ANA SAYFA
     UN SANDIĞI

 

  Un Sandığı

Hakkında Ne Dediler ?

  Un sandığ - 1

  Un sandığ - 2

  Un sandığ - 3

  Kitabı Nasıl Alırım?

     MEHMET GÖÇER

 

  Hayatı

  Yaptıkları

  Eshab-ı Kehf Hakkında

Yaptığı çalışmalar

 

     LİNKLER

 

  www.elbistaninsesi.com

 

  www.yediuyurlar.com

 

   ZİYARETÇİ DEFTERİ

  OKU           YAZ

     SAYAC

     İLETİŞİM

    SİTE DESIGN BY

Mevlüt Köşker

 

    YAYINEVİ

Elbistanın Sesi Yayınları
GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan

“Hulûsî Efendi Hazretleri, Bize Bir Keramet Gösterir misiniz?”

Başlıktaki ifadeler, eski Genel Kurmay Bşk. Merhum Cemal Tural Paşa'nın eşi merhume Fatma Suna Tural'a ait.      

Milli Güreşçilerimizden ve de Akdeniz Olimpiyat Şampiyonu, Afşin'in Kabaağaç köyü Akçırı mezrasından Bekir Böke'den dinlediğim ilginç olay şöyle seyreder:

Genel Kurmay Bşk. Cemal Tural Paşa, ecdat sporu güreşe, dolayısıyla pehlivanlara hayrandır. Hepsini sever. Karşılaştığında hatırlarını sorar, onlara moral verir. Söz açıldığında; “Siz, Türk Milletinin onuru ve gururusunuz” der.             Bir çok yüksek meziyetlere sahip Tural Paşanın, bir meziyeti de; bir çok ülkelerde birçok ünlü pehlivanları yenip Altın Madalya alarak yurda dönüp Türk Milletinin onurunu yükselten Milli güreşçilerimize verdiği yüksek değer olsa gerek diye düşünüyorum.         

Ankara merkeze bağlı Macun köyünde oturan, sofrasının da açıklığı ile tanınan Bekir Böke'yi Cemal paşa, eşi muhterem Fatma Suna Hanım Efendi ile bir ziyarete gelir. Yakın bir akraba gibi geniş sohbet ederler. Bu sohbet sırasında yeri geldiğinde Böke; Darende'de metfun Somuncu Baba'dan ve O'nun 13. göbek torunu Osman Hulûsî Efendi'nin misafirperverliği ve hoş sohbetinden, hoş görüsünden; "Yaradılanı severiz; Yaratandan ötürü" diyen Yunus gibi bir duygu ve hisse sahip olduğundan ve daha yüksek meziyetlerinden bahseder. Kendisinin de çok iyi dostu olduğunu sözlerine ekler. Demir tavında gerek misali Böke, Hulûsî Efendinin “İnsanlığa Nasihat” şiirini de okuyup kendisine ikram eder.

Yüksek Öğretmen Okulu mezunu ve Öğretmenliği yanında okumayı da çok seven Fatma Suna Hanım Efendi, İnsanlığa Nasihat şiirinin etkisinde kalır.  Bir sohbette Bekir Böke'ye; “Hulûsi Efendi'nin İnsanlığa Nasihat şiiri beni çok etkiledi. Darende'ye gidelim. Ben bu zatı muhteremi ziyaret etmek istiyorum” der. Bir gün, akşam'dan binerler otobüse. Sabahleyin Darende'de, Hulûsî Efendinin misafiridirler. Çay, sohbet o biçim. Derken yemek. Bu sırada Fatma Suna Tural Hanım Efendi, Hulûsî Efendiye döner, olacak ya; imtihan ediyormuş gibi: “….Efendi Hazretleri, bize bir keramet, bir mûcize  gösterir misiniz?” diye sormaz mı...

Bir an da olsa soğuk bir duş havasından sonra, bu soruyu Hulûsî Efendi hoş görü ile karşılayıp şöyle cevaplandırır:

“…Bizim, keramet ile, mucize ile ilgimiz yok. Gaipten ise bir Allah bilir. Ancak, bize gelenlere şöyle öğütlerde bulunuruz:

“Doğruluktan ayrılmayınız.. Yalan söylemeyiniz. Anne, baba ve hocalarınıza kesin kes saygıda kusur etmeyiniz. Yetim, öksüz, dul, düşkün ve kimsesizlere yardım ediniz. Çocuklarınızı mutlaka ve mutlaka okutunuz. Yurt hepimizin, Devlet hepimizin. O'na hep birlikte sahip çıkmalıyız. Polise ve Jandarmaya çalışmalarında yardımcı olunuz. O'nlar olmazsa bizler de olamayız. Çünkü 'onlar Devlet adına bizim korumacımızdırlar. Ayrıca; Devletimizin emir ve kurallarına mutlaka uymalıyız. Kesin kes aleyhinde konuşmamalıyız. Devletimizin aleyhine konuşan kişinin durumunu; baltayı kendi dizine vurmaya benzetiriz. Cephede nöbet tutmanın en büyük ibadetlerden olduğunu önemle hatırlatırız. İslamın beş şartı olan kuralları yerine getiriniz. İnsanlığa Nasihat şiirimde de belirttiğim gibi; İnsan gönlünü kırmanın Kâbe yıkmak kadar günah olduğunu, İnsan gönlünü yapmanın ise Kâbe yapmak kadar sevap olduğunu hatırlatır, öğütleriz. Tüyü bitmedik yetimin hakkı olan Hazinemize sahip çıkmalıyız. Maliye vergisinde kusur etmemeliyiz. O vergi verilmezse, Devletimiz ayakta duramaz. Ordumuz düşmana karşı savaşamaz. Bu ve buna benzer öğüt ve telkinlerde bulunuruz. Bunları keramet kabul ederseniz, aha gösterdik…” deyince bir gülme gider sofranın başında.

Un Sandığı 1. cilt kitabımın 80'inci sayfada neşredilen Hulûsî Efendinin İnsanlığa Nasihat şiirini; tüm okurlarımıza faydalı olur kanaatimle 143. sayfada aynen neşrediyoruz.

“Dünya insanlığı işbu nasihati okusa ve de bu öğütler doğrultusunda hareket etse, öğrencileri bu çerçevede eğitse; değil terör, değil komşu komşuyu incitme, değil hortumculuk, vurgunculuk, kapkaççılık ortadan kalkar, tabir yerinde ise; kurt koyun ile yürür de, o kurt o koyuna zarar vermez, rızkını başka yoldan arar…

Elli yıllık bir basın mensubu ve de yazar olarak demek istiyorum ki; MEB'lığı, tabandan tavana tüm okullarda bu terbiye doğrultusunda çocuklarımızı yetiştirse, bunu ısrarla iddia ediyorum, ecdadımız Osmanlı yeniden zuhur eder, tüm ülkeler bize saygı duyar, bizden örnek alır. Öyle ki, kötülük denen şey ortadan kalkar, bütün ve bütün insanlar barış içinde yaşar. O zaman, teknolojisi de dahil dünyanın bir numaralı süper devleti Türkiye olur. Yani Amerika ile yer değiştirir.  

Hal böyle iken, bazı uzman eğitimciler diyor ki; “Siz bu sesi, MEB Talim Terbiye Kuruluna duyuramazsınız. O kapıdan içeri girdiremezsiniz…” Ben ise pek ümitsiz değilim. Bu durumu, MEB sayın Hüseyin Çelik'in yüksek bilgisine, dolayısıyla Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesi üyelerinin bilgilerine sunuyor, işbu nasihat doğrultusunda çocuk yetiştirilirse yurdumuz bu sıkıntılardan kurtulur diyorum. Aksi halde, vurmalar, öldürmeler, soygunlar, kapkaçlar kırıla gidecektir. Böyle olunca da ahlâk çöküntüsü içinde yoğrulan gençlerin sayısı çoğalır, azalmaz, azalmayacaktır da… Yineliyorum, aksi halde Adliye koridorları dolar, taşar, taşacaktır da… Dolayısıyla huzursuzluk had safhaya çıkar, çıkacaktır da… Toplumumuz diyor ki; "15-18 yaş arası evlenme çağına gelmiş, hattâ ve hattâ çoluk-çocuk sahibi olmuş gençlerin çocuk kabul edilerek ceza verilememesi aklın, mantığın aldığı, alacağı şey değil. Bu durumun ve bu tutumun yanlış olduğunu Avrupa Birliğine (AB) anlatılmasında fayda var."

Takdir hükümetimizindir elbette.