Eski bir Gelenek;
Gelinin Koç Kaldırması

 

 

    

        

Eski bir Gelenek;
Gelinin Koç Kaldırması


Gelin, kucakladığı koçun ayaklarını yerden kesince, geleneğe göre; yol üzerindeki köyün ağası tarafından düğün alayına ziyafet çekilmesi olayı, Malatya İli, Darende ilcesinin bazı köyleri ile, Hekimhan ilçesi köyleri arasında yaşanır.
Türk toplumunda, bir bölgenin, hatta bir köyün diğer bir köye örf ve adetlerinin uymadığı bilinmektedir. Bu yazımda, enteresan ve hatta unutulmak üzere olduğunu öğrendiğim ilginç bir geleneği bu güne hatırlatmak, yarına da taşımak istiyorum :
Başlıkta özetlenen olay, daha çok Malatya- Hekimhan köyleri ile Darende'nin kuzey taraf köylerinde ve bu sözünü edeceğim olay da Hekimhan'ın Kurşunlu Nahiyesi ile; Darende'nin, resmi adı Hisarcık olmasına rağmen halk tarafından Asarcık diye bilinen köy arasında yaşanır.
Yıl 1938. Ay Temmuz. Darende'nin Asarcık köyünde, sofrasının açıklığı, sözünün üstüne söz konulmayacak kadar hatırı sayılan Kürt Kaymakam, o yörenin ünlü şahsiyetlerinden. Oğlu Alipaşa da babasının koltuğunu doldurmuştur. O, orda dursun. Biz gelelim bu aile ile hısım olmak isteyen Hekimhan'ın Kurşunlu Nahiyesinden Hacaloğ namı ile anılan ve de aynı şekilde tanınıp hatırı sayılan Hacı Ali efendinin durumuna.
Hacı Ali efendi, oğlu Mehmet'e, Alipaşa'nın kızı Döne'ye talip olur. Onların da; tanıdıklarıdır, sevilip sayılan bir ailedir. “Allah yazdıysa biz ne diyelim” derler. Düğün hazırlığı tamam. Kurşunlu Nahiyesine bağlı Delihasanyurdu, Kuloğlar, Kölükler, Gelengeç, Melik (Başkaya) ve çevresi köyler davetli olduğu için düğün son derece kalabalık.
Hisarcıktan (Asarcık) alınan gelin Melik'in Dünek mezrasından geçecektir. İşin güzel tarafı; Dünekte de ünlü bir ağa var; KELOĞ OSMAN. “Yıldırım” Dört gözle düğün alayını beklemektedir. Gelinin önüne koyacağı kınalı koç hazır. Bu onun için bir şeref olup günlerce adını konuşturacaktır. Dünekliler elpençe divan durup etrafında hizmet etmektedirler.
Beklenen düğün alayı Dünek'e girmiş yol kesilmiştir. 'Nedir bu?' demek fazladan. Ecdattan gelen bir örf ve âdet gerçekleştirilecektir. Kınalı koç gelinin atı önüne konur. Bu durum gelin için de sürpriz değil. Belki annesi de koç kaldırmıştır, bel ki anneannesi de koç kaldırmıştır. Hemen attan iner Döne gelin: 'Bismillahirrahmanirrahîm' deyip koçu kucaklar. Döne oldukça güçlü. Koçu çok rahatça kaldırıp ayaklarını yerden keser. Meydanı dolduran ve de halaka olan düğün alayınca, alkış tufanı ile takdir ve tebrik edilir. “Rızkınız bol, yuvanız şen olsun” nidası ile bu fasıl biter.
KELOĞ OSMAN'ın günü doğmuştur. O koç ile birlikte iki de kısır koyun kesilir. Yemek yapılmış, sofra hazırlanmıştır. Yemekten sonra, tatlı yerine bal ikram edilecektir. O kadar kalabalık bir topluluğa bal yetiştirmek de her insanın kârı değil ama, Keloğ Osman için mühim değil. Burada bir espri sergiler Osmanağa. Kapı ardına saklattığı sitil sitil yoğurdu baldan sonra verince; “Niye böyle?” diye gözüne bakanlara: “Yaaa!.. yoğurdu birlikte vereydim de daha mı çok bal yiyeydiniz?” demesi üzerine kahkahalar birbirine karışır.
Kaynak; Asarcık köyünden, 105 yaşında halen sağ Mehmet DALYAN, Dünek'ten olup Elbistan'ın Evcihüyük köyünde oturan köyün eski muhtarı Ömer Öğüt. Yıl 2003