Cinlerle Beş Ay

 

    


Cinlerle Beş Ay

Beş ay'ı yoğun olmak üzere, gelinlik çağına gelmiş bir kızın, Sünnî bir grup Cin'lerle bir yıla yakın geçirdiği serencamdan bahsedeceğim bu yazımda.
Yıl 1988. Olay; Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesi Hasankendi köyü ve kısmen de Kızılcaoba mahallesi Ahmet Çıtak Sokak arasında yaşanır.
S., gelinlik çağına gelmiş, evin orta direği durumunda sevimli kızıdır. Bir gün, hiçbir sebep yokken kendi kendine konuşmaya başlar. Anne, baba ve kardeşlerinin söylediğini duymaz. Ama, ailenin görmeyip kendisinin gördüğü Cin'lerle konuşmakta olduğu anlaşılır. Çünkü; onlarla senli-benli konuşmaktadır. Bu durumun devam etmesi üzerine hastalandığı anlaşılır.
Anne, baba, dayı-amca, hala-teyze, tüm akrabalar toplanıp sıkıntıyı paylaşmaya çalışırlar. Gittikleri psikoloğdan da bir sonuç alamazlar. Bunun üzerine sıkıntıları daha da artar. Ne var ki yapacakları başka bir şey de yok. Ama, Allah'tan ümit kesilmez. “Bin dert yaratan Allah, binbir de deva yaratmış” olduğunun bilinci içindeler.
S., Kızılcaoba mahallesi Ahmet Çıtak sokakta oturan dayısı Alman Ali'nin yanına getirilir. Çare bulmasına yardımcı olması istenir. Yeğenidir. Ciğer paresidir, tabiî ki yardımcı olacaktır. Kaldığı beş ayı aşkın zaman içinde, ilginç ve çok enteresan olaylar yaşandığı gözlenir.
Gece Cin'ler gelir, kilitli kapı kendiliğinden açılır. S.; “geliyorum” diye seslenir. Az sonra evden uzaklaşır. Müdahale edilmesi mümkün değil. Sabaha yakın gelir. “Neredeydin?” sorusuna “…Taşoluk'taki türbedeydik. Türbenin içinde ve dışında, şafak sökmeden az önce, yani imsak zamanına kadar çalıp oynadık. Şenlik bitti, bana git dediler, dönüp geldim. Bana evlenme teklifinde bulundular. “Kesinlikle kabul etmem” deyince, “Peki, bunu da böyle kabul edelim” deyip vazgeçtiler” Cevabını verir. S.'nin bu, gece gezisi bazan mezarlıklarda da yaşanır.
Bu durum daha sonra bir enteresanlığa daha dönüşür. Şöyle ki; halkın arasında, geçmişte yaşanıp gizli kalan olay ve olayların suçlusunu haber vermeye başlar. Ayrıca, eve gelen misafire; “…sen filansın değil mi?” “Evet” cevabından sonra; “sen şöyle bir hırsızlık yaptın, hatırlıyor musun?”. Bir başka gün gelen başka misafire “Sen, evinde helalın dururken, falan kadın ile beraber oldun. Haram olan suçu işledin. Sen şunu yaptın, sen şunu yaptın” demeye başlaması üzerine dayısı olan Ali Efendinin ailesi perişan duruma düşer, mecburen bir daha misafir kabul etmeme kararı alır.
Sıkıntı arttıkça artar. Çare, telepati uzmanında, ama bunu bulmak da mesele. “Denize düşen dal arar” atasözü misali araştırma devam eder. Çıkla: Malatya ili Akçadağ ilçesi Kozluca köyünden Burunsuz Memmet Emmi'nin, Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesi Demircilik köyündeki sara hastasını tedavi ettiği gibi işlem yapılması sağlanır. Bu araştırmanın bir halkasına da, dostum olan Almancı Ali kardeşimin hatırı için ben de bizzat katıldım. Baş vurulan telepati uzmanından olumlu sonuç alındı. Cinler son görüşmelerinde S'ye; “Yeri, son bulduğunuz telepati uzmanı aramıza aşamıyacağımız bir set çekti. Haydı işin rast gelsin” deyipuzaklaşırlar.
S., eski sağlığına kavuştu. İşin bir garip yanı da, bu kızımız S. hanım cinlerle yaşadığı olayların hiçbirini hatırlamamasıdır.
Daha sonra kısmeti açılır. Evlendiği gençle mutlu bir yuva kurar. Naklen gittiği Adana'da yaşayan S., halen iki çocuk annesidir.
Not: Bu durumu psikologlar nasıl değerlendirirler acaba? demekten kendimi alamıyorum.

Elbistanın Sesi Yayınları
- 2 -

GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan