Gelez Haydar ve Eşi

 

    

        

Gelez Haydar ve Eşi

İlginç ve de eşine ender rastlanan olay, Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesine bağlı Demircilik köyünde (Şimdi kasaba) yaşanır ve de şöyle seyreder:
Yıl 1952. “Gelez Haydar” namıyla anılan Haydar Gama'nın eşi Eşey hanım sar'a hastalığına yakalanır. Aile perişan. Doktorlar; “Yapacağımız bir şey yok” demektedirler.
Gelez Haydar Allah'tan ümidini kesmez, çare aramayı sürdürür. Telepati uzmanı arar. Malatya ili, Akçadağ ilçesi Kozluca köyünde (şimdi Kasaba) “Burunsuz Memmet Emmi” diye birinin adını duyar. Gidip derdini anlatır. “Ben köyünüze gelmeliyim” der, ertesi gün gelir.
Hastalığın seyrettiği safhalar hakkında bilgi edindikten sonra, başka bir sar'a hastası gerektiğini söyler. Olacak ya; Maraşlı olup Demircilik'te eğitmenlik yapan Mahmut Türk'ün eşi Hayriye Türk, sar'a hastasıdır. Çağrılır. Önüne bir tas su konur. Başına bir çarşaf örtülür, uzman tasa vurup okumaya başlar. Cinlerin önderlerinden Semhuruş, Ecacin ve iki üç isim daha söyler. “Bunlar gelsin” der. Hayriye Hanım geldiklerini söyler. “Sor bakalım, Eşey Hanıma niçin dokunup rahatsız etmişler?” Semhuruş, anında suçluyu çağırtır, sebebini sorar. İki çocuğu ile bir kadın gelir, Eşey hanımın, bir kazan kaynar suyu dökerek çocuklarının ellerini yaktığını, halen de yaralarının iyi olmadığını ifade eder.
Bu muhakeme sırasında, uzman; bir kâğıt üzerine bir kadın iki çocuk karikatürize resmi çizer. Uzman; “Yedi yıl adaletsiz muhtarlık yapanların, âdil olmayan değirmencinin, tarlada takım bozanların, âdil olmayan Kadı'nın, (Hakim), mahkemede yalan yere yemin edip, haklının haksız duruma düşmesine sebep olanların, komşusunu rahatsız edenlerin, kul hakkı ve haram yiyenlerin vebali boynunuza ola mı, bir daha Eşey Hanıma dokunmayacağınıza” diye yemin ettirdikten sonra o kâğıdı yakmaya başlamaları anında Hayriye Türk; “Aha yandılar, vay!.., vay !..” diyerek cinlerin yanışını izler, uygulama sona erer. Eşey Hanım bir hafta içinde iyileşir.
Kaynak: Kahramanmaraş Elbistan ilçesi Demircilik köyünden, aynı zamanda şair Ali Haydar Temur. “Ben görmediğim şeye inanmam” diyen ateistlerin (İnançsızların) kulakları çınlasın derken, Psikologların da yorumuna ihtiyaç var gibi geliyor bana.