ANA SAYFA
     UN SANDIĞI

 

  Un Sandığı

Hakkında Ne Dediler ?

  Un sandığ - 1

  Un sandığ - 2

  Un sandığ - 3

  Kitabı Nasıl Alırım?

     MEHMET GÖÇER

 

  Hayatı

  Yaptıkları

  Eshab-ı Kehf Hakkında

Yaptığı çalışmalar

 

     LİNKLER

 

  www.elbistaninsesi.com

 

  www.yediuyurlar.com

 

   ZİYARETÇİ DEFTERİ

  OKU           YAZ

     SAYAC

     İLETİŞİM

    SİTE DESIGN BY

Mevlüt Köşker

 

    YAYINEVİ

Elbistanın Sesi Yayınları
GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan

Yurdumuzu Bölmek İsteyen Bîçarelere Örnek Bir Vesîka Ve ABD Başkanı George Walker Bush'a  Mektup:

Bay George Walker Bush; hatırlayacağınız üzere, ülkeniz subaylarından görevli bir grubun 28 Eylül 2006 günü, bir saflık, diğer deyimle boş bulunmaları sonucu masaya koydukları harita'da; “Türk-Kürt” diye yurdumuzun bölünmesini gösteren çizgiyi gören kahraman ordumuzun, Atatürk kafalı uyanık Subayları derhal sinirlenip kınayarak toplantıyı terk etmiş, bilindiği gibi bu üzücü durum basında geniş yer almış, Türkiye tarafından protesto edilmiş, siz de ülkeniz adına özür dilemiştiniz.         

Sizin bu haritadan kesinlikle haberiniz var elbette.. Bizzat talimatınız olmadan böyle bir harita çizilemez, yapılamaz.. Aklıselim her insan bunu bilir, bilmesi de gerekir.        

50 Yıllık bir gazeteci ve yazar olarak; açık konuşayım, ben de siz Bush'u akıllı bir lider sanıyordum. Meğer yanılmışım. Yanıldığımı; damdan düşer gibi âni bir kararla, “Kitle imha silahları var” deyip, elle tutulur, gözle görülür bir bulgu ve belge olmadan, çıkla; suyun üst tarafında oturan kurdun, “Suyu bulandırıyorsun” diyerek kuzuyu yemesi misâli, delileri dahi güldüren bir bahane ile Irak'ı işgal edip, 3 yılda 3 bin 500'e yaklaşan kendi askerinizin ölmesinden ve bir milyonu aşkın da savunmasız ve de suçsuz Irak'lıyı öldürerek ülkeyi kan gölüne çevirdiğinizden anladım, her haliyle de anlaşılmaktadır… Bu  dünyaca tescil edildi. Ayrıca siz, aşırı ırkçısınız.. Bu his ve duygunuzdan olsa gerek, bilhassa Müslüman insanları öldürmekten zevk duyan bir ruh'a sahipsiniz. Soruyorum; bu iddiamı inkâr edebilir, ya da beni yalanla ya bilir misiniz?.

Bay Bush; Köpeksiz köy bulup, değneksiz girip çöreklendiğiniz Irak'tan bâzan yönünüzü Türkiye'ye de döndürerek, yurdumuzu bölmeye çalıştığınız nerden bakılsa belli oluyor gibi. Belki gibisi de fazla…

Bay Bush, gerçekten sizde “Akıl yok” diyecek kadar aklın az imiş. Eğer tam akıllı olsaydınız, Türk Tarihini okur, Mustafa Kemal Atatürk komite ve rehberliğinde Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında nasıl başarı elde ettiğimizi gözden geçirir, ibret alır, aslında manevi bir sır olan bu muammayı çözmeye çalışırdınız… Zaten, tarihimizi okumuş ve bu sırrı çözmüş olsaydınız, siz de severek Müslüman olurdunuz.  Sayıda az olduğu gibi teçhizatta da çok zayıf, ancak İman'da son derece güçlü Türk Askerinin Çanakkale'de, daha sonra da Afyonkarahisar başta Ege havalisinde işgal kuvvetlerine karşı nasıl birlik ve beraberlikle kocaman düşman ordusunu, ordularını hezimete uğrattıklarını anlar, ibret alır ve böyle bir çirkinden de çirkin teşebbüse geçip, Türk Yurdu'nu harita üzerinde dahi bölmeyi aklınızdan bile geçirmezdiniz...Şu da bir gerçek ki; kafanızın kalın olduğunun en bariz ve en açık delili, Irak'ı başınıza belâ etmenizdir.. Soruyorum; bu çirkin teşebbüs ve serserice hareketleriniz yüzünden;  kendi ülkenizin de yüzde 80'i başta tüm Dünyanın istenmeyen, nefret edilen adamı durumuna düşer miydiniz?.          

Size, Sayın demeye dilim varmıyor Bay Bush:    

Un Sandığı 3. cilt kitabımın bu sayfasından; gerek İnternet, gerek görüntülü veya yazılı medya kanalı ile kulağınıza gitmesi üzerine; ihtimal kendinizi yoklar, “Ben bu kadar mı kötü adam olmuşum?, Bu kadar mı dünya insanlığının gözünden düşmüşüm?, Bu kadar mı nefret kazanmışım?” deyip, dağılan aklınızı başınıza toplarsınız ümidi ile size bu mektubu yazıyor, önemli bir konuyu dile getirmek istiyorum, dikkatle okur ve de sözlerimi dinlerseniz, şöyle ki:         

Değerli Müftü ve Vaiz'lerimizden dinlediğimize göre, anlatacağım durum âyet ile sabit.. İlgili âyette: “Bir toplumu yönetenler azgınlaşır, onlara yani halkına işkence, zulüm yapmaya başlarsa, bir başka zalimi O'nun başına musallat ederek ahdimizi alırız” deniliyor. Bunun canlı örneği, tüm dünyanın gözü önünde yaşandı. Irak Devlet Bşk. Saddam Hüseyin, Irak halkının büyük bir kesimine son derece zulüm-işkence yapmasının ardından, O'nun başına siz zâlimi musallat etti ve cezasını idam edilerek ödedi. Var mı bunun başka yorum ve tartışması?

Şimdi, siz Bush'a sesleniyorum: eğer var ise, yani ataist  değilseniz dinin gibi inan, petrolü uğruna işkal ettiğiniz Irak'ta, Saddam Hüseyin'den çok daha vahşi oldunuz!.. Daha zâlim oldunuz!.. Sadist oldunuz… Üstelik bu ülke halkını birbirine düşman ettiniz, “İt de ölürse kârdan, kurt da ölürse kârdan” prensibini sergiliyorsunuz… Apaçık; “Benim emelim bu ülkenin petrolüne hakim olmak” diyerek bu ülkeyi bandıranız altına almak değil de nedir?

Yukarıda da değindiğim gibi bu vahşetten zevk alıyorsunuz… Vicdan ve merhametten sıyrıldığınız için, askerleriniz kurdun kuzuya acımadığı gibi saldırıyor, bebek, çocuk, kadın-kız, ihtiyar-genç demeden, sayısı iki milyonu aşan Irak'lıyı öldürdüğünüz için Saddam'dan çok daha beter, beterden de beter oldunuz... Yine, sizin bizzat talimatınızla olsa gerek; Karakolunuz durumunda olan İsrail, tam dediğiniz doğrultu da, iki askerin kaçırılması bahanesi ile Lübnan'a saldırdı, 40 gün gibi zaman içinde iki milyonu aşkın masum ve savunmasız insanı öldürdü. Bu ülke vatandaşını da Müslüman olduğu için öldürttüğünüz herkesçe malûm… Bu anormal davranışınız, dünyayı: Müslüman-Hıristiyan savaşına doğru götürmesinden de endişe edilmiyor değil. Aklı-selim insanların kanaat göstergeleri bu yönde. Altıncı hisler, içgüdüler bu sinyali vermektedir dedikten sonra, sizin bu davranış ve fütursuz hareketlerinizden dolayı, sözü edilen Âyete göre, şimdi sıra sizde Bay Bush bu kesin!..

