|
Darda
Kalan Bir Öğrenciye Polisin Sıcak İlgisi ve Okumanın Önemi
Şehir merkezinde Polis, kasaba, köy,
mezra ve kırsal alanda Jandarma; insanımızın; Devletimiz adına en büyük
korumacısı ve yardımcısı olduğu hemen hepimizce bilinmektedir. Binde bir ihtimal
bilmeyen de varsa, bu kıssayı okuyunca anlayacaktır elbette.
Başlıkta sözü edilen ilginç konu
şöyle seyreder: Yıl 1972.. Okullar tatil olmuş, Devlet Yatılı Okulları İmtihan
dönemi başlamıştır. Kur'an-ı Kerim'in; “Oku Ya Muhammed” Âyetini düstur edinen
Elbistan'ın Âlembey köyünden Mehmet Firikçi (1), M. Halil Lisesi Ortaokul
bölümünü bitiren ve de Yatılı Tapu Kadastro Lisesine hazırlanan oğlu Fahri'yi
imtihan için Ankara'ya göndermiştir.
İlk defa büyük şehir gören Fahri,
kalacağı ve döneceği güne göre aldığı harçlıkta açık vermiş, öyle ki; değil
Elbistan'a dönecek, lokantaya varıp bir çorba dahi içecek parası kalmadığını son
anda anlamış, ama olan olmuş bir kere. Düşünür, düşünür; “Polis vazife ve
selâhiyet Kanunu” adlı bir broşürde okuduğu yer hatırına gelir. O yazı şöyledir:
“Bir darda kaldığınızda,
şehirdeyseniz Polise, kasaba, köy, mezra ve kırsal alandaysanız Jandarmaya baş
vurunuz.. Bu kurumlar darda kalanın, Devlet adına en güvenilir yardımcısıdır.”
Bu bilgi doğrultusunda harekete geçer.
Terminalin içinde bulunan Polis
Karakolu Komiseri'ne baş vurur. Elbistan'a vardığında, Elbistan Polisine ödemek
üzere borç para ister. Sıcak ilgi gösteren Komiser Bey derhal talimat verir,
gereken evraklar tamamlanır. O akşam lokantada, otobüsle gittiği yol boyunda ve
Elbistan'a indiğinde karnını doyuracak, ayrıca köyüne gidecek parayı hesap
ederek avcuna kıstırır. Komiser bey; “Elbistan Polis Karakoluna ödemene gerek
yok. Devlet vatandaşı içindir. Bu kurum ise Devletindir. Sizlere hizmet için
vardır. Anladım ki karnını şu anda doyuracak dahi paran kalmamış. Sen, yalınız
yol parası istiyorsun. Al, evladım git, şu karşıdaki lokantada karnını doyur.
Biletini de al. Yolun açık olsun.” der.
Fahri ertesi sabah Elbistan'a
inmiştir. “Kardeşler Lokantası” önünde park eden cipi görür. Sivil, uzun boylu
bir şahsiyet lokantadan çıkmış, cipin kapısı açarken Fahri yetişir; Serbest,
ücretiyle yolcu taşıyan şoför esnafı sanar; “ Şoför amca, müsait mi sin? beni
Âlembey köyüne götürür mü sün? Borcum kaç lira olur?” der. “Bin oğlum” cevabını
alır. 6 km. mesafede olan Âlembey köyüne yolculuk başlar.
Fahri, bu kişinin şoför esnafına
benzemediğini daha sonra anlar ve sorar. Aldığı cevap ilginç; “Oğlum ben Polis
Çarşı Karakolu Baş Komiseriyim. Ankara'dan yeni gelmişsin. Yorgunsun. Piyasadan
cip bulman zaman alır. Okumaya da yönelmişsin. Seni sevdim. Köyüne kadar
götürüyorum.” Der. Fahri, Ankara serencamını anlatır. Orada da Polis beni dardan
kurtardı, Elbistan'da da. Varolunuz, sağ olunuz” diyerek memnuniyetini bildirir.
Köye girip evlerinin önüne kadar ileten Komiser bey, Fahri'nin ücret teklifini
reddeder. “Ankara'da Komiserin verdiği para senin harçlığındır. Âfiyetle harca”
deyip, bir ayran dahi içmeden ayrılır..
Durumu öğrenen Annesi Güssün Hanım,
iki gün sonra bir tavuk verir Fahriye. “Bunu götür O, Komiser beyefendiye
hediyem olduğunu söyle. Kabul etmezse kırılacağımı hatırlat” der. Fahri,
Komisere durumu arz eder. Tavuğu Kabul etmeyeceğini söyler. Israrını
hatırlatınca, Komiser bey o anda bekçiyi çağırır. “Oğlum, şu tavuğu kes,
temizle. Fırına ver. Kızartınca getir, personelle yiyelim. Güssün Hanım Efendi,
bunu kabul etmezsek kırılacağını söylemiş. Bunlar Osmanlı terbiyesiyle yetişen
hanımlar. Kırmaya gelmez" der.
Evet, işte Türk Polisinin incelik
sergileyen meziyetlerinden biri. Hem mal ve can güvenliğimizin, hem ırz ve
namusumuzun bekçisi, hem de; bir ekmek parası dahi kalmayan Fahri Firikçi gibi
müşkül durumda kalanların kurtarıcısı.
Gençler, gençler; bu kıssayı tekrar
tekrar okuyup ibret alınız. Devletimizin, gerek polisine, gerekse jandarmasına
ve de özetle Devletimizin tüm birimlerine sahip çıkınız. Hepsinden aynı ilgiyi
göreceğinizden şüphe etmeyiniz. Çünkü; Devlet Milleti içindir, Millet de Devleti
içindir. Bu yaşanmış ilginç olayı hafızanızda tutmayı ve zaman zaman
hatırlamayı, yeri geldiğinde de çocuklara, büyüklere anlatmayı ihmal etmeyiniz.
Neden mi? dediniz: Devlet Bizim Devletimiz olduğu için.
(1)Mehmet Firikçi'nin oğullarından İnönü Ü. Elektrik Bölüm mezunu Turgay; halen
Fransa-Nancy şehrinde 30 kadar işçi çalıştıran serbest iş adamı olup kardeşi
Ersan ile birlikte, elektrik ve mekânik tesisat üzerine iş yapmaktadırlar.
Fahri; Isıtma, soğutma teknikeri, Almanya CDG. Dil Enstitüsü mezunu ve tercüman.
Ayrıca, Dil okulundan sonra, KRUPP firmasında iki yıl mekanik eğitim görmüş ve
İşletme Fakültesi Mezunudur. Soner Firik de, abisi Fahri ile Isıtma ve Soğutma
işi yürütmektedirler. 6 kızı ise evli, ev hanımıdırlar.
|