|
Texas
Üniversitesi Kütüphanesi Müdürlüğüne Mektup
Dünyanın Süper Devleti durumunda
olan ABD'nin Texas Üniversitesi Kütüphanesinin; “ http.//aton.ttu.edu ” internet
sitesine, beğeni kazanılarak “Un Sandığı” hikâyemin alınması 'Kültür
Alışverişimiz' açısından faydalı olacağı tartışılmaz.. Hikâyemdeki bir eksiğin
düzeltilmesi için, İngilizce'ye de çevirip, Türkiye'mizdeki yazışmalar usulü
sanarak rektörlük kanalı ile gönderdiğim, cevabı yazının halen gelmemesini,
direkt yazmadığıma bağlamaktayım. Bu itibarla sözü geçen kütüphane müdürlüğüne,
öncekine nazaran bazı düzeltmelerle doğrudan gönderdiğim mektubumu kitabıma
alıyorum:
Texas Tech Üniversitesi Kütüphanesi
Müdürlüğüne
ABD- TEXAS
Üniversitenizin kütüphanesi
İnternet Sitesi Uysal-Walker beyefendilerin kontrolünde yürütüldüğünü sandığım
“Türk Öyküleri Sandığı” köşesine konulan “Un Sandığı” hikâyesi, benim kalemimin
ürünüdür. Umarım yüksek talimatlarınızla, bir başka sayfa açarak İngilizce'ye de
çevrilmiş, Dünya Gençliği ve Dünya İnsanlarının bilgisine sunulmuştur.
İngilizce'ye çevrilmemişse, temennim; çevrilmesine emir verilmesi beni
ziyadesiyle memnun eder. Zira; kitabımın önsöz yazarları “Un Sandığı”
kitaplarımı, tetkikinizden de anlaşılacağı gibi: “Stres attırma reçetesi” diye
vasıflandırmaktadırlar. Dünyada stresli insan da oldukça çoğaldığına göre, siz
beyefendiler de, bu olayı kütüphanenizin internet sitesi sütunlarına taşımakla
onların sıkıntısını kısmen de olsa azaltmış oluyorsunuzdur. Elbistanın Sesi
Gazetesinin kurucusu ve sahibi benim. Kuruluş tarihi 23/08/1957'dir.
Bu konuda bir açıklama yapmak
zorunda kaldığım için sizleri meşgul ediyorum şöyle ki: “Un Sandığı” hikâyesi
gazetem Elbistanın Sesi'nde yayınlanması geniş yankı yaptı. Burada esas sizlerin
bilgisine sunmak istediğim konu ve ayrıntı şudur: bu yankıdan sonra bana ulaşan
bilgi ve bulgulara göre, hikâyeye kaynak olan Elif'in babasının adı İsmail değil
Hacı olduğu meydana çıktı. Halk “Hacı Ağa” diye çağırmaktaymış. (mış) diyorum,
çünkü 100 yılı aşkın önce yaşanan bir aşk olayıdır.. Evlat ve torunlarının
soyadı ise “Aslantaş”. Bu adı düzelttikten sonra, sadede geçiyorum:
Damat adayı Durdu'nun cılız ve
zayıflığı karşısında müşkül durumda kalan, bunu bu haliyle görünce nişanlısı
Elif'in geri döneceğine kesin gözü ile bakan anne ve babası, yanlarına Durdu'yu
da alarak; İsa Peygamber Aleyhisselâmın, deyim yerinde ise Havarileri, yani
O'nun ilan ettiği Dini gizlice kabul eden “Yedi Uyurların” 309 yıl uyudukları
Mağara Eshabü'l Kehf'i ziyarete giderler. Bir gece bu kutsal mekânda kalıp; “İsa
Aleyhisselâm ve Son Peygamber Hazreti Muhammed S.A.V.'in yüzü hürmetine, İsa
Peygamberin Havarileri Yedi Uyurlar'ın yüzü hürmetine, oldukça zayıf, cılız
düşen oğlumuz Durdu'ya sen güç kuvvet ver” diye akşamdan sabaha kadar Allah'a
dua edip yalvararak göz yaşı dökerler. Bu duadan sonra sanki bir zuhurat olur.
