|
Zeytin Ermenileri'nin
Müslüman Komşusuna Zulmü!..
Gerek Osmanlı döneminde, gerekse Türkiye Cumhuriyeti döneminde, akla hayâle
gelmeyen zulüm ve işkencelerle TÜRK TOPLUMUNA kan kusturan Zeytin
Ermenileri'nden bahsetmek istiyorum.
Kahramanmaraş'a bağlı Elbistan ilçesinin yetiştirdiği, altmış (60) kadar
kadıdan birisi olan, “Kadı, Osman Babazâde” namı ile anılan İbrahim Hakkı
Gürer, Zeytin ilçesinde KADI.
İlçe merkezi Zeytin'in içinden geçen dereye; Birçok Müslümanı öldürüp veya
gece yalnız bulup attıkları için, “KANLI DERE” adı verilmiştir. Derenin
derinliği en fazla100 metreden fazla. Oraya atılan bir canlının sağ kalması
imkân haricidir.
Atatürk'ten önce tayin edilen ilçe jandarma komutanı Süleyman Yüzbaşıyı 15
Şubat 1915'de şehit etmeleri de tam azgınlaştıkları döneme rastlar.
Cumhuriyet dönemine kadar bu azgınlıkları devam eder. Bunlar tarihen sabit
yaşanmış olaylardır. Kıbrıs Rum lideri Makaryos'un da Zeytin doğumlu olduğu
söylenir.
Biz sadede gelelim:
Zeytin Kadısı Osman Babazâde İbrahim Hakkı Gürer'in damadı Elbistan
eşrafından Fahri Gürlek; akrabaları Hamdi Doğan ve Teber Kıral ile
sözleşerek aileleriyle birlikte, kiralık mekkâreyle (at ve katır) yaz
mevsimi Zeytin Ilıca'sına gitmek üzere 1937 tarihinde yola çıkarlar. Bu
grupta, Fahri Gürlek'in kayın validesi Hatice Gürer hanım efendi de
bulunmaktadır.
Berut Dağı'nın koyu Ericek'in Alapınar mevkiinde, bir gece konaklamalarının
ertesi gün sabahleyin yolculuk başlar. Zeytin yokuşunu tırmanmaktadırlar.
Okkayasını geçmelerinden az sonra Zeytin'e girerken Hatice hanım; damadı
Fahri Gürlek'e sol tarafta olan kayalık üzerindeki 2 katlı konağı parmağıyla
göstererek, geçmiş serancamı şöyle anlatır:
“Oğlum Fahri; Biz o konakta oturuyorduk. Kızım Nuriye'ye loğusaydım. Çocuk
4-5 günlük. Gecenin geç vakti. Çok azgınlaşan Ermeniler, oturmakta olduğumuz
o konağa sabaha kadar kurşun yağdırdılar. Odanın içi, yatağımın üstü mermi
çekirdekleriyle doldu; Allah'a şükürler olsun, bize hiç bir şey olmadı.
Âdeta bir mucize yaşandı. Ertesi gün haber gönderildi. Duranoğlu Memet gelip
bizi mekkâreyle Elbistan'a götürdü.”
Yazımıza kaynak ve o tarihte 11 yaşında olan Ömer Gürlek, Kadı İbrahim Hakkı
Gürer efendi'nin kızı Münire'den olan Fahri Gürlek'in oğludur. Babasının
bindiği atın terkisinde olup bu olayı dinleyen, bir bant gibi hafızasına
alan ve bana aynen anlatandır.
* * *
Bir Anı Daha
Aynı ekip Zeytin merkezine vardıklarında, mekkârecinin biri, bir durumu da
şöyle anlatır:
"Süleyman Yüzbaşıyı daha önce, Ermenilerin şehit ettiklerini, halka zulüm,
işkence yaptıklarını, sık sık da Müslüman vatandaşları öldürdüklerini;
görevlendirdiği gizli istihbarat ekibinden öğrenen Atatürk duruma el koydu.
Zulüm silindi. Ortalık süt-liman oldu. Sanki Hazreti Ömer adâleti geldi.
Öyle ki; “Kurt koyunla yürür oldu.” dedikten sonra:
“Hiç unutmuyorum: Zeytin'i dört-beş yüz m. geçtiğimizde şu yolun kıyısına
bir aba (Kahramanmaraş'a has, Katırcıların-mekkarecilerin, bir çok kişinin
giydiği, kıyılarında sim şerit bulunan bir ceket) düşmüştü. Oradan gelip
geçen yolcular; “M. Kemal Atatürk duyar da sorguya çekilirim diye 15-20 gün,
kimse el uzatamadı. Daha sonra sahibi çıktı. Allah O'ndan razı olsun;
Merhamet, vicdan yoksunu Ermenilerin elinden bizleri O kurtardı. O'nun
sayesinde rahata kavuştuk” diye sözlerini bitirdi. Dedi…
Not: Bu olayı insan hakları savunucularının bilgisine sunuyorum. Kaynak:Ömer
Gürlek
|