|
İlkokul Müfettişinin Teftiş Olayı
T. C. Milli Eğitim Bakanlığı tarihinde en ilginç okul teftiş olayı;
Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesi Güvercinlik köyü ile eski adı Burtu yeni
adı Yapraklı köyleri arasında yaşanır, olay şöyle seyreder:
Yıl 1959. Görevinde son derece titiz, Müfettiş Necati Erginöz, tüm köy
okullarını teftiş etmekte, sınıf sınıf öğrencileri imtihana tabi tutmakta,
âdeta elekten elercesine gözden geçirmekte, özetle bilgili, Atatürk'çü, üst
okulların imtihanlarında başarılı olmaları için âzâmi gayret sarfetmektedir.
İlçe sınırları içindeki tüm öğretmenler, onun titizliğinin bilinci
içindedir. (Müfettiş Necati Erginöz, Fransa Üniversitesi'nde hoca ve ayrıca
halen İstanbul Belediyesinde Danışman ve de Mimar olan Prof. Dr. Murat Aykaç
Erginöz'ün babası).
Teftiş sırası Güvercinlik köyüne gelmiştir. Âlembey köyünden olan öğretmen
Mustafa Çetin teftişi başarı ile vermiş, Necati Bey'in takdirini
kazanmıştır. Bu sırada, Mustafa öğretmen, arası 15 dakika olan Burtu köyü
öğretmeni ….. . . .'a ; “Müfettiş yarın sizin okula geliyor. Hazırlıklı ol.”
diye elaltından bir çocukla pusula gönderir. Okur, memnun olur. Aynı
pusulanın arkasına; “Çeşitli sıkıntılar çektiğimi biliyorsun. Çocukları
dediğim şekilde yetiştiremedim. Sen bana, bugün okul dağılmadan seçme -12-
öğrenci gönderirsen memnun olurum” diye yazıp, geri gönderir. Mustafa
öğretmen durumu anlar. Dahası dostu ve arkadaşıdır. Kırmaya gelmez.
Tasarladığı senaryoyu da tahmin eder. İsteğine karşı çıkmaz. Sınıftan -12-
öğrenci seçer. “Siz bugün Burtu'ya gidecek, orada misafir kalacak, bir
günlüğüne o okulun öğrencisi olacaksınız” diye tenbihte bulunur.
Çocuklar Burtu köyündedirler. Okul da dağılmak üzere. Öğretmen, dersi
zayıflardan -12- öğrenci çağırır; “arkadaşlarınız sizlerde misafir kalacak.
Siz bunlara akşam numaranız ile ad ve soyadınızı ezberleteceksiniz.
Sabahleyin sizler okula gelmeyecek, yerinize misafir arkadaşlarınız gelecek,
sizleri bunlar temsil edecek” diye tenbihte bulunur. Zaten misafirperver
olan Burtu'lular, çocuklarının arkadaşı hatırına bu misafir çocukları daha
da farklı ağırlarlar. Sabah olur. Olacak ya, öğretmenin akşamki tenbihini
unutan asıl öğrenciler vekil öğrencilerle birlikte okula gelirler. Böylece
filmin bu bölümü kısmen arızalanır ama, bu arızayı tamir edeceği ümidini de
kaybetmez.
Zil çalmış, çocuklar sınıfa girmiştir. Teftişe hazırdırlar. Muhtarın evinde
misafir kalan müfettiş Necati Erginöz de akabinde gelmiş, sınıfa girmiştir.
Çocukları baştan sona süzer. Bazı sıralarda 3'er öğrenci oturmaları gözünden
kaçmaz. “Bu nedir, niye böyle?” diye de sormaz. Mesleğinin uzmanıdır.
Görmemezlikten gelir, yoklama da başlar. Ara ara bir isim okununca 2 öğrenci
birden kalkar ve bu -12- defa tekrarlanır. Bu arada, çocuğun birisini tanır;
“Yavrum sen, Güvercinlik köyünden falanın oğlu değil misin?” diye sorar.
“Evet” cevabını alınca foya meydana çıkar. Senaryonun bundan sonraki bölümü
ise şöyle seyreder:
Kurulan kurgu ve sergilenen senaryoya sinirlenen Müfettiş Necati Erginöz,
bazı öğrencilerden sorduğu sorulara beklediği cevapları da alır. Devlet
ciddiyeti ile bağdaşmayan tam bir komedi sergilendiğini zapta geçer.