Cenabı Allah sizin üzerinize bir başkasını musallat edecek, ya da; muhtelif dönemlerde peygamberlerine itaat, Allah'ın bir ve varlığını kabul etmeyen toplumlar gibi, bir tufan, bir belâ göndererek sizi, ne var ki “Kurunun yerine yaş da yanar” misâli toplumunuzu helâk edecektir. Bunu sürpriz sanmayınız. Bu belâ pek yakında kapınızı çalacaktır. Bu kehânet değil, Kur'an-ı Kerimin ifadesidir. Sözü geçen âyetin muhatabı dünyada bir tek zâlim lider var, O da sizsiniz…

Şu bir gerçek ki, Kur'an-ı Kerim ne demiş ise O çıkmış ve de çıkacaktır da. Çünkü O Allah kelâmıdır. Yineliyorum; sizin başınıza büyükten de büyük bir belâ gelecektir. Ancak, yineliyorum, tekrarlıyorum; “kurunun yerine yaş da yanar” misâli, suçlu-suçsuz; sizin yüzünüzden ülkenizin halkı da bu belâ ve âfetten kurtulamayacaktır.. Bunu kehanet sanmayınız…            

Bay Bush; kabul ederseniz, bu felâketten kurtulmanızın bir yolu var, şöyle ki; Allah, affı mağfiret sahibidir. Başta siz, sizin gibi gaddar ruhlu olan erkânınız, kurmayınız teker teker tövbe eder, yaratıcımızdan afv diler; “Eşhedüenlâilâhe İllallâh ve Eşhedüenne Muhammeden Abdühü ve Resulüh” diyerek şehadet getirip Müslüman olursanız, belki bu belâdan-tufandan kurtulursunuz. Öyle ki, Müslümanlığın zevkini aldığınız takdirde; değil insan öldürme, insan gönlünü dahi kırmayacak, kıramayacaksınızdır. Çünkü, İslâm Dini; gönül kırmayı Kâbe yıkmak kadar günah, gönül yapmayı da Kâbe yapmak kadar sevap kabul etmiştir. Bir Müslüman'ın nasıl olması lazım geldiğini izah eden, Darende'de medfun Hulûsî Efendi” namı ile anılan Es-seyyid Hulûsî Ateş Hazretlerinin aşağıdaki “İnsanlığa Nasihat”, yorumu yapılacak olursa birkaç cilt kitap olması mümkün olan şiirini bir ibret levhası olarak, 1. ve 2. cilt kitaplarımda yer verdiğim gibi 3. cilt olan bu kitabıma da almış bulunuyor, bilhassa siz Bush'ın dikkatine sunuyorum:

 

                 İNSANLIĞA  NASİHAT

     Âlemi sen kendinin kölesi, kulu sanma;

     Sen HAKK için âlemin kölesi ol, kulu ol!..

                 Nefsin hevası ile mağrur olup aldanma;

                 Yüzüne bassın kadem, her ayağın yolu ol!..

     Garezsiz ve ivazsız hizmet et her canlıya

     Kimsesizin, düşkünün ayağı ol, eli ol!..

                 ALLAH için herkese hürmet et de sev sevil;

                 Her göze diken olma, sümbülü ol, gülü ol!..

     İncitme sen kimseyi, kimseye incinme hem;

     Güler yüzlü, tatlı dil, her ağızın balı ol!..

                 Nefsine yan çıkıp da Kâbeyi yıksan dahi;

                 İncitme, gönül yıkma, ger uslu, ger deli ol!.. 

     Güneş gibi şefkatli, yer gibi tevazûlu;

     Su gibi sehâvetli, merhametle dolu ol!..

                 Gökçek gerek Dervişin sanı yoksula baya;

                 Suçluların suçundan geçip hoşgörülü ol!..

     Varlığından boşal kim, yokluğa erişesin;

     Sözünü gerçek söyle HULÛSİ'nin dili ol!..   

 

Bay Bush,

Gerek benim mektubumu, gerekse; Hulûsî Efendi'nin yukarıda neşrettiğimiz “İnsanlığa Nasihat” şiirini İngilizce'ye çevirtir, dikkatlice okursanız, Müslüman olmamanız için sebepler ortadan kalkacaktır. Hem de sağlıklı bir Müslüman olacaksınız. Şunu da ifade edeyim ki, aklınızı başınıza toplar, gerçekten siz Müslüman olursanız, ateistler hariç bütün dinlere mensup toplumların büyük bir çoğunluğunun Müslüman olacağı kanısındayım. 6. hissim bana böyle diyor. İnşallah yanılmıyorumdur. Öyle ki; hakiki Müslümanlık; balı yağa katmışçasına ruha gıda verir, ruhunuz o kadar rahatlar. Şurasını da size hatırlatayım ki, bir zamanlar Dünya'nın üçte ikisine hakim olan Osmanlı İmparatorluğu, Müslümanlık ruhu sayesinde öyle geniş toprakları sınırı içine almış, hiçbir kişiyi de; “Dinini değiştir” diye zorlamamış, sade ve sade tebliğ etmiştir, o kadar. Benim ki de tebliğden ibarettir. Ama, bu tebliği kabul ederseniz mutlu olacak; şunu unutma ki “Beni felâha kavuşturdunuz” deyip şahsıma teşekkür edeceksiniz.

Bay Bush;                                                          

Sadede gelelim; siz dünyada en çok yalan söyleyen lider olduğunuzun farkında mısınız? Belki de en küçüğü; PKK konusunda Türkiye'ye verdiğiniz sözler. Hepsi yalan çıkmadı mı?. Ayrıca, Irak'tan Kerkük'ü, bir kısmını da Türkiye sınırları içinden alarak bir Kürt devleti kurmaya teşebbüsünüz olduğu halde, bunları inkâr etmeniz v.s.. Demek istiyorum ki, bu yalan  dolanlarla yaklaşarak yurdumuzu bölmeye çalıştığınız açık. Dünyayı dize getiren Türk Ordusunun değerli komutanları bunun farkında olmadığını ve ona göre tedbir almadığını mı sanıyorsunuz? Öyle ise çok çok yanılıyorsunuz. Altını çize çize söylüyorum, Türk Ordusunun içinde öyle Atatürkler var ki, sizin bütün oyunlarınızı, hilelerinizi boşa çıkartır, pişmandan da pişman eder. Bunu hatırınızdan çıkartmamanızı önemle hatırlatıyorum.

Bay George Bush, Atatürk Komutasında; Askeriyle, Ordusuyla, Devletiyle, Hükümetiyle, milletiyle, Çanakkale ve daha sonra da Afyonkarahisar ve Ege Kurtuluş Savaşında birlik ve beraberlikle işkal kuvvetlerine nasıl karşı koymuşsak, onları nasıl denize dökmüşsek, geldiklerine nasıl pişman etmişsek, bu gün de biz evlat ve torunları aynı duygu ve hissi taşıdığımızı bilmenizi isterim. Ve yine, bu günkü Türk Ordusu içinde yineliyorum; O gün savaşa komuta eden Atatürk gibi çok çok Atatürkler var, bilmenizi isterim. Hatırlatıyorum; sakın ola yurdumuza yan gözle bakmak gibi bir hataya düşmeyesiniz, hayâle kapılmayasınız… Binde bir ihtimal böyle bir yanlışlık yaptığınız takdirde; az önce de dediğim  gibi biz Türkler dünyayı başınıza dar edecektir, dar edecektir de. Bundan en ufak bir şüphen, kuşkun olmamasını önemle hatırlatıyorum.

Türk Milletinin birlik ve beraberliğini yıllar önce  Malatya_İzolu'da belgeleyip dünyaya haykıran bir vesikayı, başta siz Bush olmak üzere, tüm sizin gibi düşünenlere ders olur diye Un Sandığı 3. cilt kitabıma alıyor, bilginize sunuyorum: 

