|
Önsöz-Prof. Dr. Abdullah Günen
Bölgemizin kültürel ve tarihi
miraslarının korunması ve günümüz ifadesiyle somut olmayan varlıkların, anılarda
taze tutulmasını kendine vazife addeden sayın Mehmet Göçer, elimizde tuttuğumuz
bu eserinde de, daha önceki eserlerinde (Un Sandığı 1-2) olduğu gibi,
geçmişimizle bugünü kendisine has güzel üslubu ile birleştirerek, geçmiş ile
bugünü ve bugün ile geleceği sade bir dille işlemiştir.
İnanışlarına göre oluşan toplumların
çimentosu olan inançlar, yani toplumların inançları, yetiştirdikleri önemli
şahsiyetler ve Tarihi olaylardır. İşte, bu anlamda Müslüman ve Hıristiyan
alemleri için kutsal sayılan Afşin Ashab-ı Kehf mağarasına düşen güneş
ışınlarının tespiti olayında göstermiş olduğu gayret ve çabalara bizzat şahit
olma fırsatını buldum.
Bu eserinde haklı olarak Afşin Ashab-ı
Kehf olayını da kendine has anlatım şekliyle insanlığın hizmetine sunmaktadır.
Ashab-ı Kehf gerçeğinin
aydınlatılması hususunda, bölgenin yetiştirdiği bir bilim adamı olarak, verilen
görev gereği olaylara tanık oldum ve inceledim. Bu inceleme ve ölçümler bilimin
ışığında olup, eserde yazılanlar ise, bilimin gösterdiği gerçeklerle
örtüşmektedir.
Bu tür kitaplar, her zaman
insanlığın geçmişini bugüne ve geleceğe bağlayan köprü vazifesi görmektedir.
Bu nedenle, böylesi kitapları
yazanlar ve yazmak isteyenler her zaman teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.
Bu vesile ile başta kitabın yazarı
Sayın Mehmet Göçer olmak üzere emeği geçen herkesi kutluyor, başarılarının
devamını diliyorum.
|