ANA SAYFA
     UN SANDIĞI

 

  Un Sandığı

Hakkında Ne Dediler ?

  Un sandığ - 1

  Un sandığ - 2

  Un sandığ - 3

  Kitabı Nasıl Alırım?

     MEHMET GÖÇER

 

  Hayatı

  Yaptıkları

  Eshab-ı Kehf Hakkında

Yaptığı çalışmalar

 

     LİNKLER

 

  www.elbistaninsesi.com

 

  www.yediuyurlar.com

 

   ZİYARETÇİ DEFTERİ

  OKU           YAZ

     SAYAC

     İLETİŞİM

    SİTE DESIGN BY

Mevlüt Köşker

 

    YAYINEVİ

Elbistanın Sesi Yayınları
GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan

Bir Şalvar Dolusu Elma Helalleşmesi

Bir şalvar dolusu elma deyip de geçmeyiniz. Son derece muhtaç olan oğlunu bir şalvar dolusu elmaya işe aldırma olayı hiç de hafife alınacak şey değil. İlginç olay, Darende merkezi 1950'lerde yaşanır, durum şöyle seyreder:

Darende'nin Hacıderviş Mahallesi'nden olup halen Adana'da oldukça geniş tesis olan kireç ocağı işletmecisi; Es-Seyyid Hulûsî Efendi Vakfı-Somuncu Baba Külliyesi'nin Cennet'ten bir köşe haline gelmesinin mimarı, dizaynına oldukça emeği geçen Yüksek Mimar Mühendis Yücel Sarı ile aynı yerden olup, başarılı hizmetler vermesinin karşılığında kademe kademe ilerleyerek Vakıflar Bankası Genel Md.lüğüne kadar yükselen ve aynı makamdan emekli olan, halen İstanbul'da oturan, döneminde bazı yerlere okul, cami , minare ve benzeri eserler kazandırması yanında halen de boş durmayıp; Darendelilerin kurduğu derneği yönlendirip birlik ve beraberlikleri için gayretleriyle de sevilip-sayılan Sami Erdem, ilkokul 2. sınıfta okumaktadırlar. Bu iki can âdetâ bir olmuş, kafalar tutmuş, içtikleri su ayrı gider denecek kadar çok sıkı arkadaştırlar. Bu afacanlar bir gün teneffüste gezerken okulun arka tarafındaki bahçede bulunan ve de olgunlaşmak üzere olan elmaya Yücel göz koyar, Sami'ye “Eh!. Şu elma artık yenecek duruma gelmiş” der. Sami sessiz kalır. Çocuk olmaları dolayısıyla helâlı-haramı bilmedikleri dönem. Zaten, bu yaştaki çocuktan malûm Allah bile pek hesap sormaz herhalde?.

Okul Müdürü Kemal Mersinli ise hizmetli - (hademe) Hacı'ya; “Aman ha, bak şu elma çok güzel ürün verecek. Biraz daha olgunlaşsın da indirelim. Buna sahip ol, bekle!..” diye sıkı emir verir. Hal bu ki, okulun yakın çevresinde elma bahçeleri de var ama, yaramaz çocuklar bu elmaya zarar verebilir kanısında ve de haklıdır.

Hoca vaaz verirken; “Yaramaz çocuk akıllı olur diye Hadis var” dediğini duymuştum.  Bu da o çerçevede olsa gerek, Sami Erdem ile Yücel Sarı okulun en hareketli - yaramaz öğrencileri.. Ayakları yere değmeyenlerden. Fırtına mı? Fırtına. Yücel Sarı biraz daha önde gibi.

Hani, Yücel elmaya göz koymuştu ya. Sami'ye; “Elma yenecek durumda. Gel bunu yolalım” der. Sami; “Hademe Hacı amca bekliyor, nasıl yolarız” der. Yücel; “Sen karışma, ben ona bir formül bulurum” der. Yücel; “Hacı amca, müdürümüz Kemal bey, seni felan yerde bekliyor, her halde bir diyeceği var” der. Tabiî ki gitmek zorunda. Ayrılır ayrılmaz, hemen elmayı yolarlar. Ne var ki, sepet veya torba gibi bir şey yok. Hemen pantolonlarını çıkartıp, ucunu bağladıktan sonra elmaları doldurup, heybe gibi omuzlarına attıktan sonra, Hizmetli Hacı gelmeden uzaklaşıp giderler. Oldukça cömertlikleri tutan iki afacan elmaları mahalle çocuklarına dörder beşer dağıtarak ikram ederler.

