ANA SAYFA
     UN SANDIĞI

 

  Un Sandığı

Hakkında Ne Dediler ?

  Un sandığ - 1

  Un sandığ - 2

  Un sandığ - 3

  Kitabı Nasıl Alırım?

     MEHMET GÖÇER

 

  Hayatı

  Yaptıkları

  Eshab-ı Kehf Hakkında

Yaptığı çalışmalar

 

     LİNKLER

 

  www.elbistaninsesi.com

 

  www.yediuyurlar.com

 

   ZİYARETÇİ DEFTERİ

  OKU           YAZ

     SAYAC

     İLETİŞİM

    SİTE DESIGN BY

Mevlüt Köşker

 

    YAYINEVİ

Elbistanın Sesi Yayınları
GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan

Arpanın Boyu

Bir tarlada iki farklı boyda arpa olayı, Elbistan'a bağlı Büyükyapalak köyünde (şimdi kasaba) yaşanır, olay şöyle seyreder:

Yıl 1940'lar. Ay Haziran'ın sonu. “Abdullanın oğlu Abdulla” namı ile anılan Abdullah Gökçin (şimdiki soyadları Arıkan) muhterem eşi Zeynep Hanım ile Maşathüyüğü semtindeki tarlasında arpa yolmaktadırlar.

Olacak ya, aynı tarlanın bir bölümündeki arpa, diğer bölümdekine göre boyu daha yüksek. Fark bir karış. Yani 20 cm. yüksek. Abdullah Efendi hanımına döner; “ Zeynep, Zeynep!. Bak hele şu Allah'ın işine, aynı tarla, aynı ekim, aynı bakım. Nevar ki, şu bölümün arpası, öteki yerden daha engin. Allah, bu engin yerin arpasını da öte yandaki gibi daha yüksek bitirseydi;  daha çok ürün alırdık” diye bir kıyaslama yapar. Zeynep Hanım da, Allah'ın işine karışma, rızkımız bu kadarmış” diye sözü noktalar.

Aradan bir saat geçer. Havada bir bulut peyda olur. Az sonra Kuvvetli bir gök gürültüsü. Akabinde kuvvetli bir rüzgâr. Biraz sonra da bir dolu başlar. Çadıra kendilerini zor atan Gökçin ailesi dolunun yağışını seyretmektedirler. Derken yağışı yarım saat süren dolu  tarlada arpayı dümdüz yerle bir eder.. Sanki hepsi yolunduktan sonra yere serilmiş.. Zeynep Hanım çadırdan çıkması ile acı manzarayı görüp,  halen çadırda bulunan eşi Abdullah Efendiye çağırır: “Gel heriiif gel. Arpanın boyuna itiraz ediyordun. Allah, yarım saat içinde hepsinin boyunu bir etti. Zeynep Hanımın seslenmesi üzerine çadırdan çıkıp gelen Abdullah Efendi acı manzarayı görüp üzülür. Üzüntüsünü de belli etmemeye çalışır. Ve şöyle der:

“ -Veren Allah, alan Allah. Ne yapalım. Rızkımızda yokmuş. Diğer buğday ekinlerimizden  inşallah kış zahiresini tutarız. Allah baş-can kaytı vermesin. Cana gelen mala gelsin. İnşallah bununla büyük bir belâ atlatmışızdır.  Büyüklerimiz; “ağrına giden iş hakkında hayırlı olur” demiş atalarımız. İnşallah bu da öyle olur, böyle olmuştur da. Hanım, hiç üzülme, kalk  gidip ikindi namazımızı evde kılalım. Allaha şükür ve dua edelim.” Diye teselli olurlar. 

Bu durumu, Yapalağın yaşlıları yakından bilmekte, yeri ve zamanı gelince örnek vermektedirler.

Kaynak; Torunu Hacı İsmail Arıkan ve

               Fatih Öğrenci Yurdu Müdürü Ramazan Yanmaz.