Kur'an-ı Kerim'in
Tarifine Uyan Mağara Afşin'de

 

    

        

Kur'an-ı Kerim'in
Tarifine Uyan Mağara Afşin'de



BAĞDAT, EFES, TARSUS'u da GÖREN KAZAKİSTAN'lı KUBAY NAZAR'ın; ASHAB'ı KEHF'in AFŞİN'de OLDUĞUNU nasıl anladığından ve burada nasıl çileye girdiğinden bahsetmek istiyorum bu yazımda.
İlginç ve de tarihi belgeler zincirine halka ekleyecek olay; 1998 yaz dönemi, Kahramanmaraş'a bağlı Afşin ilçesi Ashab-ı Kehf külliyesinde yaşanır.
Kazakistan'lı Kubay Nazar (55) evli, 4 çocuklu, kendini ilm'e, kültüre vermiş, araştırmacı değerli bir şahsiyet.
Kur'an-ı Kerim'in Kehf suresinin tefsirini okur. Dakyanus'un zulmundan kaçıp saklandıkları mağara ile yaşadıkları serencam ve maceranın etkisinde kalır. “…Ben bu mağarayı bulmalıyım” fikrini kafasına koyar, araştırmaya başlar. Önce Şam'a gider. Oradaki mağarayı gezer. Cenabı Allahın; “…Ya Muhammed; Dakyanus'un (Dakyus, Taciüs) zulmünden kaçıp-mağaraya saklanan dostlarımızı korumaya aldık. Güneş doğar doğmaz o mağaraya vurur, huruç edip batarken de mağaranın taşlarına dokunup geçerdi. Güneş içeri girdiğinde, cesetleri dönderir, bozulmamalarını sağlardık. 309 yıl böyle uyudular. Yanlarında köpekleri de var idi.” Bölümüyle karşılaştırdığında, o mağaranın tarife uymadığını anlamakta gecikmez.
Daha sonra İzmir Efes'e, Efes'ten sonra da Tarsus'a gelip incelemede bulunur. Yine Kehf suresindeki “Güneş doğar doğmaz o mağaraya vururdu” tarifine uymadıklarını gördükten sonra; Bir de Afşin'de ki mağarayı göreyim” der.
Ay Temmuz. Mevsimin en sıcak günleri. Afşin'e, oradan da 7 klm. Batı kesimindeki Ashab-ı Kehf külliyesine gelir. Külliyenin bekçisi Ali İşbilir'in misafiridir. Sabahın erken saatı mağaraya girip güneşin doğuşunu bekleyen Kubay Nazar, güneşin mağaraya doğar doğmaz girdiğini görür. Bekçi Ali İşbilir'e; “…Ben aradığım mağarayı buldum. Şam'a gittim. İzmir Efes'e, daha sonra da Tarsus'a gittim. Sözü edilen mağaraları gezdim. Kur'an-ı Kerimin Kehf Suresindeki tarife uymadıklarını gördüm. Ama, o tarife burası tamı tamına uymaktadır.” Deyip, Molla Hönkâr Hacı Bektaş Velî Hazretlerinin çileye girdiği odaya talip olur. Burada kırk gün çileye gireceğini söyleyip, izin ister.
Adı üstünde; “İşbilir.” Kesin cevap vermez. Resmi makamlara durumu iletir. “Olur” aldıktan sonra izin verilir. Günde, birkaç adet zeytin danesi, birkaç adet siyah kuru üzüm yiyerek ve şekerli tuzlu su içerek kendini ibadete verir. Bu müddet zarfında Ali İşbilir ailesi 40 yıllık dostu imiş gibi hizmet eder, ağırlamakta kusur etmez, tam bir Osmanlı misafirperverliği sergiler. 65 kg. sıklet ile çileye giren Kubay Nazar, 40 gün sonra 33 kg. ile çileden çıkar.
Halk dilinde; “7 Uyurlar” diye de anılan Ashab-ı Kehf'in böylece; Afşin'de olduğu, Kur'an-ı Kerim'in Kehf Suresindeki tarife kesinkes uyduğunu belgeleyen belgeler zincirine bir halka daha eklenmiş oluyor.
Kubay Nazar'a, bu kitabımız kanalı ile Kazakistan'daki tüm Müslüman kardeşlerimize Afşin ve Elbistan bölgesinden kucak dolusu selam, sevgi ve saygı yolluyor, sağ ise hayırlısından uzun ömür diliyor, vefat etmiş ise Allah'tan rahmet, tüm Kazakistanlı kardeşlerimize tüm insanlığa gelip görmelerini tavsiye ediyorum.