Eşek Anırma Olayı

 

 

    

        

Eşek Anırma Olayı

İlginç olay Gaziantep'te yaşanır. Kardeşi Ali Diler, İstanbul'da Meral Yayınevi'nin sahip ve kurucusu Hacı Kadir Meral'a bu olayı bizzat anlatmış, ondan da ben dinleyip kitabıma taşımış bulunuyorum.
Yıl 1915. Hanifi Efendi ilkokulda öğretmen. Bir mecliste, peygamber efendimizin (SAV) miraca ruhen gittiğini savunur. İş büyür. Tartıştığı kişi veya kişiler; “Ayeti apaçık inkâr ettin. Sen gâvursun” deme cüretini gösterir, bununla da kalmazlar; alırlar ele, düşerler yola: “Duydunuz mu?” “Hayrola, neyi?” “Hanifi Hoca, Âyeti inkâr edecek söz sarfetmiş. Âyeti inkâr eden de gavur olur tabiî.” Derken yaygara büyür de büyür ve kısa zaman da Hanifi öğretmenin adının “Gâvur Hanifi” kalmasına sebep olur.
Olacak ya, bir yerde birkaç kişi konuşurlarken; “Adın çıkacağına canın çıksın” misali yakından geçen bir eşek anırır. O anda, Lokman Sûresi'nin 19. Ayeti hatırına gelen Hanifi Hoca; “Sadagallahül azîm” der. Hemen oradakilerin biri şîkâyetçi, ikisi şahit; “Bu eşek anırmasına dedi” deyip Kadı'ya şikâyet ederler. Hanifi hocaya, Kadı sorduğunda; “Evet, doğru” der. “Eşek anırınca ilgili âyet aklıma geldi. Ben âlimim; onun için “Sadagallahül azîm” dedim. Bu bilince sahip kişiler bunun hassasiyetini bilir.” Cevabını vermesi üzerine, duruşmaya ara verilip hemen müftülükten bilir kişi çağrılır. Duruşma başlar. Kadı, bu inceliği sorar. “Evet, bu bilince sahip âlimler, eşekle ilgili âyet olduğu için, eşek anırdığı anda “Sadagallahül azîm, derler. Ben de bunu yaptım.” şeklinde Kadı'ya bilgi sunulunca, Hanifi Hocanın beraatına karar verilir.
Not; Şahit ve bilirkişinin doğru bilgi vermesinin ne kadar önem taşıdığı nereden bakılsa belli. Herkesin ve herkesimin, bu kıssadan, hisse alırlar kanaatiyla durumu kitabıma taşımış bulunuyorum. Ruhları şâd olsun.