ANA SAYFA
     UN SANDIĞI

 

  Un Sandığı

Hakkında Ne Dediler ?

  Un sandığ - 1

  Un sandığ - 2

  Un sandığ - 3

  Kitabı Nasıl Alırım?

     MEHMET GÖÇER

 

  Hayatı

  Yaptıkları

  Eshab-ı Kehf Hakkında

Yaptığı çalışmalar

 

     LİNKLER

 

  www.elbistaninsesi.com

 

  www.yediuyurlar.com

 

   ZİYARETÇİ DEFTERİ

  OKU           YAZ

     SAYAC

     İLETİŞİM

    SİTE DESIGN BY

Mevlüt Köşker

 

    YAYINEVİ

Elbistanın Sesi Yayınları
GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 544 329 45 51
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan

 

Un Sandığı 3

Takdim-Mehmet Göçer

Un Sandığı 3 cilt kitabımı da Allah'a  şükürler olsun siz muhterem okurlarıma takdim etmenin mutluluğu içindeyim

Tetkikinden de anlaşılacağı gibi bu kitabım, Eshabü'l Kehf Yedi Uyurlar Mağarası'nın Afşin'de olduğuna dair bilgi ve belge ağırlıklı olması yanında; Dünyada ilk ve tek dava AİHM başvurum ve dilekçemin kabulü, (28 Şubat 2007 tarihine kadar karar çıkmadı), Kayısıya Devlet desteği verilmesiyle ilgili Başbakan Sayın Erdoğan'a mektup başta, 1 ve 2 cilt Un Sandığı kitaplarımda olduğu gibi birçok yaşanmış olay, yani anekdotlar içermektedir

Kutsal kitap İncil ve Kur'an-ı Kerim'de bahsi geçen; takriben  1500 ilâ 1809 yıllar arasında yaşanan, ancak o yıllardan beri mekân ve yeri meçhûl olduğu için Dünyanın otuz üç (33) yerinde; “Eshabü'l Kehf bizde” denilen bu kutsal mekânı, Kehf Suresi'ndeki tarif çerçevesinde, mahkeme kanalı ile tespit ettirmek şerefine nail olmamız da moralimize doping oldu diyebilirim

222 sayfadan oluşan Un Sandığı 1 ve 2 ciltlerde de değindiğim ve bu kitabımın tetkikinden de anlaşılacağı gibi, kitaplarım bir nevi anonim ortaklık seyrinde gitmektedir ve gidecektir de Konu içinde adı geçenin resmini bırakmak bu itibarla mutlaka ve mutlaka olayın yaşanmış olması ve başka bir yerde yayınlanmamış ve de müstehcen olmaması, karşı tarafı da kırmaması kaydı ile siz Sayın Okurlarım, göndereceğiniz bir anekdot (hikâye) ile 4 cilt Un Sandığı Kitabıma ortak olabilirsiniz Kısa olması tercihlidir Yazdığınız olaya, siz anlatan ile mümkünse anlatılanın fotoğrafını ve de telefonunuzu yazmanız yeterlidir Telefondaki maksadım, çalışma masamda takıldığım bir yer olursa sizi aramam içindir    

4 Cilt Un Sandığı kitabımda buluşmamız temennim ile Allah'a emanet olunuz     
Yeni Sayfa 1

İÇİNDEKİLER

Önsöz-İlhan Atış

Takdim-Yaşar Dönmez

Önsöz-Abdullah Günen

Önsöz -Arif Bilgin

Takdim-Mehmet Göçer

Perşembe Günü Kılınan Cuma Namazı

Eshab'ül Kehf Hakkında Dünya İnsanlarını Aydınlatıcı  Mektup

İlçe Merkez Sağlık Ocağı Verilerine Göre Elbistan'ın Nüfusu

Mağara Yârâni  Yedi Uyurlar

Doğan Bozkurt'un Partilere Oy Taksimi

Mevlüd'ün Mezardan Kalkması

Geçit'ten Selver Kızın, Maraba'ya Gelin Gitmesi 

İki Avratlının Pişirdiği Pilav

Deli Hacı'nın, İncecik'te Ömer Yılmaz'ın Misafirliği

Hulûsî Efendi'nin, Hacı Mevlüt Bozkurt'u,Yaşeyh'a Tanıtması

AİHM'ne Verilen Devlet Büyüklerimiz

Delinin Minareyi Kesme Teşebbüsü

Düşmanın Kurşununu Yolundan Çeviren Söz

Büyükyapalak'ta Muhtarlık Seçimi

'Babamın Alacağı Oto Bana Zevk vermez'

Efüsüyün'ün, Annesini, Kabakçıosman'a Gelin Götürmesi 

Ey! İnsanoğlu!

Mehreli Musa Usta'dan Bir Dörtlük

GATA'da, Üsteğmen Dr Savaş Bey'e Mini İmtihan

Palloğ Mustafa'nın Korkması, Eşeğinin Peşinden Koşması

İbrahim Yıldız'ın  Abdik Hüseyin'e, 2 Bin Frank Bozdurması

Düven (gem) Süren  Öküzün Ağzı Bağlanmaz

Hafız Süreyya Küçük'ün; Halep'ten At Alması

M Ali'nin Şapkasından Helva Süzülmesini

Celâ Çarşı İçinde Kırılan  Rakı ve Şarap Şişeleri

Abdurrahim Karakoç'un  Kurbanlık İnek Alması Olayı

Bekçi Hamid'in; Allah'ın Evine Davet Edilmesi

Milli Güreşçiler ile Güreşen Pehlivanımız

İbnü'l- Emin Mahmut Kemal İnal'dan İlginç Bir Anı

Üstad ile İlgili Bir Anı Daha

Allah'ın Korumacısı Sarı Kemal

Umursamazlığıyla Tanınan Şako Süleyman

İnancına Sahip Çıkan Sarhoş

Senin Yaptığını Çorumlu Bile Yapmaz!

Kore Savaşında Erzurumlu İki Askerin Gözcülüğü

Bu Mezarlığın İhata Duvarının İkmalinden Sonra

Dünyada Tek ve de İlk Olan Dava

'Atımın Tek Nalı Bir Okka Gelirdi'

Arpanın Boyu

Malatya Valisi'nin Yazısı

Tarihi Bir Vesîka Ve Bush'a Mektup

Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a Açık Mektup

ETSO Görevlileri İle Röportaj

“Bu Kitabın Adı Neden Un Sandığı?”  Diyenlere

Texas Tech Üniversitesi Rektörlüğüne

Üzümünü Ye, Bağını Sorma!

Bir Şalvar Dolusu Elma Helalleşmesi

Herif, Sen Ne Kadar Çirkinsin?

Atatürk'ten Vecizeler

Halep Salnamesi'nden Ender Tarihi Bilgiler

Çığ altında Kalan Sahibinin Yerini Bildiren Köpek

İkram Edilen Ihlamurun 10 Dakika Gecikmesine Sitem

Hulûsî Efendi Hazretleri, Bize Bir Keramet Gösterir misiniz?

Cemal Tural Paşa'dan Bir Anı 197-

Darda Kalan Bir Öğrenciye Polisin Sıcak İlgisi

Fecî Bir Trafik Kazası, Kaza içinde Bir Sır Perdesi

Bahisle Kazanılan Bir Koyun, 7 de Kuzusunun Kuzusu

“Sigarayı Terk Edemiyorum” Diyen Tiryakilere

Hatasız Kul Olur mu?209-

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanlığına

Sarhoşun, Dostlarından Özür Dilemesi Olayı

 

Vali İlhan Atış

Kadim dostumuz Mehmet Göçer'in çalışmalarına devam ettiğini görünce hem sevindim ve hem de ilerlemiş yaşına rağmen, enerjisinden, çalışma azminden hiçbir şey kaybetmeden yeni eserler hazırlayarak, gençlere örnek olmasından dolayı takdir ettim.

İkinci cildin önsözünde yazdığım “Türk Edebiyatında bir boşluğu dolduracağına inandığım UN SANDIĞI…” ifademin üzerinde duruyor ve gerçekten gelecekte çok faydalanılacak eserlerden olduğu kanaatini taşıyorum.

Bu eserin içindeki olaylar tek tek ele alındığında, bazı insanlara, ilk bakışta, öyle çok önemli şeyler değilmiş gibi gelebilir. “Yaşayanlar için bir değer taşısa da tüm insanları neden ilgilendirsin ki?” diye düşünenler olabilir. Ama, unutulmamalı ki, kültür diye, tarih diye, folklor diye olgular var ve bu insanî alanlar sürekli desteklenmeye, orada burada kalmış otantik değerlerle beslenmeye muhtaçtır…

İşte Mehmet Göçer dostumuz bunu yapmakta ve dünde kalan yaşam kırıntılarını toplayıp bugüne getirmekte, kitaplaştırarak da yarınlara sunmaya hazırlanmaktadır

Kendisine başarılar ve çalışmalarında devam fırsatları diliyorum…

 

Takdim-Yaşar Dönmez-Mülkiye Müfettişi

Yayınladığı Un Sandığı 1 Cilt kitabında yer alan, Elbistan Müftüsü Reşit Yinanç ve Kazakistanlı Kubay Nazar'ın; “Eshabü'l Kehf'in Afşin'de olduğuna dair yazılarına dayanarak, Sulh Hukuk Mahkemesine tespit davası açarken, durum hakkında Kaymakamlığıma bilgi vermek için geldiklerinde tanışmıştım Mehmet Göçer ile                     

Ele aldığı konu ciddiyet arz ediyordu Dinledim, memnun olduğumu bildirdim Bir yıl uğraş verdiBir fizik, iki de astronomi uzman'ın bilirkişiliği ve Afşin Belediyesi adına avukatı ile Afşin'deki tüm avukatların dahili dava olarak katıldıkları keşfin konusu; Güneş doğar doğmaz O Mağara'ya vurup vurmadığı esasına dayanıyorduGüneş doğmadan önce, mahkeme kontrolü altında, bilirkişilerin bizzat hazır bulunup tespit keşfinin de olumlu sonuçlanması, dikkat edilecek olursa bu durum; yerinin meçhullüğü açısından tarihi bir olayın aydınlanmasına ışık tutuyordu

Dünyanın 33 yerinde olduğu söylenen, bin 800 yıldan beri  de yeri meçhul olan Eshabü'l Kehf Mağarasının, fiziki yönden bu tarzda 2 nci bir mağara yoksa (ki yok olduğu Afşinlilerce ısrarla söyleniyor) bu kutsal mekânın yerinin Afşin olduğu belgelenmiş oluyor       Vakıflarca da etüt ve çevre projesinin ihale edildiği son derece memnuniyet vericiŞu duruma göre, bu yer yakın bir gelecekte İNANÇ Turizminde görmeyi değer turistik bir yer olacağı nerden bakılsa belli Bu kutsal mekânı ziyaret edenlerin sayısı eskiye nazaran çok çok artmışsa (Ki arttığı gözleniyor) Mehmet Göçer'in mahkeme tespiti konusunun görüntülü ve yazılı medyada çıkan haberlerden kaynaklandığını kimse inkâr edemez kanısındayım

Mehmet Göçer'in; 2 ciltte olduğu gibi 3 cilt Un Sandığı kitabında da Eshabü'l Kehf'e geniş yer vermesi takdire şayan denebilir Kitabın konusu oldukça ilginç; Kaybolmaya ramak kalan, halk içinde yaşanmış (Anekdot) olayları bularak, geçmişi  bu güne, bu günü de yarına bağlar gibi köprü olması ve o hadisenin unutulmamasını sağlaması zahmetli bir uğraşın, çabanın ürünüdür Bu azim ve gayret küçümsenemez Başarısının devamını diliyorum

 

Önsöz-Prof Dr Abdullah Günen

Bölgemizin kültürel ve tarihi miraslarının korunması ve günümüz ifadesiyle somut olmayan varlıkların, anılarda taze tutulmasını kendine vazife addeden sayın Mehmet Göçer, elimizde tuttuğumuz bu eserinde de, daha önceki eserlerinde (Un Sandığı 1-2) olduğu gibi, geçmişimizle bugünü kendisine has güzel üslubu ile birleştirerek, geçmiş ile bugünü ve bugün ile geleceği sade bir dille işlemiştir 

İnanışlarına göre oluşan toplumların çimentosu olan inançlar, yani  toplumların inançları, yetiştirdikleri önemli şahsiyetler ve Tarihi olaylardır İşte, bu anlamda Müslüman ve Hıristiyan alemleri için kutsal sayılan Afşin Ashab-ı Kehf mağarasına düşen güneş ışınlarının tespiti olayında göstermiş olduğu gayret ve çabalara bizzat şahit olma fırsatını buldum

Bu eserinde haklı olarak Afşin Ashab-ı Kehf olayını da kendine has anlatım şekliyle insanlığın hizmetine sunmaktadır

Ashab-ı Kehf gerçeğinin aydınlatılması hususunda, bölgenin yetiştirdiği bir bilim adamı olarak, verilen görev gereği olaylara tanık oldum ve inceledim Bu inceleme ve ölçümler bilimin ışığında olup, eserde yazılanlar ise, bilimin gösterdiği gerçeklerle örtüşmektedir

Bu tür kitaplar, her zaman insanlığın geçmişini bugüne ve geleceğe  bağlayan köprü vazifesi görmektedir  

Bu nedenle, böylesi kitapları yazanlar ve yazmak isteyenler her zaman teşvik edilmeli ve desteklenmelidir

Bu vesile ile başta kitabın yazarı Sayın Mehmet Göçer olmak üzere emeği geçen herkesi kutluyor, başarılarının devamını diliyorum        

 

Önsöz-Arif Bilgin

Sayın Mehmet Göçer'in, elinizdeki bu 'UN SANDIĞI” adını verdiği kitabının üçüncü cildi ile iğneyle kuyu kazıyor gibi Elbistan ve çevresinin kültürünü, yaşanmış ilginç ve garip olaylarını, bizzat yaşayan birinci, olmazsa ikinci tanığın ağzından dinleyerek derlemeye ve okuyucularına sunmaya devam ediyor

Dileğimiz daha da devam etmesi ve artık unutulmaya yüz tutmuş, bir nesil daha değişse geçmişin derinliklerinde tamamen kaybolacak bu renkli hayat kesintilerini yakalayıp yakalayıp şimdiki ve gelecek nesillere armağan etmesidir…

Yıllar sonra, yörede araştırma yapacak sosyologlar, etimologlar, edebiyatçılar hatta tarihçiler bu gibi derleme çalışmalarından kültürümüzün gerçek izlerini bulmada faydalanacaklar ve kesinleştirdikleri verileri hem milletimize ve hem de tüm insanlığa takdim edeceklerdir

İlk cilt hazırlanırken, Sayın Göçer'in kullandığı dile ve üsluba itiraz edenlere itiraz etmiştim Çünkü bu yazılanlar tüm doğallığı içerisinde sunulmalı ve üçüncü bir kişinin bakışı, duygusu, anlayışı, kendine göreleştirdiği doğruları içine girmemeli idi Sonuçta, bu bir edebî eser değil, yarışmaya da girmeyecekti; tam tersine folklorik bir derleme özelliğini taşıdığından en orijinal şekliyle su yüzüne çıkmalıydı… Öyle de oldu O zamandan bu zamana kadar gelen tepkilerden de anlaşıldı ki, yapılanlar doğru idi ve bu şekli ile okuyucular daha çok beğenmişti…

Burada bir şeye daha dokunmak isterim:

Uzun yıllardır hiç kimsenin aklına gelmeyen bir şeyi daha başardı Sayın Göçer; Afşin'deki Eshabü'l- Kehf”e güneşin, ne zaman doğduğunu, ne zaman battığını ve mağaranın içine günün hangi saatlerinde ve ne kadar gün ışığı düştüğünü mahkeme kararı ile tescil ettirdi Buradan şu sonucu artık bilime saygı duyan herkesin çıkarması gerekiyor:

Dünyada Yedi Uyurlar'ın adına izafe edilen kaç tane mağara olursa olsun, bunların içinden en fazla bir tanesi doğrudur Bu bir tanenin, hangisi olduğu kararını da tarihi bilgiler, seyyahların notları, resmi kayıtlar, vakıfnamelere intikal eden özel isimlerin yanında Kur'an-ı Kerim'de zikredildiği gibi güneş, mağaranın içine doğarken sağ taraftan, batarken de sol taraftan ışık veriyor mu, vermiyor mu sorusunun cevabıdır İşte bu cevap, uzay çalışmalarında kullanılan özel aletlerle ve mahkemenin görevlendirdiği işinin ehli bilirkişiler marifetiyle verilmiş ve kılı kırk yararcasına ince hesaplar sonunda tespit yapılmıştır

İşte bu tespit, yöre insanını sevindirecek bir netice vermiş, bilim adamlarının ifadeleri ile dini kaynakların ifadeleri birbirine paralellik arz ederek Eshabü'l- Kehf mağarasının Afşin'deki mağara olduğu kanaatini hemen hemen kesinleştirmiştir

Sizce bu az şey midir?

Mehmet Göçer'e, kalemine sağlık diyorum; Elbistan, Afşin ve çevresi kültürüne gönül vermiş birisi olarak çalışmalarının devamını ve ömrünün uzun olmasını diliyorum…