere sıra gelir. Bu arada, Cevdet pehlivanı tanıyanlar; “Cevdetciğim, senin bu gün düğünün var idi. Sen buradasın. Yoksa düğün tehir mi edildi? “ diye soranlara: “Davul çalınıyor. Düğünüm devam ediyor. Gelin nasıl olsa gelir. Ben güreşmek istiyorum. Bu fırsatı kaçıramam. Güreş geç de bitse gece eve giderim” cevabını verir. Saat gelir. Başa soyunan Cevdet Pehlivan, muhataplarını yıkarak başpehlivanlığı, diğer deyimle şalvarı alır. O anda da güneş batmış, akşam karanlığı çökmüştür. Gece de olsa yola çıkan, yatsıdan çok sonra evine gelen Cevdet pehlivan, birçok köyün katıldığı böyle büyük bir güreşte başpehlivan olmanın mutluluğu içinde gerdeğe girip muradına erer.
NOT; (Bu kitapta yer alan hemen tüm konular, sahip ve kurucusu olduğum Elbistanın Sesi Gazetesinin “Sohbet” Köşesinde yayınlandı. Merhum Cevdet Köşker'in muhterem eşi Zeliha hanımefendi halen sağ. Yazımı okuyunca gülmüş; “ Bu olay aynen yaşandı. Cevdet geç kalınca, aklıma; acaba beni sevmiyor muy du? diye derin bir üzüntüye kapılmadım değil. Ama, gece yarısına yakın gelen Cevdet durumu anlattı ve benden özür diledi. Şalvarı alan bir pehlivanın eşi olmam bana şeref deyip özrünü kabul ettim.” der. Bu durumu, eşim Fatma Göçer'e anlatmıştır. (Mehmet Göçer)
Yukarıdaki fıkranın, ufak bir eksikliğini tamamlamak için, Mükrimin Halil Lisesi Müdürü Mehmet Fatih Köşker'e sorup, gereken bilgiyi aldığımda, O da Cevdet Pehlivanın diğer bir anısını şöyle anlattı:
“Cevdet Köşker amcam oğludur. O'nun güreş tutkusu yeri ve zamanı geldikçe halen konuşulmaktadır. Güreşe 15 yaşlarında başladığını, 20-22 yaşlarında başpehlivan olduğunu büyüklerimiz söz eder di.. Onun bir anısını da ben anlatayım; Elbistan'da alışverişini yapıp döner. Yol üzerinde olan Ketizmen köyünü geçerken düğün olduğunu, davulun da Köroğlu havası çaldığından güreşin başladığını anlayıp hemen güreş sahasına varır. Eşeğini bir ağaca bağlayıp güreşi izlemeye başlar. Vakit ikindi. Başa güreşmenin vakti gelir gelmez derhal soyunur. Muhataplarını yıkarak şalvarı alıp yoluna devam eder. Bu durum halen yeri geldikçe söz edilip gülüşülür”. Ruhu şâd olsun.
Kaynak; âile büyüklerinden vaki dinleyen, Ekinözü eski İl Genel Meclisi Üyesi ve Emekli Astsubay emeklisi Orhan Köşker.
Not;Elbistan ve bölgesi halkının güreş severliği bilinmektedir. Onların hoşuna gideceğini ve de enteresanlığını düşünerek ilginç durumu kitabıma taşımış bulunuyorum.