Temsilde hata yok, sanki bir mûcize yaşanır. 50-55 kg.'larda olan o zayıf
bünyenin sahibi Durdu; her yıl belli bir fark atarak 8 yıl içinde yüz on (110)
okka (Bir okka bir kilo 333 gr.) gelen bir sıklete sahip olur. Bu gelişmelerin
sırasında ecdat sporu güreşe de merak sarar. Köy düğünlerinde hep baş Pehlivan
olmaya başlar. Derken ünü bölgeye dağılır, öyle ki; değil Elbistan ve komşu
ilçeler, Maraş il sınırı içinde en ünlü pehlivan olur.
İşte bu kısım gazetenin
yayınından sonra meydana çıktı. O zaman yazımına devam ettiğim Un Sandığı
kitabımın 1. cildine koydum. Kurumunuzun sitesindeki hikâye dipnotta da
belirtildiği gibi gazetem Elbistanın Sesi'nden alınmıştır. O tarihten sonra
kitabım yayınlandığı için hikâye eksiksiz konulmuştur. Şimdi size, hem sitenizin
internet çıktısı, hem de benim Un Sandığı kitabımın bilgisayar çıktısını ekte
sunuyor, e-mail ve web adresimi de yazıyorum: bilgi@unsandigi.com,
www.unsandigi.com .
İstirhamım; sitenizden eskinin
çıkartılıp son şekli olan yenisinin yerine konulmasıdır. Ayrıca, görevlileriniz
bu siteme girdiklerinde, birçok fıkralarımı da bulacaktırlar. Uygun görülenleri
de sitenize almakta serbesttirler.
Sizlerin de takdir edeceklerini
sandığım bu durum, dünyada enteresanlık ve ilginçlik yönünden; bu güne kadar
yaşanmış ilk aşk olayıdır. Dahası; yüz de yüz yaşanmış, hiçbir abartı olmayan
bir öyküdür. Öykünün sahibi Durdu Çavuş'un halen evlat ve torunları başta,
331.380 nüfustan oluşan; Kahramanmaraş ilinin kuzey kazaları Elbistan, Afşin,
Göksun, Ekinözü ve Nurhak ilçelerinden oluşan bölgemiz halkının bir çoğu bu
hadiseyi bilmekte ve sohbetlerde, bu gün olmuş gibi söyleşip gülüşmektedirler.
Bu öykünün bilgisi için bir yıla yakın uğraş verdim. Gazetem Elbistanın Sesi ve
Un Sandığı (1. cilt) kitabımda yer alması; bölgemizde beni meşhur ettiği gibi
bir film şirketini de harekete geçirdi, şöyle ki;
İstanbul'da Yüksek Mimar Müh.,
aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi Danışmanı, Fransa'nın bir üniversitesinde de
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aykaç Erginöz; film yapmak için bu öykünün 220
sayfa 13 bölümden oluşan senaryosunu yazdı. Noterden verdiğim yetki üzerine,
Brukan Production Gültekin Film Kuruluşu sorumlusu Engin Alap ve Kasım Gültekin
ile anlaşma yaptılar. Bana da bu konuda sık sık bilgi veriyorlardı. Ne var ki,
çekimine başlanacağı 2005 yılı Mayıs ayında, şirketin ortakları arasında çıkan
anlaşmazlıktan dolayı filmin çekilmesi ay değil gün meselesi iken şimdilik
adaylıktan aday adaylığına düştü.
Demek istiyorum ki; bu durum
bir kültür hizmeti ve bir kültür alışverişi olması dolayısı ile tanıdığınız veya
tanıdığınızın tanıdığı bir Amerika film şirketine öneride, tavsiyede bulunmanız,
ya da, mektubumun içeriğini bir genelleme yaparak, Basın ve Halkla İlişkiler
Müşavirliğiniz kanalı ile ABD medyasına İngilizce'ye çevrilerek haber
yapılmasına aracı olmanız mümkün mü?. Dahası; Malatya'da iki yıl önce çevrilen
ve de 60'a yakın bölümden oluşan Dumanlı Yol filminde başrolü oynayan Sanatçı
Mehmet Emin Eren'den öğrendiğime göre bu yıl bir başka film şirketi Elbistan'a
gelip bu Un Sandığı filmini genişleterek çekecektirler. Dünyada daha geniş yankı
yapması için bu filme Amerikan film şirketlerinin ortak olmalarında bence
faydalı olacaktır. Buna aracı olmanız mümkün mü? Yalnız hatırlatmanız yeterli
sanmaktayım.
