Gariplik Mezarlığının Tarihçesi

 

    

        

Gariplik Mezarlığının Tarihçesi

Bu durumu merak edip birbirinden soranlar çok. Ancak, sağlıklı bir bilgi alan da yok.
Geçmişi bu güne, bu günü de yarınki kuşağa aktararak, insanımıza, bilhassa gençlerimize faydalı olmayı amaçladığım işbu bölümde; “GARİPLİK MEZARLIĞI” adının nerden geldiğini anlatmaya çalışacağım. Kahramanmaraş ili Elbistan ilcesi Güneşli Mahallesinin 36 yıllık muhtarı M. Nuri Taphasanoğlu'nun babası Hacı Ahmet efendiden, O'nun da babası Ahmet efendiden bizzat dinlediğine göre durum şöyle seyreder:
Ceyhan Nehri'nin doğu kesimi, Sekili semtinin güneyi, Tepebaşı Caddesinin batı üçgeni arasında ki saha, bilindiği gibi; Fidanlık ve Malpazarı olarak kullanılır idi, daha yakın yıllara kadar. Şimdi ise bu yere, yine bilindiği gibi; Telekom, Özel İdare, eski MGV Öğrenci yurdu (Bu bina Elbistanlı olup Mersin'de oturan Sümerbank'tan emekli Ali Tekinsoy tarafından yaptırılmış, şimdi ise Milli Eğitim Bakanlığı'na okul olarak kullanılmak şartı ile bağışlanmıştır), Emniyet Sarayı, İki Nolu Sağlık Ocağı ve TEDAŞ (eski Tekel) binaları yapılmıştır. Sözü geçen bu saha; 1880'ler ve daha önceleri Elbistan'ın kerpiçliği (Çamur ve saman karışımıyla yapılan bir nevi tuğla) olup geniş bir kısmı ise harman yeridir. Bir buçuk ay süren harman yeri olarak halkın faydalandığı bu çayırlık saha; diğer on ay'ı aşkın zaman içinde ise askeri birliğin eğitim ve talimgâh yeri olarak kullanılmaktadır.
Bu sahada eğitim yaptıran bir yüzbaşı; bir çavuş, bir onbaşı ve dört er'e, ders verip eğitim yaptırdığı bombanın patlaması sonucu, hepsi birden fecî şekilde şehit olurlar. Halkı derin üzüntüye sevk eden şehitlerin mübarek naaşları musalla taşında, yoğun halk katılımı ile cenazeleri kılınarak; Şardağı'nın doğu eteği, İki KAPILI mağara'nın kuzey karşısı, Ceyhan Nehri'nin batı kesimindeki araziye hazin bir törenle defnedilirler. Ne üzücü ki; birkaç ay sonra meydana gelen bir kolera hastalığı salgınında da otuzu aşkın asker şehit olur. Bu şehitlerin naşı da, yine hazin bir törenle aynı yere defnedilirler.
Derin bir üzüntüyle karşılanan bu durum günün konusu olur. Herkes kırk'a yaklaşan askerin birbiri ardına şehit oluşlarını, bahsedip konuşurlarken; “Hepsi de garip insanlardı. Yazık oldu bu yiğitlere. Hepsi de garip ti. Yazık oldu bu gariplere” Şeklinde konuşmasının yoğunlaşması karşısında, bu yere; “ŞEHİTLİK” veya; “ŞEHİTLER MEZARLIĞI” adı verilmesi daha uygun iken, halkın; “GARİPLER” ifadesi ağır gelerek bu ad bir nevi tescillenmiş olur. O orda dursun. Biz gelelim, bu yerin halk mezarlığı olarak kullanılmasına:
1890'ların Elbistan Belediye Başkanı; NAKIPLAR kabilesinden Ali Ağa'dır. Vehbi Hoca'nın (Bildirici) ikinci eşi Eşe hanım belediyede görevli Ebe. Nevar ki, aylığını, birkaç yıldır alamamaktadır. Durumu Kadı'ya (Mahkeme Reisi) şikâyet edeceğini söylemesi üzerine Belediye Başkanı Eşe hanımı çağırır;. “Aylığıyın biriktiğini biliyorum.Ancak belediyemizin mali durumu da oldukça zayıf. Bunu sen de biliyorsun. Ödeyecek paramız yok. Sana bir teklifim var. Gel, şu GARİPLİK SAHASINDAKİ ARAZİMİZİ, AYLIĞINA MAHSUBEN VERELİM. SEN DE KABUL ET” demesi üzerine EŞE Hanım; bu teklife şöyle cevap verir: “Başkanım, alacağıma mahsuben siz, O araziyi bana devrederseniz, ben de O yerin tümünü, (Zaten, bazı mezarlıklar da kaldırıldığı için çok ihtiyaç var) hayrıma, ebediyen mezarlık olarak kullanılması şartı ile “VAKFEDECEĞİM” der. Başkan memnun olur. Derhal yasal işlemlerin yapılması talimatını verir. Gereken imzalar karşılıklı atılır ve bu saha “GARİPLİK MEZARLIĞI” adı ile halkın hizmetine sunulur. Ruhu ve ruhları şâd olsun, Eşe hanımefendinin de hayrını Allah kabul etsin. Âmin.