Güblüce Köyünün Kuruluşu,
Köyün Çapraz Memedi
ve Bahçeci Hoca

 

    


Güblüce Köyünün Kuruluşu,
Köyün Çapraz Memedi
ve Bahçeci Hoca

Osmanlı döneminde yayınlanan Halep Vilayet Salnamesi, bölgenin ili, ilçesi ve köyleri ile halkının gelir kaynakları dahil akla gelebilecek genel durumunu günümüze yansıtan en güzel bir bilgi kaynağıdır.
Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesi de bu kitapta yer almakta ve de genişçe anlatılmaktadır. Elbistan'a ait bölümü 1990'lı yıllarda Elbistanın Sesi Gazetesinde yayınlamıştım. Köylerin bir çoğu mevcut köylerdir. Ancak bazı köylere rastlanmamaktadır. Herhangi bir sebepten adı göçten olsa gerek silinmiş veya adı değişmiş olabileceği kanısındayız. Bu ayrı bir konu. Geçelim.
Bu kitapta yer alan köylerden birisi de Güblüce'dir. “Beşyüz Hâfız yetiştirdim” diyerek övünen merhum Hâfız Mehmet Boynueğri Hoca Efendinin köyüdür. Bu durumda; “bir ilim ve irfan yuvası” da denilir mi? denilmez mi? bunu yorumlayacak bilgiye ve kültüre sahip değilim. Cumhuriyet döneminde ilk, okul açılan köylerdendir. 1999 seçiminde iki milletvekili çıkartan köydür Güblüce. Bunlar; öğretmen Avni Doğan, Prof. Dr. Mehmet Kaya. Türkiye'de belki iki milletvekili çıkartan tek köy, belki de birkaç köyden biridir. “Burada bir manevi hava mı var acaba?” diyene de rastlandığı söylenir. Bunu bilemem, çünkü kültürüm buna müsait değil. Yorum yapmam da yanlış olur. Ben durumu yansıttım sadece.
Güblüce'nin kısa bir tarihçesinden bahsettikten sonra, sadede gelip Çapraz Memet'ten söz edeceğiz. Güblüce köyü, 16. yüz yıl (Maraş tahrir defteri 1563) öncesinde Elbistan ilçe merkezi Kızılcaoba mahallesinden beş ailenin naklen gelmesiyle kurulmuştur. 2001 yılında Yüzbeş yaşında vefat eden Şaban Doğan'ın babası Çapıt Ahmet'ten, köyün eski muhtarı Betteş Mamet namı ile anılan Mehmet Doğan'ın babası Hacı Betteş Efendiden, ayrıca aynı köyden olup halen Kahramanmaraş Karamanlı mahallesinde oturan emekli öğretmen, yazar Ömer Kaya'nın baba ve dedelerinden dinlediklerine göre, Güblüce köyünün kuruluşu şöyle seyreder:
Kızılcaoba mahallesi Kenanlar, (Göyahmetler de denilirmiş), Musa Edeler, Çapar Hasanlar, Manga Aliler ve Haliller gabilelerinden birer, yani beş kişi, bir güz mevsimi avlanmaya çıkmışlardır. Ketizmen üzerinden Belen tepesi ile doğu, batı ve çevresindeki dağ ve tepeler oldukça ormanlıktır. Ateş ettikleri bir ayı yaralı gider. Kan izini süre süre şimdiki Güblüce köyünün merkezine varırlar. İlk defa uğradıkları bir muhit, bir semt. Güzel de bir pınar. İzini sürüp geldikleri ayı da, oraya düşüp ölmüştür. Hava oldukça güneşli. Ayının derisini yüzerlerken bir meşveret yaparlar; “burası çok güzel bir yermiş. Söz birliği yapalım. Gelecek yaz geldiğinde buraya göçelim. Önce çadır kuralım. Daha sonra ev yapalım. Malcılık için fevkalâde… Olur mu? Olur” derler. Gerçekten yaz gelir gelmez beş aile Güblüce'ye göçüp çadırı kurarlar. Daha sonra ev yaparlar. Derken 40-50 yıl içinde evlenen çocuklarına ayrı ayrı ev yaparak büyük diyecek bir köy olur. En basit kazılarda bile, küp ve küp kırıntılarına rastlanması, bu yerin; medeni bir toplumu bağrında barındırdığını belgeliyor. Ancak tarihi hakkında kesin bir bilgi elde edemedik. Bulunan küp ve küp kırıntılarından esinlenerek olsa gerek bu yere Güblüce adının verildiğini sanıyoruz. Kurulduğundan sonraki yıllar her yıl genişleyerek 150 haneye yaklaşmıştır. Küçümsenmeyecek bir hane ve nüfus yoğunluğu. O, orada dursun. Biz gelelim diğer bölümlere.
