|
Önsöz-Arif Bilgin
Sayın Mehmet Göçer'in, elinizdeki bu
'UN SANDIĞI” adını verdiği kitabının üçüncü cildi ile iğneyle kuyu kazıyor gibi
Elbistan ve çevresinin kültürünü, yaşanmış ilginç ve garip olaylarını, bizzat
yaşayan birinci, olmazsa ikinci tanığın ağzından dinleyerek derlemeye ve
okuyucularına sunmaya devam ediyor.
Dileğimiz daha da devam etmesi ve
artık unutulmaya yüz tutmuş, bir nesil daha değişse geçmişin derinliklerinde
tamamen kaybolacak bu renkli hayat kesintilerini yakalayıp yakalayıp şimdiki ve
gelecek nesillere armağan etmesidir…
Yıllar sonra, yörede araştırma
yapacak sosyologlar, etimologlar, edebiyatçılar hatta tarihçiler bu gibi derleme
çalışmalarından kültürümüzün gerçek izlerini bulmada faydalanacaklar ve
kesinleştirdikleri verileri hem milletimize ve hem de tüm insanlığa takdim
edeceklerdir.
İlk cilt hazırlanırken, Sayın
Göçer'in kullandığı dile ve üsluba itiraz edenlere itiraz etmiştim. Çünkü bu
yazılanlar tüm doğallığı içerisinde sunulmalı ve üçüncü bir kişinin bakışı,
duygusu, anlayışı, kendine göreleştirdiği doğruları içine girmemeli idi.
Sonuçta, bu bir edebî eser değil, yarışmaya da girmeyecekti; tam tersine
folklorik bir derleme özelliğini taşıdığından en orijinal şekliyle su yüzüne
çıkmalıydı… Öyle de oldu. O zamandan bu zamana kadar gelen tepkilerden de
anlaşıldı ki, yapılanlar doğru idi ve bu şekli ile okuyucular daha çok
beğenmişti…
Burada bir şeye daha dokunmak
isterim:
Uzun yıllardır hiç kimsenin aklına
gelmeyen bir şeyi daha başardı Sayın Göçer; Afşin'deki Eshabü'l- Kehf”e güneşin,
ne zaman doğduğunu, ne zaman battığını ve mağaranın içine günün hangi
saatlerinde ve ne kadar gün ışığı düştüğünü mahkeme kararı ile tescil ettirdi.
Buradan şu sonucu artık bilime saygı duyan herkesin çıkarması gerekiyor:
Dünyada Yedi Uyurlar'ın adına izafe
edilen kaç tane mağara olursa olsun, bunların içinden en fazla bir tanesi
doğrudur. Bu bir tanenin, hangisi olduğu kararını da tarihi bilgiler,
seyyahların notları, resmi kayıtlar, vakıfnamelere intikal eden özel isimlerin
yanında Kur'an-ı Kerim'de zikredildiği gibi güneş, mağaranın içine doğarken sağ
taraftan, batarken de sol taraftan ışık veriyor mu, vermiyor mu sorusunun
cevabıdır. İşte bu cevap, uzay çalışmalarında kullanılan özel aletlerle ve
mahkemenin görevlendirdiği işinin ehli bilirkişiler marifetiyle verilmiş ve kılı
kırk yararcasına ince hesaplar sonunda tespit yapılmıştır.
İşte bu tespit, yöre insanını
sevindirecek bir netice vermiş, bilim adamlarının ifadeleri ile dini kaynakların
ifadeleri birbirine paralellik arz ederek Eshabü'l- Kehf mağarasının Afşin'deki
mağara olduğu kanaatini hemen hemen kesinleştirmiştir.
Sizce bu az şey midir?
Mehmet Göçer'e, kalemine sağlık
diyorum; Elbistan, Afşin ve çevresi kültürüne gönül vermiş birisi olarak
çalışmalarının devamını ve ömrünün uzun olmasını diliyorum…
|