|
Delinin Minareyi Kesme Teşebbüsü
Bilindiği gibi; “Deli deliyi
görünce, değneğini 40 arşın yerden atarmış” diye esprili bir deyim var bizde.
Bu, Ata Sözü müdür? değil midir? Bilemem. Ancak yeri ve zamanı geldiğinde bu söz
söylenip gülüşülür, âdeta stres atılır.
Darende'nin Yenice Kasabasından
olup, halen İstanbul Bayazıt Çarşısında, Halil Eser'e ait Eser Kitap Evinin
elemanlığını yapan Ali Yücel ile, Uğurlu Manifatura Mağazası Sahibi Ali İhsan
Yücel'in evinde, 07/07/2006 akşamı misafiriz. Eski kış gecelerini andıran tatlı
bir sohbet. Derken söz; “Deli deliyi görünce değneğini 40 arşın yerden atarmış”a
dayanması ile Ali Yücel söze girdi, “Ben bunun canlı örneğini bizzat
gördüm-yaşadım” dediği olay şöyle seyreder:
Yıl 1956. Zonguldak iline bağlı
Kozlu ilçesinde, Darende'nin Balaban kasabasından Hasan Yaşar-Hacı Ömer
Doğanay'ın ortaklığında yürütülen manifatura mağazasında, Ali ve amcası oğlu
Muhittin Yücel ile tezgâhtardırlar. Bu yer çarşının da tam merkezi. Mağazanın
tam karşısında Çarşı Camii var. Bu cami cemaatının iki de bir ayakkabılarını
çalıp sağa sola atan, yada saklayan meczup Zekeriya, o gün havanın da aşırı
sıcaklığından etkilenmiş olacak ki çıkmış minareye. Şerefeden başını kısmen
aşağı sarkıtmış, cadde ve sokaklarda yürümekte olanlara seslenip bir feveran
koparır; “Kaçınız oradan. Ben kendimi aşağıya atacağııım!. Benimle birlikte siz
ölmeyiniiiz!.. Aşağıda kimse kalmasııın!.. vs.”.
Zekeriya'nın minareden atlayacağını
duyan koşar oraya. Yüzlerce kişi minarenin etrafına yığılmış, nasıl atlayıp,
nasıl öleceğini beklemeye başlamışlardır. “Demir tavında gerek” misali tam bu
sırada bir başka deli çıkıp gelir kalabalığı yara yara öne geçer ve yüksek sesle
bağırmaya başlar:
“…Ulan Zekeriya, ulan terbiyesiz.
Beni iyi dinle. Aha bıçkı elimde. Çabuk iniyorsan in, inmiyorsan; Anam avradım
olsun, minareyi biçerim!..” .
Çağıran deliyi yakından tanıyan
Zekeriya;
“Hooop, hooop!.. Minareyi biçme,
şerefime, namusuma hemen iniyorum!..” diyerek çağırır. Gerçekten az sonra
Zekeriya inmiş, kalabalık ta dağılmıştır.
Not: Kanaatıma göre; yeri ve zamanı
gelince, haber anlamayıp “İllâ odunum” diyen misâli söz dinlemeyen inatçı kişiye
biraz sertlik gösterilince düğümün çözülebileceğinin sırrı yatmaktadır bu
kıssanın altında. Amma ve lâkin; bu binde bir olmalıdır. Hoş görünün, güler yüz
ve tatlı dilin ise çözemeyeceği sorun yoktur diye düşünüyorum ve gençlerin böyle
olmalarını ısrar öneriyor, öğütte bulunuyorum.
|