Darende'nin Balaban kasabasından olup halen Malatya'da oturan, 10'a yakın kitap ve kitapçığı yayınlanan Eğitimci, Araştırmacı ve Yazar, 80 yaşına rağmen oldukça dinç Emekli Öğretmen Mehmet Ali Cengiz'in; Yeni Malatya Gazetesi Ofset tesislerinde 1990'larda basılıp yayınlanan, 95 sayfadan oluşan “İzolu Kale” adlı kitapçığından aldığım: gerek İzolu ve Öteki Aşiret Ağaları ve gerekse Maraş'ın işgali sırasında kurtuluş savaşına katılmak istedikleri konusunda Atatürk'e çektikleri telgraftır:      

 

İZOLU ve ÖTEKİ AŞİRET AĞALARININ

DÜNYAYA BİRLİK MESAJLARI:

 “Kürtler, küçük lokmanın çok kolay yutulacağını gününden çok önce anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak düşüncesinde bulunanları Kürtler; kendi milletlerinden saymazlar. Kürtlerin kaderi, Türklerin kaderi ile birdir. Biz Kürtler Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinden başka kurtarıcı beklemediğimiz gibi, Misak-ı Milliye göre barış yapılmasını sağlamak için bütün varlığımızla Hükümetimize yardımcı olacağımıza, T.B.M.M. Hükümeti içinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak görüldüğünü hiçbir zaman işitmek istemediğimizi bildirir, başarılar diler, saygılarımızı sunarız.”

İzolu Aşiret Reisi Hacı Kaya, Aluçlu Aşiret Reisi Mehmet,  Bariçkin Aşiret Reisi Halil, Bükler Aşiret R. Hüseyin, Çörçü Aşiret R. Mehmet,  Zeyve Aşiret R. Hüseyin.

Din Âlimlerinden Bekir Sıtkı Halil, Hafız, Mehmet, Avni. Bölge ileri gelenlerinden; İzdilili Fehmi, Hüseyin, Nail, Bulutlu İbrahim, Sadık, Zebunlu Halil.

Kitabın 61. sayfasında yer alan bu bildirinin alt kısmında sayın Cengiz Hoca'nın  yazısı şöyle devam ediyor:

30 Ekim 1918'de itilaf devletleri ile Mondros'ta ateş kesip silahları bıraktıktan sonra, Ordu'muz terhis edilmişti. Galip devletler ordumuzun terhis edilmesini fırsat bilip, antlaşma kurallarını bozarak İstanbul, İzmir ve Güneydoğudaki Urfa, Antep ve Maraş gibi illerimizi işgal etmeye başlamışlardı. Bu haksızlığa karşı Anadolu başkaldırdı. Her tarafta Mustafa Kemal'in başlattığı “YA İSTİKLÂL, YA ÖLÜM…” çağrısına katılmalar oldu. Bölgede kurulan MÜDAFA-İ HUKUK CEMİYETLERİ bütün olanaklarını ortaya koyarak savaş haline geçtiler. Bunlardan birisi de İZOLU MÜDAFA-İ Hukuk Cemiyeti idi.

Kurulan cemiyetin başını, aşiret reisi İZOLU'lu Hacı Kaya ağa idi. Topladığı asker, silah ve maddî destekle Maraş'ın düşman işgalinden kurtarılması için büyük mücadele vermiş ve Mustafa Kemal'den teşekkür mektubu almıştır. İşte mektubun örneği:

“Şifre: Malatya'da Topçu Kumandanı Münir Bey'e: C. 13. 2. 36 İzoli Müdafai Hukuk Cemiyeti ve Aşiret Reisi Hacı Kaya Bey ve hissiyat-ı vatanperveranesine teşekkür ederiz. Kahramanmaraşlı kardeşlerimizin imdatlarını şitap eden kuva-i mîlliyenin tahlisi için icap eden ihzârâta devam edilmekle beraber mensup olduğumuz heyet-i merkeziye ile de irtibat tesis buyrulması rica olunur. 16 Şubat 36 (1920)

Heyet-i Temsiliye Namına Mustafa Kemal (2)

Mustafa Kemal (Atatürk) ile Hacı Kaya, Sebâti Ağa ileriki günlerde ayrıca mektuplaşmışlar. Hattâ Maraş'ta Fransızların Besni ve Pazarcık kuvvetlerini imha etme durumunda oldukları bir zamanda İZOLU milisleri imdatlarına yetişip kurtarmışlardı.(3)…