|
Jandarmanın
Hırsız Yakalama Mahareti
Olay, Adana ili Karataş ilçesi Sirkenli köyünde yaşanır. 1990 yılının Aralık
sonlarında meydana gelen koyun hırsızlığı olayı şöyle seyreder:
Köyün bir genci, şeytana uyar; koyunculuk yapan komşusunun ağılından
(ahırından) gece 2 adet koyun çalıp bir taksinin bağacına el çabukluğu ile
atarak kayıplara karışır. Son anda taksiyi gören çoban, plâkasını
alamadığını, “ancak şapkasında (şeker tax) yazılı olduğunu gördüm” der,
sahibine.
Derhal harekete geçen koyun sahibi otomobiline atlayıp 7 klm. Mesafede olan
Karataş ilçe Jandarma Komutanlığına durumu arzeder. Komutan anında bir uzman
çavuş görevlendirir. Uzman Çavuş, Şeker Tax'nin Adana merkezinde garajının
yerini bilmektedir. Garaja girer girmez, vakit kaybetmeden taksilerin motor
kapıtına maharetli elini koyup koyup kaldırmakta iken, birisinin
sıcaklığının gitmediğini anlar. ”Şunun bagajını açınız” der. Sürücüsü yok,
ancak anahtar garaj bekçisinde. Hemen açarlar. Koyunların kıgıları
(dışkıları) gözlenir. Uzman; “bu otomobil ile koyun hırsızlığı yapılmıştır.
Sürücüsünü derhal bulunuz” der. Yüz metre ileride bir kasap
dükkânındadırlar. Dükkâna varırlar ki daraba kapalı, fakat, alt kısmından
ışık görülmektedir.
Dükkân açtırılır. İki adet koyun kesilmiş, derileri yüzülmüş yerde, gövdeler
ise askıda. Koyun sahibi derilerin renginden tanır. Uzman çavuş gereken
zaptı tutar. Kasap ve oto sürücüsü ile bu iki koyunu bizzat ahırdan çalıp
otoya yükleyen köydeki genci de gece evinden alıp karakolu getirir.
Jandarma, ertesi gün gerekeni yapıp suçluları adalete gönderecektir tabiî.
Biz gelelim, hırsızlığın köydeki yankısına.
“Fülanın iki koyunu çalınmış” duydunuz mu? diyen diyene. “Çalan da fülanın
oğlu imiş. Vaah!., vah!.. Bu aile iyi bir aile. Bu genç bu hatayı nasıl
yapmış?” v.s. Herkes bunu konuşmaktadır. Olay çirkin mi ? çirkin. Diğer
deyimle kara leke. Hırsız gencin annesi ve babası kan ağlıyor. ”Bu ne idi de
başımıza geldi? deyip, bilhassa annesi döşünü döğmektedir.
“Ölü dirilmez” Olmuş bir kere. Hırsız gencin babası köy muhtarı Mehmet
Özaltın'a varıp, oğlunun karakoldan kurtarılmasına aracı olmasını talep
eder. Muhtar; “oğlun bir başkası ile kavga etsey di veya bir kız kaçırıp sen
yanıma gelseydin, elimden geleni yapardım. Hırsızlık yüz karasıdır. Kusura
bakma, yardımcı olamam” der. Daha sonra, muhtarın seçilmesinde rol oynayan
köyün diğer bir ileri gelenine baş vuran dertli baba durumu ona arzeder ve
bu işin sulh (barış) yönünü hatırlatır. O kişi, gün görmüş aklı başında,
sözü sohbeti dinlenen biri. “Kan, kan ile yıkanmaz, kan su ile yıkanır” ata
sözü çerçevesinde araya girer. Hırsızın babasını alıp koyun sahibinin yanına
götürür. “Beni iyi dinle. Hırsızlık çok çirkin bir şeydir. Bu aile ile
birlikte etraf köyler duyarsa, köyümüzün bile adı arıya gider. Beni
kırmayınız. Sizi barıştıracağım. O genç de bu işi bir daha yapmayacaktır.
Ben buna inanıyorum. Böylece, hem de O'nun bu kötü yoldan dönüp bir daha
böyle iş yapmamasını sağlamış oluruz.” teklifinde bulunur. Hatırı
kırılacaklardan değil. Koyun sahibi, “Sizi mi kıralım, köyümüzün
büyüğüsünüz. Nasıl isterseniz öyle olsun” der. İki koyunun bedelini
ödettirir. Köydeki barış sağlanır. Ancak, ilçe jandarma komutanlığındaki
barış ayrı bir konu. Köyün büyüğü, muhtarı çağırtır. Sözünden çıkmayacağını
bildiği için, talimat verir gibi; hırsızın babasını kastederek: “Sen bu
adamı al. Doğru jandarma komutanının yanına git. Durumu anlat. Köyümün adı
arıya gidecek. Çok rica ediyorum. Koyunların bedelini de babası ödeyip özür
dileyerek barıştırdık. Bu barışın burada da sağlanmasına müsaade edilmesini
ve aracılığınızı istirham ediyorum dersin. J. Komutanı bu isteğini hoş ve
makûl karşılayacağını umarım” diye tenbihte bulunur. Muhtardan itiraz yok.
Koyun sahibini alıp birlikte karakola giderler. Üç zanlı halen nazarette.
Dosyaların adalete gönderilme hazırlığı sürmektedir.
Ağzı da laf yapanlardan olan muhtar, jandarma komutanına durumu bütün
ayrıntıları ile anlatır. “Köyümde huzurun kaçmaması için bunları
barıştırdık.. Koyunların bedelini de hırsızın babası ödedi. Bu hırsızlık
köyümü bile lekeler. Sayın komutan, bu dosyayı adalete gönderme. Giderse,
üçünün de tutuklanmaları kuşkusuz. Köyümün ve köylümün hatırı için beni
kırmamanızı istirham ediyorum” der.
Oldukça tecrübeli olan J. Komutanı, muhtarın talebini uygun bulur. Çünkü
anlattıkları yabana atılacak gibi değil. Zaten, jandarma halkın huzurunu
sağlamak için kurulmuş bir kurumdur. Bu durum üzerine, Cumhuriyet
Başsavcısını telefonla arar. İşin seyrini arzeder. “Bunları barıştırıyorum.
Dosyayı burada kapatabilir miyim?” diye talepte bulunur. O da; takdir sizin.
Durumdan memnun oldum “ demesi üzerine komutan, nazarette olan önce hırsız
genci çağırtır. Vaziyeti anlatır. “Bir daha böyle hata yapmayacağıma namus
ve şeref sözü veriyorum” diye söz alır. Daha sonra, kasap ile oto sürücüsünü
çağırtır. Onlardan da ; “ bir daha böyle pislikli iş yapmayacağımıza namus
ve şeref sözü veriyoruz” şeklinde söz aldıktan sonra tarafları barıştıran
jandarma komutanı dosyayı rafa kaldırır ve üçünü de serbest bırakır.
Not; Siz, sevgili İlköğretim Okulu öğrencilerimize, liseli gençlerimize ve
pek yakın bir gelecekte devlet mekanızmasında yer alarak geleceğimizin
yükünü omuzlamaya aday üniversiteli gençlerimize sesleniyorum: İşbu ibret
verici olayı hatırınızda tutunuz!.. İki koyun hırsızlığının bir köyde nasıl
karşılandığını ve nelere mal olduğunu söz başı geldikçe anlatınız. Bilhassa
öğretmen olursanız sizlerden bu kıssayı dinleyen herkes hisse kapacak ve her
yeri ve zamanı geldiğinde bu durumu başkalarına anlatacak, onlar da bundan
etkilenecek ve böylece hırsızlığın bu kadar kötü olduğunu herkes birbirine
anlattıkça, genelde hırsızlık olayı azaldıkça azalacaktır kanaatı ile durumu
kitabıma taşımış bulunduğumu açıklarken bir parantez açmak istiyorum:
(İki koyun çalan üç kişinin çektikleri sıkıntı azımsanacak gibi değil. İhale
yolu ile rüşvet, bankacılık ve benzeri hileli formüllerle hazinemizden
katrilyonlar hırsızlayanlar acaba bu üçlü hırsız şebekesi kadar sıkıntı
çektiler mi?
Bu millet, Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan hükümetinden, bu hırsızlanan
meblağların tahsilini israrla istemektedir. Her ne kadar kanun boşluğu
engeli aşılamıyorsa da, ne yapıp yapıp, bir formül bulup bu hırsızların
dolaylı şekilde transfer ettikleri mal varlıklarına el konulmasının gerçeğe
dönüşmesi memnuniyetle karşılanacaktır. Özetle, bu toplum, bu millet bu ağır
vurgunculuk olaylarını bir türlü hazmedemiyor. Bilinmiş ola!..
Dahası var; bundan böyle, benzeri hırsızlıklar ve ihale yolu ile rüşvet
olayları olduğu ve eski hükümetler zamanında ki gibi tüyü bitmedik yetimin
hakkı olan hazinemizin hortumlanması devam ettiği takdirde, unutulmasın ki
bu iktidarı da bir seçimde indirip, umut bağladığı bir başka partiyi
iktidara getireceği unutulmamalıdır. |