|
Siz, hiç ilkokulu bitirmediğiniz halde matbaa açmayı düşündünüz mü?
Hele 1950'li yıllarda gençliğinizi yaşıyor olsaydınız, ekmeğinizi kazanmak
amacıyla, nüfusu on bin bile olmayan bir şehirde (Elbistan'da) gazetecilik
yapmayı göze alabilir miydiniz?
Göze alsaydınız bile, Elbistan'ın, sosyokültürel
gelişmesinin, şehirciliğinin, haberlerinin, edebiyat ve kültürünün yazılı
belgesi olabilecek nitelikte olan bu çalışmalarınızı (ELBİSTAN
POSTASI-sonra-ELBİSTANIN SESİ GAZETELERİNİ) elli yıl, üstelik, işe, ilkel,
harf harf elle dizilen ve kol gücüyle baskı yapabilen âletlerle başlayıp,
Anadolu'da çok az bulunan evsafta modern araçlarla bezenmiş bir matbaaya
ulaşmak şartıyla devam edebilir miydiniz?
Sahi, siz hiç, yetmiş yaşınızdan
sonra kitap yazmayı düşündünüz mü?
Geçmişten geleceğe bir şeyler bırakmak; dedelerimizin güzelliklerini,
maceralarını, esprilerini, sakarlıklarını, hazırcevaplarını, kırılan
potlarını, aşklarını, türkülerini, destanlarını, kısaca hiç kimselere
benzemeyen farklılıklarını, yarınlara ulaştırabilmek düşüncesiyle, bitmez
tükenmez sayfalara göz nurunuzu satır satır döktünüz mü?
Siz hiç…
İşte bu zorlukları başaran ve şimdi amacına ulaşmış
insanların huzurunu yaşayan Mehmet GÖÇER'in bu kitabını, imla kaygısından,
cümle kurgusundan, Türkçe'nin mânâ semâlarında yükselen ve enginlere dalan
kartalın süzülüşlerini gözetmeden okuyacaksınız. İlkokul mezunu bir insanın,
kendine has üslubuna saygı duyup ve hatta bu üslubu içinde, günümüz
Elbistan'ının söyleyiş güzelliklerini bularak okuyacaksınız.. Keşke, kitap
boyunca üslubunda daha mahalli olsaydı da bir zamanlar gazetesine, bir sel
haberini yazmak için attığı; “Ambarcık'da Söootlü, çıkla çamır ahıyor”
başlığında olduğu gibi yazsaydı…
Dilinize ve kaleminize sağlık Mehmet GÖÇER ağabey
diyor, kitabın diğer ciltlerini de okumayı sabırsızlıkla bekliyoruz.
|