İstanbul'dan Ali adında bir emekli paşa Elbistan'a naklen gelmiş, Kızılcaoba mahallesine yerleşmiştir. Halk O'nun adını kısaltarak “PAŞALİ” koymuştur. “ALİ PAŞA kimdir?” denecek olursa; (Maraş Kurtuluş Savaşı'na çete reisi olarak geniş bir çete grubu ile baştan sona katılan; büyük de yararlıklar sağlayan “Güblüceli Tahir Efendi” namı ile anılan aynızamanda kadı okulu mezunu olan Tahir Doğan'ın babası Ali Efendinin dedesidir).
ALİ PAŞA'nın büyük bir âlim olduğunu dayılarından öğrenen Güblüce'liler harekete geçip PAŞALİ'nin köylerinde imamlık yapmasını teklif ve ikna ederler. O tarihlerde başlayan ilim yuvası olması yıllarca sürer. Nevar ki; 1960'lardan sonra, kırsal alanlar başta birçok köylerde olduğu gibi 150 haneli Güblüce köyü de göçten; bu olayı kaleme aldığım 01/01/2004 tarihinde ne üzücüdür ki 30 haneye kadar düşmüştür. Bu da burada dursun, biz gelelim Çapraz Memede. (Mehmet Alpay'a).:
Suyundan mı dır? Soyundan mıdır? Havasından mıdır? Bilemem. 1920'lerin bölge başpehlivanı Demircilik'li Şamoğ ve Âlembey'li Durdu Çavuş (Gök) gibi büyük pehlivanlar ile güreşen Hacı Memet Özdemir'i çıkartan Güblüce köyü, kuruluşundan 70 yıl kadar sonra, bir camızın gücünden fazla denecek güce sahip bir de Çapraz Memet (onun sülâlesi soyadı tarihinde Alpay soyadını aldığı bilinmektedir) çıkartmıştır. Nevar ki Çapraz Memedin güreştiğine dair bilgi edinemiyoruz. Fakat çok güçlü olduğunu ballandıra ballandıra söz eden muhteremler, Çapraz Memed'i şöyle tarif etmektedirler: Hacı Memed'in yaptığı güreşler köy halkınca bugün yapılan bir güreş gibi nasıl konuşuluyor, ondan bahsediliyorsa, çok önceleri yaşayan, bir camızın gücünden fazla gücüne sahip olduğu israrla konuşulan Çapraz Memed'in gücü de öyle konuşulmaktadır. Örneğin; “buyur, sık bakalım” diyenin elini sıktığında parmağından kan çıktığı söylenmektedir. Bağ belleme (kazma, çapa), ekin biçme ve benzeri amele işlerinde üç, hattâ dört kişinin yaptığı iş kadar iş yapar. Çapraz Memed'in bir gün, köyün kuzey tarafı Göyboynu mevkiinde otlayan ineğinin bacağı kırılır. Mesafe enaz bir saatlık yol. Bu ineği omuzuna alarak köye kadar getirdiği unutulmayan anılarından.
Çapraz Memed, odalarına ilaveten ahır ve samanlığı da birlikte çok geniş bir evi var. İşinde de çok titiz. Kışın malların yem hazırlığına başlandığı zaman otun temiz saman olması (ot samanı) için özen gösterir. Buna bir çare düşünür. Ne yapsa beğenirsiniz? Damın üzerini harman yeri.. Evet, yanlış duymadınız, evin damının üzerini harman yeri yapar.
Çocukları çağırır. Biçilen otların dama yığılması talimatı verir. “Baba öküzler dama nasıl çıkacak? Bu olacak iş mi?” demelerine karşın; ”siz ona karışmayınız.”der. Otun dama yığılmaya başladığını gören Güblüceliler; “Çapraz Memed kafayı üşütmüş. Dama ot çekip harmanı orada sürecek miş. Öküzleri merdivenle mi çıkartacak? Bu akıl kârı mı?” diye kınayan kınayana. Kısaca herkes Çapraz Memed'i konuşuyor. Durumu duyan yakın köyler halkı da bu durumu apaçık kafa üşütmeye bağlar. Derken ot çekimi tamamlanmıştır. Sıra öküzlerin düven (gem) sürmesine gelir. İlginç manzarayı seyretmek için Köylü de toplanmıştır. Düven tahtası ve öküzlerin koşulmasını sağlayacak olan boyunduruk ve samı bağları hazır. Öküzler de getirilmiştir. Damın yüksekliği Çapraz Memed'in döş barabarında (Hizasında). Yıllanmış kocaman öküzleri kucaklayıp dama koyar. İzleyiciler hayretler içinde kalır “ MAŞAALLAH!” Çekip dağılan Güblüce halkı o yıllardan beri bu anıyı söz edip konuşurlar.
