ANA SAYFA
     UN SANDIĞI

 

  Un Sandığı

Hakkında Ne Dediler ?

  Un sandığ - 1

  Un sandığ - 2

  Un sandığ - 3

  Kitabı Nasıl Alırım?

     MEHMET GÖÇER

 

  Hayatı

  Yaptıkları

  Eshab-ı Kehf Hakkında

Yaptığı çalışmalar

 

     LİNKLER

 

  www.elbistaninsesi.com

 

  www.yediuyurlar.com

 

   ZİYARETÇİ DEFTERİ

  OKU           YAZ

     SAYAC

     İLETİŞİM

    SİTE DESIGN BY

Mevlüt Köşker

 

    YAYINEVİ

Elbistanın Sesi Yayınları
GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan

Delinin Minareyi Kesme Teşebbüsü

Bilindiği gibi; “Deli deliyi görünce, değneğini 40 arşın yerden atarmış” diye esprili bir deyim var bizde. Bu, Ata Sözü müdür? değil midir? Bilemem. Ancak yeri ve zamanı geldiğinde bu söz söylenip gülüşülür, âdeta stres atılır.

Darende'nin Yenice Kasabasından olup, halen İstanbul Bayazıt Çarşısında, Halil Eser'e ait Eser Kitap Evinin elemanlığını yapan Ali Yücel ile, Uğurlu Manifatura Mağazası Sahibi Ali İhsan Yücel'in evinde, 07/07/2006 akşamı misafiriz. Eski kış gecelerini andıran tatlı bir sohbet. Derken söz; “Deli deliyi görünce değneğini 40 arşın yerden atarmış”a dayanması ile Ali Yücel söze girdi, “Ben bunun canlı örneğini bizzat gördüm-yaşadım” dediği  olay şöyle seyreder:

Yıl 1956. Zonguldak iline bağlı Kozlu ilçesinde, Darende'nin Balaban kasabasından  Hasan Yaşar-Hacı Ömer Doğanay'ın ortaklığında yürütülen manifatura mağazasında, Ali ve amcası oğlu Muhittin Yücel ile tezgâhtardırlar. Bu yer çarşının da tam merkezi. Mağazanın tam karşısında Çarşı Camii var. Bu cami cemaatının iki de bir ayakkabılarını çalıp sağa sola atan, yada saklayan meczup Zekeriya, o gün havanın da aşırı sıcaklığından etkilenmiş olacak ki çıkmış minareye. Şerefeden başını kısmen aşağı sarkıtmış, cadde ve sokaklarda yürümekte olanlara seslenip bir feveran koparır; “Kaçınız oradan. Ben kendimi aşağıya atacağııım!. Benimle birlikte siz ölmeyiniiiz!.. Aşağıda kimse kalmasııın!.. vs.”.

Zekeriya'nın minareden atlayacağını duyan koşar oraya. Yüzlerce kişi minarenin etrafına yığılmış, nasıl atlayıp, nasıl öleceğini beklemeye başlamışlardır. “Demir tavında gerek” misali tam bu sırada bir başka deli çıkıp gelir kalabalığı yara yara öne geçer ve yüksek sesle bağırmaya başlar:

“…Ulan Zekeriya, ulan terbiyesiz. Beni iyi dinle. Aha bıçkı elimde. Çabuk iniyorsan in, inmiyorsan; Anam avradım olsun, minareyi biçerim!..” .

Çağıran deliyi yakından tanıyan Zekeriya;

“Hooop, hooop!.. Minareyi biçme, şerefime, namusuma hemen iniyorum!..” diyerek çağırır. Gerçekten az sonra Zekeriya inmiş, kalabalık ta dağılmıştır.

Not: Kanaatıma göre; yeri ve zamanı gelince, haber anlamayıp “İllâ odunum” diyen misâli söz dinlemeyen inatçı kişiye biraz sertlik gösterilince düğümün çözülebileceğinin sırrı yatmaktadır bu kıssanın altında. Amma ve lâkin; bu binde bir olmalıdır. Hoş görünün, güler yüz ve tatlı dilin ise çözemeyeceği sorun yoktur diye düşünüyorum ve gençlerin böyle olmalarını ısrar öneriyor, öğütte bulunuyorum.