|
İkram
Edilen Ihlamurun 10 Dakika Gecikmesine Sitem
Osmanlı terbiyesi çerçevesinde
yetişen Türk insanının misafir ağırlamasının başında bilindiği gibi çay ve kahve
ikramı gelir. Ziyaretçiye de, evlerimize teşrif eden misafire de bu ikramdan
sonra; “Aç mısınız? diye sorulur.
Hani yaşlılarımız söz eder; bu soru
sorulduğunda akıllı misafir taşı gediğine koyarak şöyle demiş: “…..Falan pınarın
başında yattım, uyudum, geldim” cevabını verince, ev sahibi anlamış ki,
misafirin karnı aç. Hemen yemek hazırlığına başlar.
Yeri gelmişken benim kısa bir
ziyaret misafirliğimi anlatmak istiyorum. Yıl 1981'ler. Mevsim kış, ay şubat.
Yer Elbistan eski Hükümet konağı. (Şimdiki Polis Evi). Kaymakamlık Yazıişleri
Müdürü Yusuf Aksoy'un kızı, M. Halil Lisesi Md. M. Fatih Köşker'in eşi Emsal
Köşker Yazıişleri memuru. Zira baba mesleği. Çünkü babası aynı yerin Yazı İşleri
Müdürü idi. Görevim gereği ziyaretimden sonra ayrılırken; “ İlle bir ıhlamur iç
de git” dedi. Kırmaya gelmez. Üstelik aile dostumuzdurlar. Dahası; yeğeni Hacı
Ahmet Aksoy'un kirvesi olurum. (Kirvecilik, geleneğimiz bilindiği gibi öz kardeş
kadar yakın olup kız alıp- kız verme düşmemektedir).
2-3, bilemediniz 4 dakikada
geleceğini hesap ederek beklemeye başladım ıhlamuru. Derken tam 10 dakika
olmuştu ki, halen ıhlamur gelmeyince, beni bir telaş aldı. Durumumu anlayan
Emsal Hanım; “Mehmet amca, hayrola, niye telaşlanıyorsun? Âcil bir durum mu
var?” sorusuna cevabım şöyle oldu:
Dünyada iki şeyin çaresi yok, biri
ölüm, diğeriyse geçen zamanın geri gelmesi. Şimdi ben 10 dakika kaybettim. Bu
açığı nasıl kapatacağımın telaşı içindeyim demem üzerine Emsal Hanım; “Aman
Mehmet abi, bu nasıl hesap? Hiç karşılaşmadığım bir durum. Hayret doğrusu… Benim
için bir sürpriz…” diye hayretini belirtirken takdir ve tebrikini de açıklamadı
değil…
Çocuklar, Gençler ve daha yukarı
yaştaki tüm arkadaşlar; dikkat ederseniz, her gün ömrümüzden bir yaprak
eksilmektedir. Allah'ın verdiği ömrü değerlendirmek sizin yani bizim
elimizdedir. Okuduğunuz kıssadan hisse kaparsanız çok çok faydanıza olur.
Atalar; “Vakit nakittir” diye boşa mı demiş? Yani; vakit paradır demişler.
Parayı boşa harcamak ile zamanı boş geçirmek eşdeğerdedir. Bir gazetede; ünlü iş
adamlarımızdan merhum Vehbi Koç hayatını anlatırken; “Ben, Pazar günü dahi
çalışmışımdır. Zamanı boşa geçirmek ziyandır” dediğini okumuştum. Sizlere bu
kıssa ders olsa gerek diye düşünüyor ve tekrarlıyorum; “Aman ha aman, vaktinizi
boşa geçirmeyiniz. Hele de, sigara dumanı içinde tavla veya “Al papazı, ver
kızı” şeklinde iskambil kağıdı yüzde yüz zamanı boşa geçiren oyunlarla meşgul
olmayınız. İş yoksa Kitap okuyunuz. “İşleyen demir pas tutmaz.” Ata sözü de
unutulmayacak vecizelerdendir. Unutmayınız ki; okuyan insanın gönlü şen, kalbi
temiz, istikbali de parlak olur.”
Gönül dolusu sevgilerimle.
|