Bir Kurt Vurma Yüzünden,
10 Ay Dul Kalan Çift

 

    


Bir Kurt Vurma Yüzünden,
10 Ay Dul Kalan Çift


Yıl 1925. İlginç olay, Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesi Kümbet köyü ile Güblüce köyü arasında yaşanır, olay şöyle seyreder:
Güplüce köyünden Özdoğanlar Ailesi'nin oğlu Yemliha, Elbistan ilçe merkezi Kümbet köyü (Şimdi mahalle) Mıstoğlar Kabilesinden (Götürler) Mustafa Efendi'ye hizmetkâr durur. Ahırı temiz tutması, malların su ve yemini vaktinde vermesi ile et ve süt verimini artırması yanında doğru, dürüst ve çalışkanlığı ile Mustafa Efendi'nin dikkatini çeker. Bu sevgi ve muhabbet sonucu kızı Zeynep ile evlendirir.
Yemliha-Zeynep mutlu bir yuva kurmuşlardır. İlk evlatları Durmuş Ali'dir (Merhum Durmuş Ali Özdoğan, Emniyet Bekçiliğinden emekli olmuştu). Ne var ki, bu mutluluk bir anda kesintiye uğrar, ilginç olay şöyle gelişir:
Kar yoğun. Kış çetin. Kurtlar gece şehre inmiş yakaladığı başıboş ve ev köpeklerini dahi yedikleri ertesi gün kar üzerindeki kan ve köpek deri parçalarından anlaşılıyor. Bu kadar azgınlaşan kurtlardan halka da saldıracağı kuşkusu artmakta ve bundan halk da son derece rahatsız olmaktadır. Azgın kurtların, ölen murdar hayvan leşlerine yoğun ilgi duyduğu bilinmektedir. Bazılarının gece bekleyip kurt vurduğunu da duyan Yemliha; “Bir kurt da ben vurayım” der. Gündüzden gördüğü bir eşek leşini akşam karanlığında getirip evin yakınındaki akmın (mayıs) yığını üstüne koyar. Gelen kurda evin takasından ateş edip vurduğu anda; “Gönünü …ne yaptım” diye söver. Bu sövmeyi duyan Zeynep Hanım; “Sen kurdun dinine sövdün, din Allah'ın dinidir. Nikâhımız gitti. Dinimizce ben boş oldum” deyip bohçasını alarak babasının evine gider.
Yemliha bekâr, Zeynep dul. Yemliha'nın; “Ben kurdun gönüne sövdüm” demesi fayda etmez. Bazı hocaların; “nikâhın tazelenmesi yeterli” demesine karşın bazıları da “Zevce-i âhir gerekir” der. Tartışma uzar da uzar. (Zevce-i âhir; bir başka erkekle nikâhlanacak, karı-koca olduktan sonra, boşarsa eski kocası ile nikâhlanır; boşamazsa bir beis yok, onun hanımıdır. Bu durum oldukça riskli)
Dul yaşama 10 ayı doldurmuştur. Sıkıntı arttıkça artmaktadır. Bu üzücü duruma çare aranması sürerken, bir de belli âlimlerden “Bedri Efendi'ye (Yinanç) baş vuralım” derler. Bilhassa kendi kendine fetva veren Zeynep Hanım'ı dinler. Yemliha Efendi'ye Zeynep'in dedikleri doğru mu?” der. “Evet, doğru” cevabını verir. Başka şahide gerek kalmaz. Bedri Efendi aile ilişkilerinden bahseden kitabı indirir. Nikâh faslını bulur. Hep okur. Kurdun, değil gönü, dini dese yine bir beis bulamaz. Kurdun zaten dini yoktur. “Nikâh tazelemeye bile gerek yok” der. Ancak; “Zeynep Hanım kuşkulanmış. Nikâh tazelensin” buyurur. Kendisi bizzat nikâhı tazeler. Yemliha-Zeynep ailesi muhterem Bedri Efendi'nin yüksek bilgisi sayesinde eski mutluluğuna kavuşurlar.
Kaynak; Yemliha Efendi'nin torunu, elektrikçi Hayati Özdoğan, babası Durmuş Ali Efendi'den bizzat dinlemiştir. Ruhları şâd olsun.

Elbistanın Sesi Yayınları
- 2 -

GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan