Bostan Bostan ve Gürün'lü Mameda'ya Zemzem'den Çay Pişirilme Olayı

 

    



Bostan Bostan ve Gürün'lü Mameda'ya Zemzem'den Çay Pişirilme Olayı

Gürün'lü Mameda âdetâ bir Elbistan sevdalısıydı. Kışın seyrek, yazın ise sık sık gelirdi Elbistan'a. O'nun bir Bostan Bostan'ı, bir de Yakup Yazıcıoğlu'su vardı. Hiç unutmam, Vakıfbank karşısı Örnek İşhanı önünde karşılaştık. Her zamanki yüksek sesiyle; “Göçer babaaa!. Göçer Baba!. Ver bakalım para ver”. İtiraz ettiğimden değil, bir taraftan para çıkartırken, bir de boş mu bulundum ne?; “Mameda, parayı ne yapacaksın?” diye sordum. Cevaba bakınız, cevaba: “Bilmez misin? Yakup'a sigara alacağım” Anlam dolu bir ifade. Taa!.. Gürün'den gel. Elbistan'daki Yakup'a çarşıdan para topla, sigara al…Bu, ap ayrı bir dünyanın ap ayrı bir dostlar pazarı. Bunun yorum ve felsefesini yapacak güce, bilgiye sahip değilim. “İnsan arkadaşı ile ölçülür” ata sözüdür. Gürün'lü Mameda, Yakup'un sigara patronu olacak kadar dostu ise Yakup da demek ki boş değil… Bu, ayrı bir dünyanın ayrı bir konusu. Sadede gelelim:
Gürün'lü Mameda, Elbistan'a geldiğinde, akabinde Bostan Efendiyi bulur ve âdetâ İçtikleri su ayrı giderdi. Yakup'u da ihmal etmezse de, onunla ayrı zaman buluşur ve göşürdü. Yıl 1981. Esnaftan Hacı Durmuş Karcıoğlu Hac'dan gelmiş, “Hoş geldiniz” faslı devam etmektedir. Bu iki dost kapıyı çalar. “Buyurunuz” demek fazladan. Zemzem ve hurma ikramından ve kısa bir sohbetten sonra, “haydı bakalım. Zemzem'den bir çay pişirin de içelim” derler. Hacı Durmuş Efendi, öteki odada bulunan muhterem eşi Lütfüye Hanımefendiye gereken talimatı verir. Çay pişiyor. Ancak, bir aksilik eseri “Zemzem” kelimesi hatırdan çıkmış, çay normal sudan konulmuştur. Hacı Durmuş Efendinin bundan haberi yok. Demlenen çay gelir, önlerine konulur. Her iki dost birer yudum almaları ile; “bu çay Zemzem'den değil” deyip kalkmaları bir olur. Hacı Durmuş Karcıoğlu; “paltayı taşa mı çaldık ne?” diye kuşkulanır. Ama yapacağı bir şey de yok, o anda. “Etme, bağışlayın, bir yanlışlık olmuş, hemen Zemzemden çay pişirelim” denir ama ne mümkün. Geçmiş ola…
Karcıoğlu çifti durumdan üzüntü duyarlar ama, oldu bir kere. “Ölü dirilmez” Tek çaresi bu mazereti zamanı geldiğinde telâfi etmektir.
Aradan yıl geçer. Ay Ramazan. Karcıoğlu âilesi zekât dağıtmaktadır. Bilhassa yetimi olan dul kadınların ad ve adresleri Lütfüye hanımın elinde. Olacak ya, bu listeye Bostan Efendinin adı dahil edilmiş, zarfın üstü de yazılmıştır. Dağıtım yavaş yavaş uygulanıyor. Bir sokakta Bostan Efendi Lütfüye Hanım ile karşılaşır. 6. hissi harekete geçen Bostan Efendi anında; “ver benim payımı” der. Lütfüye hanımın canına minnet. Zaten öyle bin an arıyordu. Durumdan çok çok memnun olur. Çünkü, Zemden çay pişirilememe konusunun üzüntüsünü halen üzerinden atamamıştı. Biraz da farklı ikram eder.Böylece Lütfüye Hanımın da gönlü beklediği rahatlığa kavuşur ve durumu da akşam, eşi Sayın Hacı Durmuş Efendiye işin seyrini anlatır ve bir nevi müjdeler.Ruhları şâd olsun.
Kaynak; Hacı Durmuş Karcıoğlu bir mecliste anlatırken dinlemiştim.

 

Elbistanın Sesi Yayınları
- 2 -

GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan