|
Malatya Valisi'nin Yazısı
İlginç olay Malatya İnönü
Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesinde geçer.
Yıl 1995. Türk Dili derslerine giren
Cemil Gülseren ders arasında o fakülteden arkadaşı bir hocanın odasında çay
içmekte iken masada bir yazı gözüne ilişir. Dikkatini çeker. Olacak ya,
ilginçliği dolayısıyla baştan sona okur. Güzel de bir yazı. Ancak bazı
yerlerinde, elindeki kırmızı kalemle düzeltmeler yapar. Nasıl olmuşsa arkadaşı
ilk anda fark etmez. Biraz sonra fark ettiğinde yazının bazı yerlerinin çizilip
düzeltildiğini görür. Gülseren'e; “Arkadaş ne yaptın? Bu yazı, Vali beyin bir
dergi için yazdığı yazı idi. Şimdi nasıl ederiz? Vali beye şimdi ne diyelim?”
diye hayıflanır. Cemil Hoca; “hiç üzülme. Benim bu şekilde düzelttiğimi söyle,
sanırım makûl görür” demesi üzerine öyle yapar.
Yazıyı Vali Beye sunar. Kırmızı
kalemler hemen dikkatini çeker. “Hoca otur bakalım” der. Yazıyı baştan sona
okur. Bazı yerleri düzelttikten sonra; “eline sağlık Cemil hocanın. Gerçekten o
düzeltmelerle yazı daha iyi olmuş. Sana da teşekkür, ona da teşekkür” der. Vali
Bey; “siz bu yazıyı tekrar Cemil Hoca'ya götürünüz. Yeniden okusun. Bir düzeltme
daha yaptıktan sonra dergiye konulsun” der ve ekler: “Cemil Hoca bana gelsin,
bir çayımı içsin” diye makama çağırır. Bir haylı sohbet ederler. Vali Bey,
tekrar teşekkür eder. Meslekî duyarlılık da bu olsa gerek.
Cemil Hoca bu hatırasını bizzat bana
anlattıktan sonra, hani konu da dil olunca çok önemli mesajlar verdi, durumu
şöyle genişletti: “Dil, yanlışlığı kabul etmez. Yanlışta ısrar dile zarar verir.
Vali de olsa, Başbakan da olsa, hattâ Cumhurbaşkanı da olsa titiz olmak
zorundayız. Her işin bir ehli, her konunun bir bileni olur. Yağcılık, yalakalık
yaparak yanlışlara ses çıkartmazsak, yanlışlar doğru algılanır. Doğru ise dokuz
köyden işte o zaman kovulur."
Not: Bu kıssada da, başta Gençler
olmak üzere, eli kalem tutan herkesime mesaj var. Yanlışta ısrar yanlıştan da
yanlıştır. Vali Bey'deki yüksek meziyete bak ki yazısını düzelten eğitimciye
teşekkür ediyor. Bu durum gibi başka konularda da karşılaşılabilinir. Söyleyeni
dinlemek, gerekeni yapmak, uyarıya ise daha da önem vermek en güzel meziyettir.
"...Ben valiyim, ben daha iyisini bilirim" demeyip o yazıda gördüğü yanlışı
düzelten Cemil Gülseren hocayı makamında kabul ve teşekkür etmesi yineliyorum;
yüksek bir meziyet ve engin gönüllülüğün ürünü değil mi? Bu kıssa büyük adam
olmak isteyenlere bir pusula, bir reçete olabilir.
|