Dirgen Ali, Osman Usta Olayı

    

        

Dirgen Ali, Osman Usta Olayı

İlginç, hatta eşine ender rastlanan yapı ustası kaçırma olayı Kahramanmaraş ili Afşin ilçesine bağlı Lorşun köyü ile o tarihte bağlı olduğu Elbistan ilçesi arasında yaşanır.
1870'de Elbistan Köprübaşı mahallesinde dünyaya gelen, 1943'te vefat eden, soyadı döneminde Tamer soyadını alan Durmuş Haliloğlu Osman usta, merak sardığı yapı sanatında kısa zamanda üne kavuşur.
Ceyhan Nehri, Köprübaşı Köprüsü güneyi, un, bulgur ve dövme değirmenlerinin de doğu karşısına inşa ettiği iki katlı Gazipaşa ilkokulu başta, birçok köprüler, evler, konaklar, hatta eski hükümet konağının yapılmasında emeği geçen, daha önceleri meydana gelen depremde yıkılan Ulu Cami minaresini tamir eden, yaptığı işlerin sağlam ve görkemliliğindendir ki belediye fen bilirkişisi seçilen Osman usta; ev, konak yaptırmak bir şans meselesi durumuna gelir. Kısaca aranan adam. Yapı yaptırmak isteyenler sırada.
O zaman Afşin nahiye. Lorşun Elbistan'a bağlı köy. Bu köyde; “Dirgen Ali” adında bir kişi ünlenir. Sofrası açık. Tam bir ekmek sahibi. Ne var ki tek adam olma hastasıdır adeta. Karşısına çıkanlara hayat hakkı tanımaz gibi. Bu konuda bir anısını Yenice'li Hacı Kemal emmi namıyla anılan Mustafa Kemal YÜCEL'den ; “SÜLLA namıyla anılan Süleyman YÜCEL'in babası” bizzat dinlemiştim:
“…Dirgen Ali ile hapis yatıyorduk Elbistan'da. Koğuşların mevcudunu bir gün topladı. Şöyle öğütte bulundu; “Yavrularım, yavrularım, eğer düşmanı vurma ile, kırma ile bitirsem ben bitirirdim. Bir mağara da (7) yedisini vurdum. Vurdukça çoğaldı, vurdukça çoğaldı. Daha sonra düşman tüketmenin bir çaresini buldum : Düşmanın yemediğini yemeye başladım, giymediğini giymeye başladım, binmediğine binmeye başladım. Bir baktım ki ; düşman tükendi, herkes benimle dost oldu. Sizler de bu durumumdan ibret alıp ona göre çok çalışınız dedi. Diye bana bir anısını anlattı.”
İşte Dirgen Ali böyle hiddet ve şiddetiyle tanınan biri. Bu kişi bir konak yaptıracaktır. Bunu da ancak Osman usta yapar. Fakat, müşterisi çok, sıra gelmesi zor. “Ne yapalım? Ne yapalım?” Meşvereti” (Müzakeresi) yaparlar. Gizli bir istihbaratçıya karar verilir. Elbistan'ı iyi bilen görevli araştırmaya başlar. Nerde oturuyor?, nerden gelip, nerden gidiyor? v.s.. Araştırmacı raporunu verir. Osman ustanın sabah namazına gidiş saati tam uygun bir saat. Dört silahlı görevlendirir. Bir de yedek at. Sabah namazına gitmek için kapıyı açan Osman ustayı, derhal yakalayıp; “Sesini çıkartırsan öldürürüz” derler. Nereye, ne için gittiğini bilmeyen Osman usta Lorşun'a götürülüp, Dirgen Ali'nin huzuruna çıkartılır. “Korkma. Şu anda Dirgen Ali'nin evindesin. Ben de Dirgen Ali'yim. Canına bir zarar gelmeyecektir. Ancak bir şartla; Ben bir konak yaptıracağım. Bunu yapacaksın. Ücretinde eksiksiz verilecek. Gerek işe başlamadan, gerekse yarım koyup kaçacak olursan hayatıyın sonu olur. Bu ültimatomu alan Osman usta, konağı yapmaya şeref ve namus sözü verip işe başlar. Ancak zamanın iletişim eksikliğinden, sağ olup olmadığını ailesine duyuramaz. Osman usta kayboldu haberi yayıldıkça yayılır.
Derhal işe başlanır. Amele, işçi doğrama sıkıntısı yok. Osman ustanın her istediği yerini alıyor. Üç ayda yapılacağı tahmin edilen konağı 45 gün içinde tamamlayıp Elbistan' a dönen Osman usta; “Öldürüldüğü” kuşkusu ile kaybolduğu günden beri ağıt feryat eden muhterem eşi Zeynep hanıma ve ciğer paresi çocuklarına kavuşur. (Ruhları şâd olsun)
Kaynak:Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Başkanı iken emekliye ayrılan, halen Ankara'da oturan, emekli hakim (Osman ustanın oğlu) Elbistanlı Samet TAMER.