|
Büyükyapalak'ta Muhtarlık Seçimi
Yıl 1945'ler. Elbistan ilçesine
bağlı Büyükyapalak köyünde (şimdi kasaba) Muhtarlık seçimi yapılacaktır. Daha
önce seçim günü ilan edilmiş ve gereken hazırlık yapılmıştır. Seçim yeri köyün
Ulu Camiî'dir.
O zamanki seçim usulü şöyle: sandık
görevlileri kapı önüne konulan bir masadadırlar. Muhtar adaylarının adları
sırasına göre bir kâğıtta yazılıdır. Dışarıdan gelen seçmene kurul, “oy'unu
kime veriyorsun?” diye sorduğunda; “fülana veriyorum” der ve o adayın ismi
altına bir işaret konulur. Oy'unu (rey'ini) kullanan camiye girmek zorunda olup,
seçim sonuna kadar da dışarı çıkmak yasaktır.
Muhtar adayı ikidir. Biri eski
muhtar Bakoğlu, diğeri Osman Poyrazoğlu'dur (*). Olacak ya, yıllardır muhtarlık
yapana köylü; “sen artık istirahat et, yoruldun” demek fikrinde kararlı. Seçmen,
oy kullanmaya başlamıştır. Her gelen: “Osman Poyrazoğlu” der. Her iki muhtar
adayı da seçim kurulu masasında oturmaktadırlar. Herkes oy'unu kullanmış,
seçimin sona erdiğine dair zabıt tutulmak üzere. O anda kendi kendine de oy
vermeyi uygun bulmayan Bakoğlu; mertçe, yiğitçe; “benim oyum da Osman
Poyrazoğlu'nun” der. Böylece, yeni muhtar Osman Efendiyi, kutsal oyunu vererek
bir nevi kutlar, varıp kucaklaşarak tebrik edip; “hayırlı olsun” der.
Not: gönül ister ki, her muhtar,
Bakoğlu gibi muhatabını tebrik etsin, “Hayırlı olsun” temennisinde bulunsun.
Zaten, demokrasinin gereği de budur. “Karşı taraf kazandı” diye ona cephe almak,
küsmek çok çok yanlıştır. Çok çok abestir. Gerek muhtarlık ve gerekse diğer
herhangi bir seçimin mağlubu, galip geleni böyle mertçe tebrik etmeli, kesin kes
ona ve onun taraftarlarına cephe almamalıdır. Şu bilinmiş ola ki; insanlığın da,
yiğitliğin de temeli budur. Böyle de olmalıdır.
Gençler!.., Gençler!.: yukarıda
okuduğunuz konu, olay sizlere ibret levhası olmalıdır.. Yarın ülkenin yükünü
omuzladığınızda, muhtarlıktan tutun milletvekilliği seçimine kadar uzanan
seçim maratonuna katılabilirsiniz. Seçimi kaybettiğiniz takdirde, Bakoğlu gibi,
yiğitçe muhatabınızı tebrik etmelisiniz. Kazandığınızda da, sakın ola
şımarmayasınız. “Ne oldum delisi” durumuna düşmeyesiniz. Engin gönlünüz daha da
enginleşmelidir. Kibir insanı yükseltmez, daima inişe sürükler. Hattâ, dinimiz;
“Kibrin hasmı Allah” buyurmuştur. Kibirli insanın dost edinmesi zordur. Bırak
dost edinmeyi, mevcut dostlarını da kaybetmeye mahkûmdur. Takdir sizlerin…
Bizden hatırlatmak… Mutlu bir gelecek dileğimdir sizlere.
(*) İnşaat Mühendisi Poyraz
Poyrazoğlu'nun babası
|