Tutanakları idareye vermek üzere atına binip Elbistan'a hareket eder. Çok
iyi at besleyen ve şık giyinmesi yanında bir jokey gibi de ata binen
Müfettiş Necati Erginöz mahmuzlara dokunur, ilçeye gelir, tuttuğu zabıtları
bir dosya yapmakta, makama sunmak için hazırlık görmektedir. Şimdiki adı
ilçe Millî Eğitim Müdürlüğü olan makama, o zaman Maarif Memurluğu denir di.
Sorumlu memuru da merhum Mükremin Köker. Bu fasıl burada dursun. Biz
gelelim, Burtu öğretmeninin durumuna.
Hakkında tutulan zabıtların aleyhinde sonuçlanacağından kuşku duymayan …….
öğretmen, bir senaryo daha kafasına koyar. Gidip idareye şikâyet edecektir.
Bir iftira senaryosu düşünür. Kalemi alır eline, yüklenir diline; “…Dün
okuluma gelen müfettiş, sınıfa sarhoş girdi. Adını okuduğu bir çocuğu 2
gördü. Sarhoş sarhoş hakkımda yalan, iftira dolu zabıt tuttu. Beni idareye
şikâyet edeceğini söyledi. Sarhoş sınıfa girmek suç olduğundan, esas ben
onun hakkında şikâyetçiyim, v.s.” diye yazdığı dilekçeyi eline alır, biner
atına. O da mahmuzlara dokunur, hem de kamçılar. Sanki koşu yarışı. İlçe 5
km. Mesafededir. Biraz sonra ilçeye gelir. Atını Çebişoğlu Mameda'nın
(Mehmet Serap) hanına çeker. Tutar Maarif Memurluğu'nun yolunu. Olacak ya,
Müfettiş Bey de tutanakları düzenli bir şekilde hazırlamış, âmiri olan
Mükremin Köker'e sunmuş, o da tutanakları okumaya başlamıştır. Tam bu sırada
….. Öğretmen de kapıyı çalar, Şikâyet dilekçesini sunar.
Müfettiş Bey odasında, bu şikâyetten habersiz. Maarif Memuru Mükremin Köker,
iyi bir idarecidir, zekidir. Geniş de tecrübesi var. Düşünür, ……..Öğretmen
de pek öyle başarısız değil. Ama o sezon bazı sıkıntıları olduğundan
çocuklara tamı tamına bilgi, ders verememenin üzüntüsü içinde. Müfettiş Bey
hakkındaki şikâyetine gelince inanılacak gibi değil. Değil ama, şikâyet
şikâyettir. Atacak da değil. “Bir defa tökezleyen atın başına vurulmaz.” Ata
sözünün bilinci içindedir.
Masada, birbirine zıt iki dilekçe. Bir idarecilik örneği sergilemesi
gerekiyor. İki elini iki yüzüne koyup düşünür. Biraz daha düşünür. Bu iki
evrak kayıta girmesi halinde, muhakkak bazı sıkıntılar yaşanacağını düşünen
Mükremin Köker, Müfettiş Necati Bey'i de makamına çağırır. Öğretmen de
huzurdadır. Durumu anlatır. Müfettiş Necati Bey'den, bu şikâyetten
vazgeçmesini teklif eder. O da;”Takdir sizin” der. ….. Öğretmen; “Ben de
şikâyetimden vazgeçiyorum” der. Muhterem Mükremin Köker de her iki evrakı
huzurda yırtar. Öğretmen, Necati Bey'den özür diler. Her ikisini de
kucaklaştırır. Böylece, Mükremin Köker de bir idarecilik örneği sergilemiş
olur. Ruhları şâd olsun.
Kaynak: Ekinözü'nden olup Kahramanmaraş il merkezinde oturan, emekli
öğretmen Durmuş Ali Özdemir; 1961'de Denizli'de asker arkadaşı iken ; Çetin
Öğretmenden bu esprili olayı bizzat dinlemiş, o da, oğlu öğretmen, Elbistan
Esentepe İlköğretim Okulu Md. Yrd. Yusuf Özdemir'e anlatmıştır. Bu komik
olay, yeri ve zamanı geldikçe, bilhassa eğitimciler arasında söylenip
gülüşülmektedir.
|