Üç Salkım Üzüm,
Üç Ayaklı Hükümet Hortumcuları

 

    


Üç Salkım Üzüm,
Üç Ayaklı Hükümet Hortumcuları


İlginç olay; Malatya ilinin Darende ilçesine bağlı Yenice köyü (şimdi kasaba) Asarardı mevkiî ile, Kahramanmaraş ilinin Elbistan ilçesine bağlı Yoğunsöğüt köyü Karakuyu mezrası arasında yaşanır.
Yıl 1965, ay ise Eylül. Halkı, sahurda uyandırmak için kapı kapı teneke çaldığından dolayı köylü tarafından “Davulcu Süleyman” adı verilen Süleyman Anık, Asarardı mevkiindeki üzüm bağlarının bekçisidir. O, bekçiliğini yapadursun, biz gelelim Hilmo'ya.
Şimdi İstanbul'da oturan, Hilmo namı ile anılan Hilmi Karagöz, bir işi için yaya olarak Yenice'ye gitmektedir. Hava son derece sıcak. Hilmo'nun yüreği yanmıştır. Canı 2-3 salkım üzüm ister. Ne kadar dersen, o kadar dürüst olan Bekçi Süleyman; “Sahibinden habersiz üzüm verirsem, Allah benden sorar. O zaman ne cevap vereceğim?” der. Bekçi, Allah korkusu derdinde. Hilmo'nun da içi yanmış bir nevi can derdinde.
“Bekçi kardaş; etme, tutma, içim yanıyor. 2-3 salkım üzüm ver. Kaç kuruşsa parasını vereyim. Sen de sahibine teslim et” demesine rağmen yalvarışı para etmeyince, kafasının tası atıp, çileden çıkar. Çalar almaz, zaten arızalı olan toplu Karadağ tabancasını çekip; “… Dön yönünü öbür tarafa, kıpırdarsan, anam avradım olsun seni vururum” tehdidini savurunca, dediği olur, bağdan üzüm salkımı koparırken, yönünü Hilmo'ya dönmeden, bekçi; “Yeter artık kopardığın salkım” diye seslenir. Hilmo da, zaten yüreğini ferahlatacak üzümü koparmış, salkımın birini yemiş, ikisi elinde; “Senin damarın bundan alırmış. Gönlünle versen daha iyi olmaz mıydı? Al şu bir kilo üzümüyün parasını. Madem ki bu kadar dürüsmüşsün, sahibine ver” deyip yoluna devam eder. Ruhları şâd olsun.
Not: Bunun biraz kritiğini yapalım; bekçi, Allah'tan korktuğu için, sahibinden habersiz bir kg. üzüm koparttırmaz, hem de haklıdır. Hilmo ise, yüreği yanmış; “Muzdara murdar helal” açısından bir kg. üzümü yemek zorunda. Bu hesaptan o da haklı. Gelelim kısa bir yoruma:
Bir basın mensubu olarak, bir yazar olarak toplumumuz adına soruyorum; Bekçi Süleyman bir kg. üzümün haram ve helâlının hesabını yaparken, 80 milyon Türk milletinin emanet ettiği üç ayaklı hükümet sorumluları, hükümeti hükümet eden milletvekilleri; bir nevi gasp suçu işleyen bu merhamet ve vicdan yoksunları hakkında niçin caydırıcı yasa çıkartılmasını sağlamazlar acaba?
Tüyü bitmedik yetimin hakkı olan hazinemizden, gerek bankacılık, gerek ihale ve gerekse rüşvet formülleri ile trilyon, hatta katrilyonlarca para hırsızlayan vicdansızların niçin yakasından tutmaz bu yetkililer acaba?
Bu haydutlar, bu silahsız eşkıyalar, bu hırsızlar halen milletimizin içinde dolaşmalarını yetkililer nasıl yorumlarlar acaba? Millet buna çoook, çok öfkeli.. Onun için de; “illa da erken seçim” diye ısrar ediyor bu yüce millet...
Not; Elbistanın Sesi gazetesi Sohbet Köşesi'nde yayınlanan işbu yazım, 03 Kasım 2002 seçiminden 5 ay önce yayınlanmıştı. Sonuç da herkesçe malûm.

Elbistanın Sesi Yayınları
- 2 -

GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan