Un Sandığı 3
cilt kitabımı da Allah'a şükürler olsun siz muhterem okurlarıma takdim
etmenin mutluluğu içindeyim
Tetkikinden
de anlaşılacağı gibi bu kitabım, Eshabü'l Kehf Yedi Uyurlar Mağarası'nın
Afşin'de olduğuna dair bilgi ve belge ağırlıklı olması yanında; Dünyada ilk ve
tek dava AİHM başvurum ve dilekçemin kabulü, (28 Şubat 2007 tarihine kadar karar
çıkmadı), Kayısıya Devlet desteği verilmesiyle ilgili Başbakan Sayın Erdoğan'a
mektup başta, 1 ve 2 cilt Un Sandığı kitaplarımda olduğu gibi birçok yaşanmış
olay, yani anekdotlar içermektedir
Kutsal kitap
İncil ve Kur'an-ı Kerim'de bahsi geçen; takriben 1500 ilâ 1809 yıllar
arasında yaşanan, ancak o yıllardan beri mekân ve yeri meçhûl olduğu için
Dünyanın otuz üç (33) yerinde; “Eshabü'l Kehf bizde” denilen bu kutsal mekânı,
Kehf Suresi'ndeki tarif çerçevesinde, mahkeme kanalı ile tespit ettirmek
şerefine nail olmamız da moralimize doping oldu diyebilirim
222 sayfadan
oluşan Un Sandığı 1 ve 2 ciltlerde de değindiğim ve bu kitabımın tetkikinden de
anlaşılacağı gibi, kitaplarım bir nevi anonim ortaklık seyrinde gitmektedir ve
gidecektir de Konu içinde adı geçenin resmini bırakmak bu itibarla mutlaka ve
mutlaka olayın yaşanmış olması ve başka bir yerde yayınlanmamış ve de müstehcen
olmaması, karşı tarafı da kırmaması kaydı ile siz Sayın Okurlarım,
göndereceğiniz bir anekdot (hikâye) ile 4 cilt Un Sandığı Kitabıma ortak
olabilirsiniz Kısa olması tercihlidir Yazdığınız olaya, siz anlatan ile mümkünse
anlatılanın fotoğrafını ve de telefonunuzu yazmanız yeterlidir Telefondaki
maksadım, çalışma masamda takıldığım bir yer olursa sizi aramam içindir
4 Cilt Un Sandığı kitabımda buluşmamız temennim ile Allah'a emanet olunuz
Kadim
dostumuz Mehmet Göçer'in çalışmalarına devam ettiğini görünce hem sevindim ve
hem de ilerlemiş yaşına rağmen, enerjisinden, çalışma azminden hiçbir şey
kaybetmeden yeni eserler hazırlayarak, gençlere örnek olmasından dolayı takdir
ettim.
İkinci cildin
önsözünde yazdığım “Türk Edebiyatında bir boşluğu dolduracağına inandığım UN
SANDIĞI…” ifademin üzerinde duruyor ve gerçekten gelecekte çok faydalanılacak
eserlerden olduğu kanaatini taşıyorum.
Bu eserin
içindeki olaylar tek tek ele alındığında, bazı insanlara, ilk bakışta, öyle çok
önemli şeyler değilmiş gibi gelebilir. “Yaşayanlar için bir değer taşısa da tüm
insanları neden ilgilendirsin ki?” diye düşünenler olabilir. Ama, unutulmamalı
ki, kültür diye, tarih diye, folklor diye olgular var ve bu insanî alanlar
sürekli desteklenmeye, orada burada kalmış otantik değerlerle beslenmeye
muhtaçtır…
İşte Mehmet
Göçer dostumuz bunu yapmakta ve dünde kalan yaşam kırıntılarını toplayıp bugüne
getirmekte, kitaplaştırarak da yarınlara sunmaya hazırlanmaktadır
Kendisine
başarılar ve çalışmalarında devam fırsatları diliyorum…
Takdim-Yaşar Dönmez-Mülkiye Müfettişi
Yayınladığı
Un Sandığı 1 Cilt kitabında yer alan, Elbistan Müftüsü Reşit Yinanç ve
Kazakistanlı Kubay Nazar'ın; “Eshabü'l Kehf'in Afşin'de olduğuna dair yazılarına
dayanarak, Sulh Hukuk Mahkemesine tespit davası açarken, durum hakkında
Kaymakamlığıma bilgi vermek için geldiklerinde tanışmıştım Mehmet Göçer
ile
Ele aldığı
konu ciddiyet arz ediyordu Dinledim, memnun olduğumu bildirdim Bir yıl uğraş
verdiBir fizik, iki de astronomi uzman'ın bilirkişiliği ve Afşin Belediyesi
adına avukatı ile Afşin'deki tüm avukatların dahili dava olarak katıldıkları
keşfin konusu; Güneş doğar doğmaz O Mağara'ya vurup vurmadığı esasına
dayanıyorduGüneş doğmadan önce, mahkeme kontrolü altında, bilirkişilerin
bizzat hazır bulunup tespit keşfinin de olumlu sonuçlanması, dikkat edilecek
olursa bu durum; yerinin meçhullüğü açısından tarihi bir olayın aydınlanmasına
ışık tutuyordu
Dünyanın 33
yerinde olduğu söylenen, bin 800 yıldan beri de yeri meçhul olan Eshabü'l Kehf
Mağarasının, fiziki yönden bu tarzda 2 nci bir mağara yoksa (ki yok olduğu
Afşinlilerce ısrarla söyleniyor) bu kutsal mekânın yerinin Afşin olduğu
belgelenmiş oluyor Vakıflarca da etüt ve çevre projesinin ihale edildiği
son derece memnuniyet vericiŞu duruma göre, bu yer yakın bir gelecekte İNANÇ
Turizminde görmeyi değer turistik bir yer olacağı nerden bakılsa belli Bu kutsal
mekânı ziyaret edenlerin sayısı eskiye nazaran çok çok artmışsa (Ki arttığı
gözleniyor) Mehmet Göçer'in mahkeme tespiti konusunun görüntülü ve yazılı
medyada çıkan haberlerden kaynaklandığını kimse inkâr edemez kanısındayım
Mehmet
Göçer'in; 2 ciltte olduğu gibi 3 cilt Un Sandığı kitabında da Eshabü'l Kehf'e
geniş yer vermesi takdire şayan denebilir Kitabın konusu oldukça ilginç;
Kaybolmaya ramak kalan, halk içinde yaşanmış (Anekdot) olayları bularak,
geçmişi bu güne, bu günü de yarına bağlar gibi köprü olması ve o hadisenin
unutulmamasını sağlaması zahmetli bir uğraşın, çabanın ürünüdür Bu azim ve
gayret küçümsenemez Başarısının devamını diliyorum
Önsöz-Prof Dr Abdullah Günen
Bölgemizin
kültürel ve tarihi miraslarının korunması ve günümüz ifadesiyle somut olmayan
varlıkların, anılarda taze tutulmasını kendine vazife addeden sayın Mehmet
Göçer, elimizde tuttuğumuz bu eserinde de, daha önceki eserlerinde (Un Sandığı
1-2) olduğu gibi, geçmişimizle bugünü kendisine has güzel üslubu ile
birleştirerek, geçmiş ile bugünü ve bugün ile geleceği sade bir dille
işlemiştir
İnanışlarına
göre oluşan toplumların çimentosu olan inançlar, yani toplumların inançları,
yetiştirdikleri önemli şahsiyetler ve Tarihi olaylardır İşte, bu anlamda
Müslüman ve Hıristiyan alemleri için kutsal sayılan Afşin Ashab-ı Kehf
mağarasına düşen güneş ışınlarının tespiti olayında göstermiş olduğu gayret ve
çabalara bizzat şahit olma fırsatını buldum
Bu eserinde
haklı olarak Afşin Ashab-ı Kehf olayını da kendine has anlatım şekliyle
insanlığın hizmetine sunmaktadır
Ashab-ı Kehf
gerçeğinin aydınlatılması hususunda, bölgenin yetiştirdiği bir bilim adamı
olarak, verilen görev gereği olaylara tanık oldum ve inceledim Bu inceleme ve
ölçümler bilimin ışığında olup, eserde yazılanlar ise, bilimin gösterdiği
gerçeklerle örtüşmektedir
Bu tür
kitaplar, her zaman insanlığın geçmişini bugüne ve geleceğe bağlayan köprü
vazifesi görmektedir
Bu nedenle,
böylesi kitapları yazanlar ve yazmak isteyenler her zaman teşvik edilmeli ve
desteklenmelidir
Bu vesile ile
başta kitabın yazarı Sayın Mehmet Göçer olmak üzere emeği geçen herkesi
kutluyor, başarılarının devamını diliyorum
Önsöz-Arif Bilgin
Sayın Mehmet
Göçer'in, elinizdeki bu 'UN SANDIĞI” adını verdiği kitabının üçüncü cildi ile
iğneyle kuyu kazıyor gibi Elbistan ve çevresinin kültürünü, yaşanmış ilginç ve
garip olaylarını, bizzat yaşayan birinci, olmazsa ikinci tanığın ağzından
dinleyerek derlemeye ve okuyucularına sunmaya devam ediyor
Dileğimiz
daha da devam etmesi ve artık unutulmaya yüz tutmuş, bir nesil daha değişse
geçmişin derinliklerinde tamamen kaybolacak bu renkli hayat kesintilerini
yakalayıp yakalayıp şimdiki ve gelecek nesillere armağan etmesidir…
Yıllar sonra,
yörede araştırma yapacak sosyologlar, etimologlar, edebiyatçılar hatta
tarihçiler bu gibi derleme çalışmalarından kültürümüzün gerçek izlerini bulmada
faydalanacaklar ve kesinleştirdikleri verileri hem milletimize ve hem de tüm
insanlığa takdim edeceklerdir
İlk cilt
hazırlanırken, Sayın Göçer'in kullandığı dile ve üsluba itiraz edenlere itiraz
etmiştim Çünkü bu yazılanlar tüm doğallığı içerisinde sunulmalı ve üçüncü bir
kişinin bakışı, duygusu, anlayışı, kendine göreleştirdiği doğruları içine
girmemeli idi Sonuçta, bu bir edebî eser değil, yarışmaya da girmeyecekti; tam
tersine folklorik bir derleme özelliğini taşıdığından en orijinal şekliyle su
yüzüne çıkmalıydı… Öyle de oldu O zamandan bu zamana kadar gelen tepkilerden de
anlaşıldı ki, yapılanlar doğru idi ve bu şekli ile okuyucular daha çok
beğenmişti…
Burada bir
şeye daha dokunmak isterim:
Uzun
yıllardır hiç kimsenin aklına gelmeyen bir şeyi daha başardı Sayın Göçer;
Afşin'deki Eshabü'l- Kehf”e güneşin, ne zaman doğduğunu, ne zaman battığını ve
mağaranın içine günün hangi saatlerinde ve ne kadar gün ışığı düştüğünü mahkeme
kararı ile tescil ettirdi Buradan şu sonucu artık bilime saygı duyan herkesin
çıkarması gerekiyor:
Dünyada Yedi
Uyurlar'ın adına izafe edilen kaç tane mağara olursa olsun, bunların içinden en
fazla bir tanesi doğrudur Bu bir tanenin, hangisi olduğu kararını da tarihi
bilgiler, seyyahların notları, resmi kayıtlar, vakıfnamelere intikal eden özel
isimlerin yanında Kur'an-ı Kerim'de zikredildiği gibi güneş, mağaranın içine
doğarken sağ taraftan, batarken de sol taraftan ışık veriyor mu, vermiyor mu
sorusunun cevabıdır İşte bu cevap, uzay çalışmalarında kullanılan özel aletlerle
ve mahkemenin görevlendirdiği işinin ehli bilirkişiler marifetiyle verilmiş ve
kılı kırk yararcasına ince hesaplar sonunda tespit yapılmıştır
İşte bu
tespit, yöre insanını sevindirecek bir netice vermiş, bilim adamlarının
ifadeleri ile dini kaynakların ifadeleri birbirine paralellik arz ederek
Eshabü'l- Kehf mağarasının Afşin'deki mağara olduğu kanaatini hemen hemen
kesinleştirmiştir
Sizce bu az
şey midir?
Mehmet
Göçer'e, kalemine sağlık diyorum; Elbistan, Afşin ve çevresi kültürüne gönül
vermiş birisi olarak çalışmalarının devamını ve ömrünün uzun olmasını diliyorum…