|
Müslüman Bekir
Demirci Hacı Hüseyin Çakmak, namı diğeri Nalbant Hüseyin'in anlattığına
göre: “Müslüman Bekir” lakabıyla anılan Küpçüler kabilesinden Bekir Efendi
şen birisidir. Nur içinde yatsın. Ancak akıllı olması yanında çok da
titizdir. Yıl 1947. Kızılcaoba Mahallesi, eski adı Kışla, halk dilinde Lise
Caddesi, Adliye Sarayının batı karşısı, Göçer ofset eski tesislerinin yeri
devlet hastanedir. Başhekim doktor Nedim Bey, değerli bir şahsiyet.
Müslüman Bekir hasta. Muayene olur. Nedim Bey; “Gıdasız kalmışsın, zayıf
düşmüşsün. Kilo alman lâzım. Et yiyeceksin” - Cevap; “Küskünük efendim.”
“Günde bir bardak süt içine bir yumurta kırıp içmelisin.” “Küskünük
efendim.” “Ciğer, dalak, közleme de pişirip yemen lazım.” “Küskünük
efendim.” “Bal-kaymak yemen lazım.” “Küskünük efendim.” Cevabını verir.
Nedim Bey hassas biri. Müslüman Bekir'in ne demek istediğini anlar. Elini
cüzdana atar; -Al şu parayı, bu küskün olduğun gıdalarla barış. Hem de
yazdığım reçetedeki ilaçları al kullan” ve de “geçmiş olsun” der.
Müslüman Bekir'den Bir Anı Daha
Eskiden hep damda yatılırdı. Sinirliliği ile de tanınan Müslüman Bekir eşine
fiske atmasıyla da bilinir. Damda yatmaktadırlar. Uyumadan önce, eşiyle
sohbete başlarlar. Derken söz yıldızların adlarını konuşmaya gelir; “Aha şo
demir kazık, aha şo beş kardeş, aha şo da terazi” deyince, Müslüman Bekir;
“Vay canına, hanım, sen benim yatağımı tam terazinin altına sermişsin. 'Hokka
düşsün de başı yarılsın' diye mi bu yanlışlığı yaptın?” deyip tokadı
kondurur.
Burada bir espri daha anlatacağım. Doktor Nedim Beyden söz etmişken bir
anıyı daha anlatmadan geçemeyeceğim.
Başhekim doktor Nedim bey cüce değil ama çok küçük bir bünyeye sahip. Bunun
aksi, devlet hastanesinin sağlık memuru, aynı zamanda aynı binanın da
sahibi, Mustafa Bey 120 kilo sıklete sahip şişman, iri yapılı biri. Gelen
hastalar, gerek Nedim Beye gerekse diğer görevlilere; "Büyük doktor nerede?"
diye sorarlar.
O zaman sıtma yaygındır. Gelen hastaların %80'i sıtma hastasıdır. Hakikaten
sıtmalı hasta ise sağlık memuru Mustafa Bey, "Kinin" hapını verip gönderir.
Eğer hakikaten başka türlü hastalık ise muayene masasını hazırlar,
başhekime; “efendim, hasta var, buyurun” der
Buradaki espri; gelen hastaların; “Büyük doktor nerede?” diye sormaları
olup, Nedim Bey de dahil, parmak ile “aha şu karşıda” diye göstermesidir,
gösterilmesidir. Ruhları şâd olsun.
Kaynak; Hacı Hüseyin Çakmak.
|