|
Düşmanın Kurşununu Yolundan Çeviren Söz
Düşmanlık; kötüden de kötü şeydir.
Ferdin ferde düşmanlığı, komşunun komşuya, kabilenin kabileye, köyün köye,
ilçenin ilçeye, ilin ile, hattâ ülkenin ülkeye v.b. düşmanlıklar. Tekrar
ediyoruz; düşmanlık kötüden de kötüdür… Malûm olduğu üzere, bu gibi
düşmanlıkların zıddı, alternatifi kuşkusuz barıştır. Bu bağlamda, T. C.'nin
kurucusu ve banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk; “YURTTA SULH, CİHANDA SULH” diye,
ne güzel bir vecize lütfetmiştir insanımıza ve insanlığa.
Yukarıda söz ettiğim birey, aile,
grup, gruplar, toplum ve ülkeler arasında husûmet - düşmanlık olmadığı takdirde,
yurtda da, cihanda da barış ve huzurlu bir dünya olacağı muhakkaktır. Bunun da
en iyi reçetesi “TATLI YE, TATLI KONUŞ” misâli, kişilerin birbirine güler yüz,
tatlı dil ile mukabele etmeleri, herhangi bir hoşnutsuzlukla karşılaşıldığı
takdirde o durumun hoşgörüyle karşılanmasıdır. Bir kötülük yapana, hemen
kötülükle mukabele etmek, yangını körüklemek gibidir. Bu çerçevede, başlıkta
sözü geçen olay, Elbistan'a bağlı Büyük Yapalak kasabasında yaşanır, durum
şöyle seyreder:
Yıl 1960. Bedirler kabilesi ile
Bulutlar kabilesi arasında eskiden beri süre gelen (olmaz olsun) bir kan davası
husûmeti vardır. “Güçcük Mehmet” namı ile anılan Mehmet Bulut'un muhatabı;
“Ellez Ağa “ namı ile anılan Ellez Ülger'dir. Olacak ya, bu hasımlığı içine bir
türlü sindiremeyen Güçcük Mehmet yiğit mi yiğit. Cesur mu cesur. Annesi ise;
"Aman oğlum, elini kana bulama, südümü helal etmem" demiş. Bir akşam, mavzari
eline alan Güçcük Mehmet, pusarak Ellez Ağa'nın yatak odası penceresinin dibine
varıp dayanır. Yatacağı anda ateş edecektir. Bu kişi, belli bir mesafede,
yumurtayı da vuracak kadar atıcıdır. O hasmını bekleyedursun. Biz gelelim
uygulama safhasına:
Gece geç vakit, yatma
zamanıdır. Ellez Efendi odasına gelmiş, eşi Remziye Hanım da az sonra gelmiştir.
Remziye Hanım; “Herif, herif sen düşmanlı adamsın. Hem penceren açık, üstelik
perdesini de çekmiyorsun. Hem kapat, hem de perdeyi çek” der. Bu konuşma
dışarıda rahatça duyulmaktadır. Ellez Ağa, eşi Remziye Hanıma şöyle konuşur;
“Hanım, hanım!.. Benim düşmanım olan Güçcük Mehmet yiğit adam. Eşimin yanında
bana kurşun sıkmaz” cevabını verdiğini duyan Mehmet Bulut, değil tetiğe
dokunmak, mavzer elinden yere düşer. Sevinç şokuna girer. “Ben ne yapıyorum?.
Beni bu göz ile görene nasıl kurşun sıkarım?” deyip akabinde dönerek evine
gelir.
Mehmet, annesinin eline, ayağına
kapanır ve geçen durumu tek, tek anlatır. Bunu duyan Remziye Hanım; “Seni bu
gözle görene nasıl kurşun sıkılır? Sen çok iyi düşünmüş ve böyle bir adama iyi
ki kurşun sıkmamışsın. Oğlum, şimdi beni dinle; madem ki Ellez Ağa senin
hakkında bu yargıyı yapmış ve böyle konuşmuş.. “ Şaşmaz, yanılmaz bir Allah”tır.
Bundan böyle eğer Ellez Ağaya kurşun sıkarsan südümü sana haram ederim” der. Ve
böylece, büyük fecaatlara yol açması kaçınılmaz olan husûmet fırtınası eyyam bir
bahar havasına dönüşür.
Kaynak; Büyükyapalak Belediye
Başkanı Hacı Buğday.
Gençler!. Gençler!... : yukarıda
okuduğunuz yaşanmış bu olay, iyi düşünürseniz; sizlere canlı bir ibret
levhasıdır. Başlıkta; “düşmanın kurşununu yoldan çeviren söz” ifademizin böylece
gerçekleştiği görülmektedir. “İyi söz yılanı deliğinden çıkartır” ata sözü de bu
duygunun bir başka şekli olsa gerek. Kötülük, af buyurun, bir pisliktir. Bunu
etrafa saçarsan, pis koku yayılır, insanları rahatsız eder. Üstelik, etrafa
mikrop dağılmak suretiyle tehlikeli hastalıklar yayabilir. Amma velâkin; bu
pisliğin üstüne koku çıkmayacak bir şekilde toprak örtülür, üzerine de birkaç
gül fidanı dikilirse, o yer gül gülüstanlık olur. İşte, düşmanlık çekişmek de
buna benzer. Düşmanlığın yerini barış alırsa tabiî…
|