Yücel, ertesi gün, hizmetlinin yanına yaklaşır; “Aman, Hacı amca, elmayı kim yolmuş?” diyerek hayretini bildirir(!). O da; “Hiç sorma, hangi yaramaz ise elmaları yolmuş, müdüre ne diyeceğim bakalım? Beni cezalandırır ama, nasıl cezalandırır, onu düşünüyorum” der ve Yücel'den hiç mi hiç şüphelenmez.   

Aradan otuz (30) yıl geçer. Yücel Sarı Hacc'a gidecektir. Konu-komşu, hısım-akraba ve dostları ile helâlleşmeyi gerekir. Bu, İslam Dini'nin emridir. Bu helâlleşmeleri sırasında içinde ukde gibi duran, arkadaşı Sami ile elma yolmaları yüzünden ceza alan Okul Hademesi Hacı amcasının hak ve hukuku en önemlilerinden. Gidip helâlleşmeyi şarttır. Gider, durumu arz eder. Elini öptükten sonra; “Hacı amca, sen hizmetli iken okulun bahçesindeki elmaları, arkadaşım Sami ile ben yolmuştum. Bizim yüzümüzden Müdür seni cezalandırdı. Şimdi Hacc'a gidiyorum. Hakkını helal et.” dedikten sonra; “Sami nerde?” diye sorar. “Vakıflar Bankası Genel Müdürü” cevabını verir.

Hacı amca kafasını çalıştırır. Oğlu işsiz. Derhal Ankara'nın yolunu tutar. Sami Erdem'in kapısını çalar; “Ben Sami beyle görüşmek istiyorum” der. Sekreter, “Randevun olmazsa hemen görüşemezsin, beklemen lazım” der. “Hayır şimdi görüşmem lazım” deyip kapıya hücum eder. Sesler yükselince; Sami bey “Bu nedir?” diye kapıya çıkar ki, Hacı Amcası karşısında. “Susun, bu adam benim dostum, arkadaşım” der. İçeri alır. Çay-kahve, öğle yemeği o biçim. Hayrola Hacı amca, bir derdin mi var?” sorusuna, Yücel Sarı'nın halelleşme olayını anlatır. “Senin de halelleşmen gerekmez mi?” diyen Hacı amcasının eline varır; “Bana da hakkını helal et” diye yalvarmaya başlar. Hacı amca; “Hayır, bu iş o kadar ucuz değil. Bir oğlum var. Buna, bu kurumda iş verirsen hakkımı helal ederim” der. “Forum getiriniz” der. “Gelen forumları doldur. Günü gelince oğlunu çağırırlar” diyen Sami beye; “Hayır, forumları aha dolduruyorum. Şimdi işe almazsan, hakkımı helal etmem”demesi üzerine, Sami bey, Özel Kalem Müdürünü çağırtır; “Hacı amcanın oğluna kurumumuzda iş vereceksiniz. İşlemini derhal yapsınlar” emrini verir ve de uygulamaya konur.

Kaynak; Kendilerinden bizzat dinleyen: Adana Abidinpaşa Caddesi'nde Manifaturacı Hikmet Çalışkan.

Not: “Falan bankadan 35 milyar dolar buharlaştı, yok; falan ihale işinden şu kadar rüşvet verilirken falanlar yakalandı” ve daha binlerce vurgunculuk, diğer deyimle modern  hırsızlıkla tüyü bitmedik yetimin hakkı olan hazinemizden trilyonlar yiyenler acaba hiç kul hakkı düşünmüyorlar mı? Üstelik bunların hemen hepsi üniversite bitirenlerdir. Bunları yetiştiren gerek aileleri, gerekse tabandan-tavana bunları okutan hocaları; haramı-helâlı hiç mi öğretmediler acaba? .  Garip mi? garip, tuhaf mı? tuhaf… Bir tarafta; o da çocuk iken birkaç kilo elmanın halelleşmesini yapan iki arkadaş, bir tarafta tüyü bitmedik yetimlerin hakkı olan Devletimizin hazinesinden trilyonları aşıranlar…

T. C.ni Yönetenlere diyoruz ki; şapkalarınızı önünüze koyup düşününüz, “Biz nerde yanlış yaptık?  Nerde yanlış yapıyoruz ki; böyle yüz karası suçu işleyen evlatlar yetiştirdik ve de pınarın gözü diyecek kadar önemli mercide bunlara görev verdik?…

Bu yöneticilere; “İnsan arkadaşı ile ölçülür” ata sözünü hatırlatmadan geçemiyoruz.

Bunun tek çaresi nedir? diye sorulacak olursa, kişinin yalan söylememesidir. Bu ne demek mi? dediniz: İki cihan Selveri Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (SAV);  bir soru üzerine: “Benim ümmetim, her türlü günahı işler, ancak; yalan söylemez” buyurmuştur. Bundan; bütün kötülüklerin başının yalan olduğunu anlıyoruz... Bunun başka yorumu var mı?