Dünyanın başta gelen
üniversitesi Texas Üniversitesi olduğunun bilinci içindeyim. Dolayısıyla da
dünyanın en zengin ilim hazinesi olduğu tartışılmaz. Bu olaya aracılığınız,
kültür ve sanat sahasında sanırım sizin ve kütüphanenizin, dolayısı ile
üniversitenizin adının bilhassa ülkemizde daha çok konuşulmasına vesile
olacaktır. Takdir edersiniz ki, bu olay bir kültür olayıdır. Bir kültür alış
verişidir. Zaten dost olduğumuz ABD ile aramızda bu filmin çekim olayı
dostluğumuzun daha da güçlenmesine vesile olacaktır. Bu, ilginç ve enteresan aşk
olayının filmi dünyanın; gerek komedi, gerekse kültür ve bilhassa kız
sahiplerine ders olma yönünden önem taşıyacağı kanısındayım. Ayrıca anlatacağım
gerçek ilaveler 13 bölümü ikiye, hattâ 3'e katlayacaktır. Size, ya da tensip
buyuracağınız bir araştırmacınıza Noter'den her türlü yetkiyi verebilirim.
Diğer taraftan; şirket uygun
görüp film çekimine geldiği takdirde, ağırlanmaları yönünden, Elif'in doğum yeri
olan Afşin İlçesine bağlı Tanır Kasabası Belediye Bşk.: “Böyle bir film çekimi
yapıldığı takdirde, aylarca misafir etmeye hazırım.” diyor. Bunu, belediye
başkanının ağzından bizzat dinledim. Alabalığı da oldukça bol Tanır'ın şelâlesi
de o biçim. Bölgemizde en iyi şelâle. Kısaca, çok güzel, turistik bir yer.
Dahası, Afşin Kaymakamlığı, Afşin Belediyesi, Afşin Eshabü'l Kehf Külliyesini
Koruma Derneği, Elbistan Kaymakamlığı, Elbistan Belediyesi, hatta Kahramanmaraş
Valiliği, filmin bir kısmının da il merkezinde çekildiği takdirde İlimiz
Kahramanmaraş Belediyesi bu film ekibine önden sona yardımcı olacaklarından
kuşku duymamaktayım. Çünkü, turizm açısından önem taşıyacaktır.
Beyler, bir konuya daha
dikkatinizi çekmek istiyorum: Un Sandığı hikâyesi olayının içinde bulunan
yukarıda da belirtildiği gibi ilginç bölüm; Hristiyan âlemini yakından
ilgilendirmektedir. Neden mi?; 16 yaşında çocuk, boyuna göre kilosu çok düşük,
yani oldukça zayıf durumda olan Durdu'nın anne ve babasının Eshabü'l Kehf
makamına gidip bir gece dua etmelerinden sonra, her yıl biraz daha kilo almaya
başlayan, 7-8 yıl içinde 110 okka, yani yaklaşık 138 kg. gelecek bir sıklete
kavuşması ile bölgenin başpehlivanı olması olağanüstü yaşanmış mucizeye benzer
bir olaydır. O olay, ancak İsa Peygamber Aleyhisselâmın ve O'nun havarileri Yedi
Uyurlar'ın ruhlarının Allah'a; “Bu kullarını kırma Yarabbî” diyerek aracı olup
manen niyazları ile gerçekleşmiştir. Demek ki, bu çağrıya O mübarek ruhlar cevap
vermiş, bu çiftin duası kabul olmuştur. Bu durum başka nasıl yorumlanabilir ki?
