|
Arpanın Boyu
Bir tarlada iki farklı boyda arpa
olayı, Elbistan'a bağlı Büyükyapalak köyünde (şimdi kasaba) yaşanır, olay şöyle
seyreder:
Yıl 1940'lar. Ay Haziran'ın sonu.
“Abdullanın oğlu Abdulla” namı ile anılan Abdullah Gökçin (şimdiki soyadları
Arıkan) muhterem eşi Zeynep Hanım ile Maşathüyüğü semtindeki tarlasında arpa
yolmaktadırlar.
Olacak ya, aynı tarlanın bir
bölümündeki arpa, diğer bölümdekine göre boyu daha yüksek. Fark bir karış. Yani
20 cm. yüksek. Abdullah Efendi hanımına döner; “ Zeynep, Zeynep!. Bak hele şu
Allah'ın işine, aynı tarla, aynı ekim, aynı bakım. Nevar ki, şu bölümün arpası,
öteki yerden daha engin. Allah, bu engin yerin arpasını da öte yandaki gibi daha
yüksek bitirseydi; daha çok ürün alırdık” diye bir kıyaslama yapar. Zeynep
Hanım da, Allah'ın işine karışma, rızkımız bu kadarmış” diye sözü noktalar.
Aradan bir saat geçer. Havada bir
bulut peyda olur. Az sonra Kuvvetli bir gök gürültüsü. Akabinde kuvvetli bir
rüzgâr. Biraz sonra da bir dolu başlar. Çadıra kendilerini zor atan Gökçin
ailesi dolunun yağışını seyretmektedirler. Derken yağışı yarım saat süren dolu
tarlada arpayı dümdüz yerle bir eder.. Sanki hepsi yolunduktan sonra yere
serilmiş.. Zeynep Hanım çadırdan çıkması ile acı manzarayı görüp, halen çadırda
bulunan eşi Abdullah Efendiye çağırır: “Gel heriiif gel. Arpanın boyuna itiraz
ediyordun. Allah, yarım saat içinde hepsinin boyunu bir etti. Zeynep Hanımın
seslenmesi üzerine çadırdan çıkıp gelen Abdullah Efendi acı manzarayı görüp
üzülür. Üzüntüsünü de belli etmemeye çalışır. Ve şöyle der:
“ -Veren Allah, alan Allah. Ne
yapalım. Rızkımızda yokmuş. Diğer buğday ekinlerimizden inşallah kış zahiresini
tutarız. Allah baş-can kaytı vermesin. Cana gelen mala gelsin. İnşallah bununla
büyük bir belâ atlatmışızdır. Büyüklerimiz; “ağrına giden iş hakkında hayırlı
olur” demiş atalarımız. İnşallah bu da öyle olur, böyle olmuştur da. Hanım, hiç
üzülme, kalk gidip ikindi namazımızı evde kılalım. Allaha şükür ve dua edelim.”
Diye teselli olurlar.
Bu durumu, Yapalağın yaşlıları
yakından bilmekte, yeri ve zamanı gelince örnek vermektedirler.
Kaynak; Torunu Hacı İsmail Arıkan ve
Fatih Öğrenci Yurdu
Müdürü Ramazan Yanmaz.
|