Kıvış Yusuf-Dirgen Ali Olayı

    

        

Kıvış Yusuf-Dirgen Ali Olayı

Kendisine suikast için pusu kuran Kıvış Yusuf'u, Dirgen Ali'nin nasıl teslim aldığından bahsetmek istiyorum bu bölümde.
Bir meseleden dağa çıkan, daha sonra işi çığırından çıkartarak on kadar insan öldürdüğü söylenen Kıvış Yusuf'un çevreye dehşet saçtığı dönem. O eşkıyalığını yapadursun, biz gelelim Dirgen Ali'ye:
Dirgen Ali namı ile anılan Ali Binboğa, çevrede adı konuşulan, sözünün üstüne söz konulmasını istemeyen bir ağa. Ancak, aynı yerden Dıbıcılar kabilesi de ağa. Zira her Türk bir ağadır aslında. Eskiden beri aralarında kan davası maalesef süre gelmiştir.
Dıbıcıların ileri gelenleri bir gün toplanıp fikir alış-verişinde bulunurlar. Konu; Dirgen Ali'nin öldürülmesi. Bu adamın ancak Kıvış Yusuf hakkından geleceği fikrinde ittifak ederler. Olur mu? Olur!. Tamam mı? Tamam!..
Kıvış Yusuf çağrılır. Durum anlatılır. “Sana on (10) adet Reşat altını. Bir adet de yeni Alman mavzeri. Bugün de Dirgen Ali, oğlu Fakı ile Elbistan'a gittiler. Onlar akşamdan önce köye dönerler. Danadır deresi en uygun yer. Elini çabuk tut, pusu kuracağın yeri hazırla” derler.
Kıvış Yusuf fırtına gibi. Teklifi kabul edip adı geçen yere gelir. Topladığı taş ve otlarla bir ördek evsini yapıp, içine girip, beklemeye başlar. Baba-oğlun arka arkaya geleceğini, el çabukluğu ile birkaç saniye içinde halledeceğini hesaplayan Kıvış Yusuf, bir de bakar ki Dirgen Ali önde, görebildiği yerde yumurtayı vuran keskin nişancı oğlu Fakı ise 50 metre geriden gelmektedir. Başından bir kazan kaynar su aktarılmışa döner. Dirgen Ali, etraftaki bazı taşların kaldırıldığını, bazı otların koparıldığını anlaması ile atından ok yaydan fırlar gibi inerek yere serilir ve; “Oğlum Fakı!. Atla, yere seril, önümüzde bir yatan var” diye seslenir. Fakı anında atlar. Yere yattıktan sonra, hemen ceketini çıkartıp, hedef şaşırtmak için bir taşın üstüne koyar. “Orada yatıyor” süsü verir. Kendisi hızla sürünerek dolaşıp Kıvış Yusuf'un tepesine dikilip; “Teslim ol!. At tüfeğini yere” der. Zaten kurtuluş yok. Çünkü, Dirgen Ali'yi vursa, 50 metre geriden gelen Fakı kendisini kesinkes vuracaktı.
Hayatının kurtulmasına sayan Kıvış Yusuf'un canına minnet. Dirgen Ali sorguya çeker. Dıbıcıların, 10 adet Reşat altını ile elindeki mavzeri verdiklerini, karşılığında siz Dirgen Ali ile oğlunuz Fakı'yı öldürtme planı yaptıklarını, ancak; Fakı'nın 50 metre geriden gelmesi bu proğramı bozduğunu anlatır. Dirgen Ali zeki adam. “..Bin terkime” deyip hareket ederler. Köyün içinden geçerler. Altın ve mavzer verenler Kıvış Yusuf'un, Dirgen Ali'nin terkisinde gittiğini görüp şaşkına dönerler.
Yaman bir eşkıya olduğunu bilen Dirgen Ali, Kıvış Yusuf'u bir hafta yedirip içirip ağırlar. Bu sırada Kıvış Yusuf ; “Ben görülmeyecek, bilinmeyecek şekilde pusudaydım. Nasıl anladın?” diye sorduğu Dirgen Ali şu cevabı verir: “Her zaman gördüğüm taşlar, yükselen otlar yerinde yoktu. O anda anladım” cevabını verir.
Dirgen Ali, Kıvış Yusuf'a; “Sana on (10) adet Reşat altını da ben ikram ediyorum. Kapım her zaman açık. Aha da tüfeğin. Haydi; işin rast gelsin” deyip uğurlar.
Kaynak: Antep Çakmaklar Kabilesinden, bir zamanlar Belediye Reisliğine de vekâlet eden, belediye meclis üyesi Durdu Güllü ve Demirci Türabi Özpolat.
Not; Hiç bir kimse, “Ben böyle bir durumla karşılaşmam” diyemez. Hele de savaş zamanı. Burada, zekâ meselesi öne çıkıyor. Baba Dirgen Ali de, oğlu Fakı da zekâları ve pratiklikleri sayesinde ölümün eşiğinden dönüyorlar dikkat edilecek olursa. Ağırlayıp uğurlama da önemli bir düşüncenin ürünü olsa gerek. Hepsinin de ruhları şâd olsun.