Kutsal kitap İncil'de ve Kutsal
kitabımız Kuran-ı Kerim'de de bahsi geçen Eshabü'l Kehf Yedi Uyurlar ise,
yineliyorum; İsa Peygamber Aleyhisselam'ın Havarileridirler. Yüksek malûmları
olduğu üzere, İsa Peygamber Hıristiyan'ların Ulu Peygamberidir. Biz Müslümanlar
da İsa Peygamber Aleyhisselam'ı candan sever, sayar ve Ulu Peygamberlerden kabul
ederiz. Çünkü Kuran-ı Kerim'de adı en çok geçen peygamberlerdendir. O'nun halen
sağ olduğuna ve bir gün, gökyüzünden ineceğine ve dünya insanlığını birlik ve
beraberlikteliklerini sağlayacağına inanmakta, buna kesin gözü ile
bakmaktayızdır. Kur'an-ı Kerime göre buna inanmayan kâfirdir.
Beyler, ben; elde ettiğim bilgi
ve bulguları bilimsel yönden mahkeme kanalı ile tespit ettirdim. Numarasını
yukarıda belirttiğim web sayfama girildiğinde, Eshabü'l Kehf çalışmalarım
karşınıza çıkacaktır. Yukarıda da değindiğim gibi, İnternet çıktısını ekte ve de
takdirinize sunuyorum..
Takdir edersiniz ki bu durum
bir tarih olayıdır. Bu durum bir arkeolojik olaydır. Üniversitenizin ilgili
bölümlerinden yeterli uzman ekiplerinizi, Eshabü'l Kehf'i görüp, mahallinde
incelemeye davet ediyorum. Bu yeri, detayı ile inceleme yapan Şark İnceleme
Enstitüsü Bşk. (Alman) Ark. Dr. Franz Babinger'in bu yer için hazırladığı
bilimsel yazısında; “Bakir bir kültür hazinesi” dedikten sonra görüş ve fikrini
şöyle ifade etmektedir:
“Ben Eshabü'l Kehf'in yeri
olarak; dünyadaki şu yerleri inceledim; İspanya'da, İtalya'da, Yunanistan'da,
Efes'te, Kıbrıs'ta, Tarsus ve son olarak Afşin'deki (Efsus) mağarayı günlerce
inceledim. Çevresini, yörenin konumunu vs. her şeyiyle inceledim. Bir astronomi
uzmanı, bir arkeolog, bir tarih uzmanı, dinler tarihi yazan, araştıran bir
yazar, bir mevkii nasıl incelemesi gerekirse o şekilde inceledim ve şu neticeye
vardım: Ya Kur'an-ı Kerimi inkâr edeceksin, ya da bu mağaranın konumunu
değiştireceksin veya değiştirmekle de olmaz, bu her şeyiyle gerçek fışkıran
topraklardan alıp götürmek lazımdır. Benim bir araştırmacı olarak, Hıristiyan
âleminden elde ettiğim bilgiler münasebetiyle, dünyaya şunu iddia ediyorum;
(Seven Steepes) Eshabü'l Kehf, (Efsus) Afşinde'dir.” İşte bir vesika da
bu…
Bu yer için diğer bir belge de
şöyledir: bin sekiz yüz yıl (1800) kadar önce, yapılmakta olan Kilisenin
mihrabı her nasılsa yarım kalmış, İslâmiyet döneminde, mimarisi ve dizaynına
dokunulmadan ikmal edilmiş ikinci bir mihrap yoktur dünyada. Onun için bu
olayın, üniversitenizin ilgili bölüm uzmanlarınca bizzat tetkiklerinde fayda var
diye düşünüyorum. Ayrıca, bir düşüncemin daha olumlu karşılanacağını umarak
sizlere açıklamak istiyorum;
Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ)
Rektörlüğü olarak, yukarıda da arz ettiğim gibi, Afşin Kaymakamlığı, Afşin
Belediyesi, Eshabü'l Kehf Külliyesini Koruma Derneği, sınır komşusu kardeş ilçe
Elbistan Kaymakamlığı ve Elbistan Belediyesi olarak, turizmcilik açısından
Kahramanmaraş Valiliği olarak, Kahramanmaraş Belediyesi olarak tetkike gelecek
olan ekibinizi misafir edip ağırlayacaklarından kuşkunuz olmasın. Bin sekiz yüz
(1800) yıldan beri meçhul olan bu kutsal mekânın yeri bu gün bilimsel olarak
belirlenmiş, deyim yerinde ise karanlık; yerini aydınlığa bırakmıştır. Bu yer;
inanç harikaları içinde bir numaradır diyorum dünyada. “Nasıl mı?” dediniz.
