|
Çığ
Altında Kalan Sahibinin Yerini Bildiren Köpek
Başlıktaki ifadeleri okuyunca, “Bu
da olacak iş mi?” diyenler olabilir. Ve gerçekten de ender ve inanılması güç bir
olay. Ama gerçek.. Erzurum ili Şenkaya (Örtülü) ilçesi Gaziler (Bardız) nahiyesi
Oyuktaş köyü Kuzeyçayırı mevkiinde yaşanan ilginç olay, şöyle seyreder:
Yıl 1946. Mevsim kış. O gün çok da
kar yağmıştır. Kör Reşit Ağanın torunu namı ile anılan İbrahim Şimşek tavşan
avına çıkmıştır. Yürüdüğü yer derin bir uçurumun tepe kısmı ve iyi de bayırdır.
Av köpeği değil ama sirk terbiyesi görmüş gibi anlayışlı Kangal köpeği de
geriden peşini takip etmektedir.
Bir anda önünden kalkan tavşan'a
ateş etmesiyle ses dalgasının yankısı sonucu yürümekte olduğu yerden çığ uçar.
İkiye bölünen çığın ön kesimi aşağıya doğru yürüyedursun, İbrahim Şimşek
yukarıdaki çığın altında kalır.
Giydiği kürk, av çantası, eldiven
v.s. vücudunun tam sıkışmasına mani olmuş, biraz da silkinince yuvamsı bir yer
oluşmuş, ölümle burun buruna kendisini beklemeye bırakmıştır. Zaten yapacağı bir
şey de yok. Durum, yoğun bir gürültüyle meydana geldiği için hemen görülmüş,
köylü kazma-kürek v.s. ile olay yerine koşmuş, aşağı bölümdeki çığ altında
kaldığını sanarak kurtarma çalışmalarına başlamışlardır.
Çığzede İbrahim'in eşi Seher
hanımın evine gelen komşu kadınları; Behiye ve Hacer Yalçın, Gülfan Öztürk,
Gülbeyaz Koç ve daha birçok komşu kadınları odayı doldurmuş, ağıt feryat eden
Seher Teyzeyi "inşallah kurtulur" diye teselliye çalışmaktadırlar. Seher hanım
feryatta haklı, çünkü, çığ altında kalan bir kişinin sağ kalması mucize…
Diğer taraftan; İsmail, Zekeriya ve
Veysel Yalçın, Dayısı Rüstem Kuru, İrfan, Ahmet ve Hüseyin Öztürk ve daha eli
kürek tutan çok sayıda köy erkekleri alt bölümdeki çığ yığınında ceset aramaya
başlamışlardır. Ta ki kuşluk vakti başlayan bu çalışma gün aşımına yakın zamana
kadar tam 9 saat devam eder. Ümit kesilir. Karanlıkta da çalışılamayacağı için
yarın gelip yeniden çalışmaya başlamakta ittifak ettikleri sırada, Karabaş'ı
çağırırlar. Ne mümkün. Karabaş oraya mıhlanmış sürekli havlamakta, çeşitli
sesler çıkartmakta, âdeta; “Buraya geliniz” dercesine mücadele etmektedir.
İçlerinden birisi; “İt ve At
insanoğlunun en samimi dostudur. Karabaş çağrımızı da reddediyor, yerinden
oynamayıp sürekli havlıyor, ön ayakları ile de kar'ı tırmaladığı görülüyor.
Gidip bir bakalım” der. İttifakla teklif kabul görür. Birlikte Karabaşın yanına
varırlar. Bir de ne görsünler kar'ı tırmalaya tırmalaya âdeta bir tünel kazmış,
içeriye doğru hava alacak kadar bir de delik delmiş. Yıldırım hızı ile çalışmaya
başlarlar ve biraz sonra donmak üzere olan yiğide ulaşıp kurtarırlar. Ancak
konuşamamaktadır. Nefes alıp verdiği sevindirici. Donma yönünden hayati tehlike
var. Hemen eve getirip ahırda yığılı koyun gübresinin içine gömerler. İki saat
kadar sonra çığ zede İbrahim Şimşek gözlerini açar, normal hayata dönüp
konuşmaya başlar.
60 yıl önce yaşanan bu durum
yeri geldiğinde halen söz edilip konuşulmaktadır. Ruhları şâd olsun.
Kaynak; o tarihte 7 yaşında olan,
bilhassa annesinin ağlayışını, komşu kadınlarının da teselli edişini, daha sonra
da babasının kurtulması ile düğün-bayram havası yaşadıklarını hatırlayan oğlu
Emekli Bşçvş. İhsan Şimşek.
Not: Gençler, Gençler!.. Dikkat
ediniz. Siz de avlanmaya gidebilirsiniz. Öyle bir uçurumdan geçerken sakın ola
uç tarafa yaklaşmayınız. Çünkü çığ öyle bir yerde meydana gelir. Buna rağmen,
takdir tedbiri her zaman bozduğu için, Allah korusun, gerek böyle bir çığ
tehlikesi ile, gerekse dağda-yolda soğuktan donma tehlikesi ile
karşılaşıldığında böyle bir donmak üzere olan kişi için de nasıl ısıtıp hayata
döndüreceğinizi de hafızanızda tutunuz. At ve it'in de gerçekten insanın samimi
dostu olduğunu da unutmayınız.
|