Uyarıya Uymamanın Cezası

 

    

 

Uyarıya Uymamanın Cezası

Herhangi bir yanlış iş yapılması halinde dostun, dostların; “bu tavrın, bu hareketin” yanlış olduğunu söylemeye “uyarı” diyoruz. Böyle bir uyarıya uymamanın cezasını peşin ödeme olayından bahsedeceğim bu kıssada.
Yıl 1952. Malatya ili Darende ilçesi Şuğul köyünden (Yenice) Abdurrahman ve Yunus Taşkın, Recep Yüksel ve Değirmenci Memedin oğlu Hamit, çerçilik yaparak gelecek kışın ihtiyaçlarını karşılamak için son baharda, Kozan, Kadirli, İmamoğlu ve havalisine gurbete gitmişlerdir.
Aradan bir buçuk ay geçmiş, gezecek köy ve kasabaları gezmiş, bekledikleri parayı da kazanmışlar, artık memleket hasretliği gözlerinde tütmeye başlamıştır. Bir araştırırlar ki, o yıl memlekete, yani Darende havalisine kar yağmamış, yollar açık, güneşli günlerde bağ bahçe işleri de görülebilecek durumdadır. Kozan'da bir araya gelirler. Herkes hayatından memnun. “Ne yapalım?” meşveretinden memlekete gitme kararı çıkar. Çünkü Darende havalisinde kar olmadığı haberi, sözde yolun açıklığının işaretidir.
Yolculuk başlar. Andırın istikametinden Göksun, Elbistan, Büyükyapalak, İncecik, Aktil (Yalıntaş) üzerinden geçip Tapkır Dağını da aşarak Şuğul'a (Yenice'ye) vasıl olacaklardır. Çizilen plân böyle. Ulaşım vasıtası da bir eşek, iki de at. Andırın ilçesine bağlı Geben köyünde misafirdirler. Misafiri çok sevdikleri için akşam komşular da odaya gelerek kalabalık bir grup oluşur. Sohbet oldukça tatlı. Bu sırada sorarlar; “siz hangi tarafa gideceksiniz?” Göksun tarafına cevabını alan oda cemaatı:
“Hayır, gidemezsiniz. Meryemçil Beli Dağı size geçit vermez. Kar çok olduğu gibi, o dağın kışı ve tipisi hiç eksik olmaz bu mevsimde. Çok perişan olur, donarak ölebilirsiniz de. Sakın gitmeyin.” diye uyarı ve ikazda bulunurlar. Nevar ki, 19-22 yaş arası bu gençler, gençliklerine, delikanlılıklarına güvenip, Gebenli dostların uyarılarına kulak asmayarak sabahleyin yola devam ederler.
Dağ yüksek, oldukça da dik. Biraz sonra yoldaki kar'a rağmen, Karacaoğlan'ın; “İncecikten bir kar yağar/Tozar Elif Elif diye” dediği gibi, bir kar, biraz sonra da tipi başlar. Yolda kar çok olduğundan beklenen kadar mesafe almak da zor. Derken zirveye çıkarlar. Karşıda 5-6 ev gözükmektedir. Ama akşam da olmuş, tipi de şiddetini artırmıştır. Biraz inişten sonra tekrar bir yokuşa tırmanılacaktır. Kar yolu kapatmış, yukarıdan aşağı akıp gelen suyu takip ederek dereye yukarı çıkacaklardır. Nevar ki kandilde zeyitin bittiği gibi, hem dermanları kesilmiş, hayvanları da yürüyemez hale gelmiştir. İşin daha da tehlikelisi Abdurrahman Taşkın'ın ayakları donmuş, tahtadan ayak haline gelmiş, yürüyememektedir. Bu sırada yapacak tek şey; “can kurtaran yok mu!.. diye yüksek sesle çağırmak. Başlarlar çağrışmaya. Evlerden sesi duyan olur. “Durmayınız, aşağıdan sesler geliyor. Yetişin” derler. Karda batmamak için özel edik denilen çarıkları ve de birkaç dürüm ekmek birlikte sese doğru gelip yetişirler. Vakit de yatsı olmak üzere. Ancak onlar gelinceye kadar donma şaşkınlığı başlamıştır. Dört babayiğit gelir gelmez, tecrübeleri gereği birer tokat atarlar. Eşek ve iki atın gitmesi mümkün değil. “Şansa” deyip torbalarını başlarına takıp oldukları yere bırakıp giderler.
Eve girer girmez ısınmaları için gayret sarfederler. Ancak Abdurrahman'ın ayakları donmuş, topuk kısmının derileri yüzülür duruma gelmiş, ayakkabısının çıkartılması için kıyısından bıçakla bir kısmı kesilerek çıkartılmıştır. Sabah olur. Eşek ve atın olduğu yere varırlar ki, hayvanlar akşamdan bırakıldığı gibi durmaktadırlar. Genç atın yürümesi mümkün. Ancak eşek ile yaşlı at kıpıldamaz hale gelmiş, ölmek üzereler. İster istemez onları kaderine terk ederler. Aç kalan kurtlara da bir iki günlük yem olacaklardır tabiî. Genç atı getirirler. Oradan Göksun'a da bu atın gitmesi sorun. Satılık ederler. O dağın başındaki küme sakinlerinde (bu yer Değirmendere kasabasına bağlı olsa gerek) para ne gezer. Yaz gelince vermek üzere elli (50) adet kar küreğine pazarlık ederler. Göksun'dan sonra Afşin'e gelirler. Orada şans yardım eder. Yenice'den Göyüsüyünlerin Duran Cengiz ile karşılaşırlar. Atını kiralayıp eşyalarını yükler, Yeniceye gelirler. Yaz döneminde atın karşılığı satın aldıkları 50 adet kar küreğini satıp beklenenin üstünde para kazanırlar. Ancak, Geben'li dostlarının uyarısına uymamanın cezasını bu gençler apaçık böyle bir sıkıntı ile ödemişlerdir.
Kaynak; Elbistan'da Ender Sarrafiye mağazasının sahip ve kurucusu Yunus Taşkın.
Not: Gençler, dikkat edecek olursanız bu kıssadan çok hisse alabilirsiniz. “Bu dağı aşmanız imkân harici” diyen dotlarının uyarısına uymuş olsalar idi, kıl payı atlattıkları böyle bir felâket ile karşılaşmazlar idi adı geçen bu kişiler. Bu durum kulağınıza küpe olsun. Demek istiyorum ki; Anne, baba başta dostların uyarısı ve ikazına sakın ola duyarsız kalmayasınız. Bizden hatırlatmak.
 

Elbistanın Sesi Yayınları
- 2 -

GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan