|
Un Sandığı 2. Cilt Kitabımız
Hakkında da Birkaç Söz
“Kitabımız” diyorum; çünkü, birden fazla, kişilerin bir araya gelerek
hazırladıkları bir kitap durumundadır, elinizdeki Un Sandığı 2. cilt kitap.
Buna kaynak ve bir nevi ortak olan siz değerli okurlarım ile yeni kaynak
olacak olan değerli kardeşlerime, ortaklarıma sesleniyorum:
Biraz daha açacak olursak; bu kitabın oluşmasına bendeniz sade vasıta ve de
emektarlık yapmaktayım. Bu durum, kitap yazma yönünden Türkiye'de ilk defa
başlayan bir nevi toplumun imece çalışmasının ürünüdür... Her arzu eden,
göndereceği konu, kitapta yer aldığı takdirde ortağımız olmuş,
ölmez-yitmezlerin listesine girmiş, torunlarınızın torunlarınca
hatırlanacaksınız demektir. Bunun başka yorumu yok. Çünkü, hedefim,
toplumumuzun muhterem bireyleri ile kucaklaşarak bu kitabı, bu kitaplar
serisini hazırlamak yegâne arzumdur. Örnek mi istenir?; henüz okunmadan göz
atılacak olursa, olaya kaynak olan muhteremlerin resimleriyle, sayfaların
süslenmesidir. Tabiî ulaşıp temin edebildiğim kadarı ile.. Resmini temin
edemediklerimin de ruhları, şu bir gerçek ki; manevi yönden ortağımızdırlar.
İşte, yaşayan kişi doğrudan, merhum veya merhume ise mübarek ruhunun
katılımı ile manevi ortağımızdırlar.
Bağışlanacağımı umarak yazımı biraz uzatmak zorundayım. Burada, konuyu
yineleyip; herkese, herkesime sevgi ve saygılarımı sunarak sesleniyorum:
Bizzat yaşadığınız, şahit olduğunuz; anne, baba, dede, hala, teyze, amca ve
dayınızdan veya bir samimi dostunuzdan dinlediğiniz olayın ana hatlarını
yazarak, telefonunuzla birlikte, sizinkine ilaveten mümkün olursa anlatan ve
anlatılanın fotoğraflarını göndermenizi istirham ediyorum. “Telefon numarası
niçin?” denecek olursa, takıldığım bir yerde; “şu acaba şöyle mi?” deyip,
olayı sağlıklı bir çerçeveye oturtmak için. Şunu da yineleyelim ki;
kitabımızda yer alacak konu ve konuların kıssadan hisse verir yanı olması,
icabında komiklik, muziplik ve sakarlıktan doğan yanı ile stres attırması,
bilhassa gençlerin ibret alması v. b. bir durum yansıtması tercihimizdir.
Yeri gelmişken bir konuya da değinmeyi uygun buldum, şöyleki; Un Sandığı
kitabımız, umarım ki bazı kurum ve kuruluşlarca, bir gün gelecek, beklenenin
üstünde çoğaltılarak yurdumuzun her köşesine ulaştırılacaktır. O zaman da
tabiî okuyucu sayısı çoğalacak, bir bakarsın değerli okuyucularımızdan bir
çok kişi, birer konu, ilginç bir olayı bana yazıp gönderecek, o zaman da
ortak sayımız çoğaldıkça çoğalacak, bu kere de ciltler serimiz tabiî ki
artacaktır.
Muhterem okurlarım:
1. Cildi okuduktan sonra; “Stres attırma reçetesi” diye vasıflandıran
Eğitimci-Yazar sayın Mehmet Gülseren'in teşhisinde en ufak bir abartma
olmadığı kanısındayım. Bu hususta, sayın Gülseren Hocam'n teşhisini tebrik
etmeden geçemiyeceğim. Zira; karşılaştığım çok kişilerin aynı fikirde
olduklarını bana bizzat ifade etmeleri, şevkimi, hattâ enerjimi de
artırmaktadır diyebilirim. Çıktığımız yol, Türkiye'de konusu itibarı ile tek
yol gibidir. Belki gibisi de fazla. Olayın mutlaka yaşanmış ve (miş)ten uzak
olması, bir nevi ispatlı-şahitli olması güvenirliğimizi artırmaktadır. Hem
bu yönden, hem de muhteva zenginliğindendir ki; 1. cilt Un Sandığı
kitabımız, Kültür ve Turizm Bakanlığı Millî Kütüphane'sine 2003/4 4676 Aks.
Numarası ile kaydolmuştur. Bu şerefe, yalnız ben değil, hepimiz ortağız. 2.
cildimizin de kaydolacağından kuşkum yok. Şurasını da belirtmeliyim ki,
yukarıda da söz ettiğim gibi siz değerli ortaklarım sayesinde ciltler
zinciri devam edecektir, Allah ömür, sağlığım da elverdiği müddetçe tabiî.
Demek istiyorum ki, bu kitabı hazırlamak oldukça zor. Örneğin, 1. cildin
hazırlanışı yaklaşık üç yıl sürdü. 2. cilt ise bir yıl. Yukarıda değindiğim,
okulda fıkra anlattığım gibi bir üniversitenin bir fakültesinde de, “Treni
ilk görenler” fıkramız ders yapıldı şöyle ki; İzmit Kocaeli Ü.nin bir
fakültesinin eline geçen Elbistanın Sesi Gazetesi sohbet köşe yazımı
okumaları üzerine matbaamıza telefon açarak durumu anlatıp, “müsaade
ederseniz bu konuyu sınıfta ders yapmak istiyoruz” dediler. Biz
de”memnuniyetle” cevabını verdik. Bu çerçevede, görüş ve kanaatıma göre, bir
gün gelecek UN Sandığı kitabımızın birçok bölüm ve fıkraları muhtemelen
okullarda ders olarak okutulacaktır. Ayrıca; “Neden Un Sandığı adını
verdiniz?” diyenlere, 1. ciltte de söz ettiğim gibi yineleyelim; bu olay en
çok ses getiren bir konu olduğu için bu adı vermiş bulunuyorum.
Bu arada, muhterem okurlarıma bir müjde vermek istiyorum şöyle ki: adını
ileri de açıklamayı uygun bulduğum değerli bir prof. bir kurum adına film
yapılması için, noterden istediği yetki belgesini gönderdim. Bunun üzerine
senaryosunu yazmaktadır. Son telefon görüşmemde; elli sayfa yazdığını,
yazacağı yüzelli sayfa ile toplam ikiyüz sayfa olacağını, bu yaz gelip
Âlembey köyü ile Tanır kasabası arasındaki arazi durumunu, Durdu Çavuş'un
anne ve babasının Ashab'ül Kehf'e gidip dua ettikleri yeri ve özetle genel
konumu gördükten sonra film çekiminin gerçekleştirileceği düşünülmektedir.
Diğer taraftan, Un Sandığı 2. cilt kitabımızın ön sözünü yazma zahmetinde
bulunan Kahramanmaraş Valisi sayın İlhan Atış'a, Yard. Doç. Dr. Sayın Cemil
Gülseren'e, Eğitimci Yazar Mehmet Gülseren'e, 1. cildin ön sözünü yazan Gazi
Ü. Tıp Fakültesi Dekânı Prof. Dr. Sayın Halûk Tokucoğlu'na, Şair Yazar,
sayın: Bahaettin Karakoç'a, Eğitimci Yazar Arif Bilgin'e ve Eğitimci Yazar
Celâlettin Kurt'a teşekkür etmeden geçemiyeceğim.
3. cilt Un Sandığı kitabımızda buluşmak dileğiyle. Hoşça kalınız.
|