Tilkinin İntiharı

 

    

        

Tilkinin İntiharı

Kurnazlığı ile ünlü hayvanlardan olan tilkinin intihar edişini, Ziraat Mühendisi, Hamit Yıldırım'dan dinleyip kaleme almış bulunuyorum
Yıl 1988. Ay Ağustos sonu Rahmetlik babası Vahap ağa ile birliktedir. Malatya'ya kamyon ile kayısı götürmektedirler. Vakit gece. Akçadağ'ın Sarıhacı köyünü geçerken, vakit erken olduğu için bir saat kadar dinlenmeye karar verirler. Olacak ya; Park eder etmez, bir tilki yakaladığı tavuğu yolun karşı tarafına geçirip, çalıların arka kısmında yeri kazıp toprağa gömdüğü izlenir. Ayın ışığı, berrak bir gece. Durum rahatça seyredilebilmektedir. Hemen gidip az sonra 2. bir tavuğu da getirip aynı yere gömer. “Şuna bir muziplik yapalım” derler. 3. tavuğu getirmeye gittiği belli. Derhal o gömülen iki tavuğu çıkartıp kamyonun şoför mahalline girerler. Az sonra 3. tavuğu getirir, ancak az önce gömdüğü iki tavuğu aramaya başlar. Bir hayli uğraşmasına rağmen sakladığı 2 tavuğu gömdüğü yerde bulamayınca, 2 metre havaya fırlayıp yere düşer. Bu ne hal? diye varıp baktıklarında, tilkinin öldüğü görülür. Böylece tilkinin sinirine kapılarak intihar ettiği anlaşılır.
Kısa bir yorum; bu ne demek?: “Ben tilki olayım; sakladığım avı başkalarına kaptırayım. Böyle yaşamaktansa, böyle ölmek iyi” demiş olmalıdır elbette.
Elbistanın Sesi gazetesinde yayınlanan bu fıkrayı okuyan Kahramanmaraş İl Jandarma Alay Komutanı Kd. Albay Halil İbrahim Turhan; Vali Ali Bilir ve erkânı ile bir sohbette şu ifadeyi kullandı; “Dünyada, tilkinin bu hasletini bilip meydana koyan ikinci bir basın organı yoktur” diye konuştu. Yıl 2002
Tilkiden yüreği dertli olan Hamit Yıldırım, diğer bir tilkinin tavuk katliamını şöyle anlattı:
“Köyümüz Evcihüyük'te, kümese giren tilki 32 tavuğumuzu katletmişti, yıl 1987. Kümesten 150 m. kadar ileri taşıdığı tavukların kafasını koparmış, 1 er m. ara ile dosdoğru dizmişti. Kümeste kalan siyah bir tavuğumuzu da 2 gün sonra, korktuğundan olmalı, kümeste ölü bulmuştuk.
Bu sırada, AEL'den emekli Derviş Şahin; Balıkçıl köyünden Hasan Hüseyin Camız'ın tilki yakalama hadisesini şöyle anlattı:
“....kümese gelen tilki gecenin karanlığında şaşırarak ahıra girdiğini görür. Ahırda elektrik yok. Hanımı ile gaz lambasını yakıp içeri girerler. Ahırı köşe bucak ararlar. Yok mu? Yok. Kapı kapalı. Tilkinin kaçacağı bir delik yok. Ümidi keseceği anda, eşeğin sırtına binen tilki ile göz göze gelir. Eşeğe bindiği gibi, sırtına iyice sarılmış, sanki bir çul örtülü. “Gözü gözüme gelmese idi imkân yoktu tilkiyi bulmama.” diyor.
“Ancak, öldürmeye kıyamadım. Kapıyı açıp kaçmasına yardımcı oldum.” diye bana anlattı. Ben de size, söz tilkiden açılmışken, onun anlattığını anlattım.” dedi.
İlginçliği dolayısıyla durumu kitabıma taşımış bulunuyorum.