Dünyada ikinci bir örneği olmadığı için bir numara diyorum. Çünkü dünyanın otuz
üç (33) yerinde “Eshabü'l Kehf bizde” denilmektedir. Yukarıda da değindiğim
gibi, sabahleyin doğar doğmaz O mağaraya güneş vurduğunu ispat eden varsa, ben
iddiamdan vazgeçiyorum. Araştırdım; başka bir örneği olmadığını anladığım için
bir numara diyor, bilimsel olarak yaptığım çalışmaları ve aldığım sonucu
bilginize sunuyorum, şöyle ki:
Ankara Üniversitesinden 2
Astronomi Uzmanı, Gazi Üniversitesinden bir fizik Prof. olmak üzere toplam 3
uzman bilirkişi tarafından, Afşin Sulh Hukuk Mahkemesi kontrolünde yapılan
tespit keşfi rapor ve raporlarını sözünü ettiğim sitemde de okuyacaksınız.
İlginç, ilginçliği kadar da enteresan mekânın muhatabı Yedi Uyurlar,
yineliyorum; Hıristiyanların dedeleridir. Bu kişiler İsa Peygamberin Havarileri
olduğu için böyle konuşuyorum.. İslamiyet'ten önce olup ve yaşandığı için
Hıristiyan toplumunu ilgilendirir bu olay… Bu sebepten, bu kutsal mekâna
Hıristiyan'ların ve Hıristiyanlığın, dolayısıyla ilim yuvası olan
üniversitenizin sahip çıkması gerek diye düşünüyorum.
Ayrıca, Un Sandığı hikâyem
Avrasya Üniversitesinin de sitesine alınmıştır.
Yeri gelmişken, düşündüğüm
bence önemli bir konuyu daha bilginize arz ve teklif ediyorum şöyle ki; İlimiz
Milli E. Md.lüğüne bağlı ilk, orta ve lise öğrenci toplam sayısı iki yüz seksen
bin sekiz yüz otuz üç (280. 833)'dır. On bin de üniversitemizi hesaplarsak 290
bin gençliğimiz mevcut. Bu 'Gençlik Ordumu'zu üniversiteniz ile 'Kardeş
Gençlik', diğer deyimle 'Kardeş Üniversite' ilan edilmesi isabetli bir girişim
olur demek istiyorum bir gazeteci ve yazar olarak.. “Uygun görüldü” müjdeli
cevabı yazılarınız tüm Kahramanmaraş halkına bayram havası yaşatacaktır.
Rektörümüz ve ilgili bölüm Öğretim Üyeleri bu gibi kültürel hizmetlere çok
duyarlıdırlar. Siz beyefendilerin; sayın rektörünüz beyefendiye bu iyi niyet
teklifimin iletilmesine aracı olmanız yegâne arzumdur. Bu teklifim olumlu
karşılandığı takdirde, sözünü ettiğim resmi birimlerle-birimleriniz arasında, 50
yıllık bir gazeteci ve yazar olarak köprü olmaya hazırım. Derhal yazışmalar
başlayabilir. Duruma yeşil ışık yakılırsa tabiî… Bu durum, dünya barışına dahi
tesir edecek, insanlığa örnek olacaktır diye düşünüyorum. İlgi gösterildiği
takdirde kültür alış-verişimiz sürecektir.
Mehmet GÖÇER
Gazeteci-Yazar
Tel.: (0344) 415 40 40, Fax.: 415 40
41
E-mail : bilgi@unsandigi.com
www.unsandigi.com
|