|
“Dünya Şampiyonu Mersin'li Ahmet İle Berabere Kaldım”
Başlıktaki cümleler,
Elbistan'ınTepebaşı Mahallesinden Mehmet Gökalp'a ait.
Bilindiği gibi, soba başı
sohbetlerine doyulmaz. Hele de kışın, bu sohbet tatlıya tatlı katar âdetâ.. Bu
cümleden olarak, Elbistanın Tepebaşı Mahallesinde Haydar Biber'in kahvesi
sohbetin ana merkezi sanki. Bir masada inekçiler, bir masada lahanacılar,
diğerinde keklikçiler, ötekinde at arabacıları ve benzeri.
Mevsim kış. Kahvehanede sohbetin,
tabiri caizse 40'ı kırk paraya. Mamedefendi namı ile anılan, düğün güreşlerinde
güreştiği ve çok güreşte de başı aldığı bilinen, hattâ askerde de birliği adına
güreştiğini ve derece aldığını söyleyen Mehmet Gökalp, başına topladığı Çolak
Süleyman, Maraşlı Mahmut, Kadir Karataş, Tulumbacı İdris (Bilir) ve diğer
arkadaşlarına yaptığı güreşleri ballandıra ballandıra anlatmaktadır. Milli
pehlivanlardan 3'ünü yıktığını söylemesinin ardından sıra Dünya Şampiyonu
Mersin'li Ahmet'e gelir. Yan masada oturan ve bu konuşmaları can kulağı ile
dinleyen Zeki Darende'li (Körzeki) eline geçirdiği sandalyeyi havaya kaldırıp,
tepesine dikilmiştir. Mersinli Ahmed ile yapacağı güreşin kritiğine geçmiş,
oldukça kuvvetli bir pehlivan olduğunu anlatmaya başladığı anda, Körzekinin
elindeki sandalyenin tepesinde dikili olduğunu görmesi ile Zeki Efendi de
yumruğunu sıkar ve işaret parmağını kaldırıp; “Dee!., dee!.., Mersinli Ahmedi de
yıktım de, şu sandalyeyi başında parçalayayım” sözü üzerine; “Hayır, O'nunla
berabere kaldık” der. Bu durumu, bir sahada canlı güreş gibi izleyen kahve
topluluğu kahvehaneyi kahkahaya boğar.
1965'lerde yaşanan bu kahve sohbeti
o yıllardan beri söz edilip gülüşülür.
Kaynak; Terzi H. Hüseyin Bilir,
Fatih Darendeli.
|