Kışa Kalan Arpa

 

    

        

Kışa Kalan Arpa

Enteresan olaylar olur da, enteresan yıl olmaz mı? İlginç durum, ilginç yıl; Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde yaşanır. Sene 1954. Pınarbaşı mahallesinden Mehmet Ali Öksüz; bir çift öküz, bir çift camızı bulunan belli bir çiftçidir.
Kurtluburun yazısında (Şimdiki Şeker Fabrikasının yeri) 55 dönüm tarlası var. O yıl arpa eker. Bilinçli ekim, zamanında da yağan bereketli yağmur sayesinde arpa mükemmel olmuştur. En az 1000(bin) külek arpa beklemektedir.(Bir külek yaklaşık 14 kg.dir)
30 Haziran'da biçilen arpa ne var ki yağmur ile karşılaşır. Derken, kuruyup harman olmasına fırsat vermez. Günler haftaları, haftalar ayları kovalar, ta ki kış girinceye kadar devam eder. Yoğun kar'ın altında kalır. Nisan sonlarına doğru yaz gelmiştir. Bir de ne görsün, Mehmet Ali Öksüz; arpanın sapı da çürümüş, tanesi de. Öksüzlüğüne bir öksüzlük sıkıntısı daha eklenmiştir. Çok derin bir üzüntü içinde eve döner. “Sapı çürüse de, arpasından istifade ederim” ümidini taşıyan, durumu değerlendirince, bundan da mahrum kaldığını anlayan Mehmet Ali efendi, muhterem eşine “ah!..vah!..” çekerek vaziyeti anlatır. “Cana gelen âfet mala gelmiştir. Sağlık olsun” diye karı-koca teselli olurlar.
Kaynak; o zaman 15 yaşında olan oğlu Yusuf Öksüz.