Söz, Güblüce'nin yetiştirdiği belli şahsiyetlerinden açılmışken, Maraş'ın ünlü Bahçeci Hoca'sından da bahsetmeden geçemiyeceğim.
Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesi Güblüce köyü Delibekirliler (Kaya) gabilesinden Muhammed-Ayşe çiftinden 1881 yılında dünyaya gelen, yedi yaşlarında yakın akrabasının çağrısı üzerine oturmakta olduğu Maraş'a giden, bağ-bahçe işinden iyi anladığı için bu işlerde çok çalışan ve bu sebeple bazen “Bahçeci Osman” Bazen de “Elbistanlı Bahçeci” diye çağrılan Osman Efendi, erginlik çağına geldiğinde Elmacık (Hartlap) köyünden Mustafa-Fatma ailesinin kızı Huriye ile evlenir. Bu evlilikten dört kız iki erkek çocuk babası olmuştur. Bunlardan birisi okuyup âlim, aynızamanda şair olup il ve çevresi bazında büyük üne kavuşan Bahçeci Hoca'nın esas adı Muhammed Kâmil'dir. Babası ve dedesinin soyadı Kaya olmasına rağmen, soyadı döneminde bu aile Ağdaş soyadını almıştır. 1909 yılında Maraş merkezinde dünyaya gelmiştir. Maraş Müftüsü Hafız Ali Efendi, Güllü Hoca (Hafız) Efendi, Hacı Şâkir Efendi, Hakkı (Hoca) Efendi hocalarıdır. Arının çok çiçekten bal aldığı gibi adı geçen muhterem ilim sahiplerinden kademe kademe ders almıştır. Böylece, okumaya son derece önem verip kendini ilme adayan, öğrencilik döneminden sonra kitap okumaya özen gösteren, Yunus misâli güzel şiirler yazan Muhammed Kâmil Efendi, hâl ehli kişilerle düşüp kalkmaya başlar, derken manevi cephede adı konuşulanlar içinde yer alır. Bu yolda öyle mesafe almış ki, âdeta Maraşlıların gönül dostu olmuştur. Gönüller dostu zatı muhterem, bununla da kalmamış, bir taraftan da çocuk okutmaya başlamıştır. Babası gibi bahçeciliği bilhassa gül yetiştirmeyi çok sevmesi ve de baba mesleği olması dolayısıyla, halk tarafından Bahçeci Hoca adı verilmiş ve gönüllere tesçil edilmiştir. Esas adının Muhammed Kâmil olduğunu çok yakın dostları dışında kimse bilmemektedir. Esas adıymış gibi; Bahçeci Hoca geldi, Bahçeci Hoca gitti. Bu takma ad, ölümünden sonra da devam etmektedir.
Eğitimci Yazar Ömer Kaya'nın “Bahçeci Hoca” adı ile Kahramanmaraş-Ukde Yayınlarınca bastırılıp 1999'da yayınlanan 340 sayfadan oluşan kitaptan edindiğimiz bilgiye göre, Bahçeci Hoca'da okuyan, isimleri kısmen tesbit edilen erkek öğrenci sayısı doksanaltı'dır (96). Bunlardan bazıları; Eczacı- Belediye eski başkanı ve eski milletvekili Ahmet Uncu, (eşi ve halası dahil), Konya müftüsü (emekli) İsmet Karaokur, vaiz Remzi Kirişçi, Mimar mühendis Nurettin Abama, emniyet müdürü İsmail Güzeldemirci, Emekli Müftü Halil Bilginer, bedesten çarşısının sahibi Hacı Ahmet Şirikçi, Avukat Metin Şirikçi ile altı öğretmen başta içlerinde dört fabrikatör, kuyumcu ve akla gelebilen hemen her meslekte iş adamı ve belli şahsiyetler. Birisi bayan otuz (30) da hafız yetiştirdiği kayden sabit. 1909'da Maraş'ta dünyaya gelen, 03 Aralık 1966 yılında vefat eden Ahmet Kâmil Ağdaş'ın en önemli yanı tüm Kahramanmaraşlıların gönlünde taht kurması, gönüllerini fethetmesi, arkasından da halen rahmetle anılmasıdır.
Ruhları şâd olsun

Elbistanın Sesi Yayınları
- 2 -

GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan