ANA SAYFA
     UN SANDIĞI

 

  Un Sandığı

Hakkında Ne Dediler ?

  Un sandığ - 1

  Un sandığ - 2

  Un sandığ - 3

  Kitabı Nasıl Alırım?

     MEHMET GÖÇER

 

  Hayatı

  Yaptıkları

  Eshab-ı Kehf Hakkında

Yaptığı çalışmalar

 

     LİNKLER

 

  www.elbistaninsesi.com

 

  www.yediuyurlar.com

 

   ZİYARETÇİ DEFTERİ

  OKU           YAZ

     SAYAC

     İLETİŞİM

    SİTE DESIGN BY

Mevlüt Köşker

 

    YAYINEVİ

Elbistanın Sesi Yayınları
GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan

Darda Kalan Bir Öğrenciye Polisin Sıcak İlgisi ve Okumanın Önemi

Şehir merkezinde Polis, kasaba, köy, mezra ve kırsal alanda  Jandarma; insanımızın; Devletimiz adına en büyük korumacısı ve yardımcısı olduğu hemen hepimizce bilinmektedir. Binde bir ihtimal bilmeyen de varsa, bu kıssayı okuyunca anlayacaktır elbette.

Başlıkta sözü edilen ilginç konu şöyle seyreder: Yıl 1972.. Okullar tatil olmuş, Devlet Yatılı Okulları İmtihan dönemi başlamıştır. Kur'an-ı Kerim'in; “Oku Ya Muhammed” Âyetini düstur edinen Elbistan'ın Âlembey köyünden Mehmet Firikçi (1), M. Halil Lisesi Ortaokul bölümünü bitiren ve de Yatılı Tapu Kadastro Lisesine hazırlanan oğlu Fahri'yi imtihan için Ankara'ya göndermiştir.

İlk defa büyük şehir gören Fahri, kalacağı ve döneceği güne göre aldığı harçlıkta açık vermiş, öyle ki; değil Elbistan'a dönecek, lokantaya varıp bir çorba dahi içecek parası kalmadığını son anda anlamış, ama olan olmuş bir kere. Düşünür, düşünür; “Polis vazife ve selâhiyet Kanunu” adlı bir broşürde okuduğu yer hatırına gelir. O yazı şöyledir:

“Bir darda kaldığınızda, şehirdeyseniz Polise, kasaba, köy, mezra ve kırsal alandaysanız Jandarmaya baş vurunuz.. Bu kurumlar darda kalanın, Devlet adına en güvenilir yardımcısıdır.” Bu bilgi doğrultusunda harekete geçer.

Terminalin içinde bulunan Polis Karakolu Komiseri'ne baş vurur. Elbistan'a vardığında, Elbistan Polisine ödemek üzere borç para ister. Sıcak ilgi gösteren Komiser Bey derhal talimat verir, gereken evraklar tamamlanır. O akşam lokantada, otobüsle gittiği yol boyunda ve Elbistan'a indiğinde karnını doyuracak, ayrıca köyüne gidecek parayı hesap ederek avcuna kıstırır. Komiser bey; “Elbistan Polis Karakoluna ödemene gerek yok. Devlet vatandaşı içindir. Bu kurum ise Devletindir. Sizlere hizmet için vardır. Anladım ki karnını şu anda doyuracak dahi paran kalmamış. Sen, yalınız yol parası istiyorsun. Al, evladım git, şu karşıdaki lokantada karnını doyur. Biletini de al. Yolun açık olsun.” der.

Fahri ertesi sabah Elbistan'a inmiştir. “Kardeşler Lokantası” önünde park eden cipi görür. Sivil, uzun boylu bir şahsiyet lokantadan çıkmış, cipin kapısı açarken Fahri yetişir; Serbest, ücretiyle yolcu taşıyan şoför esnafı sanar;  “ Şoför amca, müsait mi sin? beni Âlembey köyüne götürür mü sün? Borcum kaç lira olur?” der. “Bin oğlum” cevabını alır. 6 km. mesafede olan Âlembey köyüne yolculuk başlar.

Fahri, bu kişinin şoför esnafına benzemediğini daha sonra anlar ve sorar. Aldığı cevap ilginç; “Oğlum ben Polis Çarşı Karakolu Baş Komiseriyim. Ankara'dan yeni gelmişsin. Yorgunsun. Piyasadan cip bulman zaman alır. Okumaya da yönelmişsin. Seni sevdim. Köyüne kadar götürüyorum.” Der. Fahri, Ankara serencamını anlatır. Orada da Polis beni dardan kurtardı, Elbistan'da da. Varolunuz, sağ olunuz” diyerek memnuniyetini bildirir. Köye girip evlerinin önüne kadar ileten Komiser bey, Fahri'nin ücret teklifini reddeder. “Ankara'da Komiserin verdiği para senin harçlığındır. Âfiyetle harca” deyip, bir ayran dahi içmeden ayrılır..

Durumu öğrenen Annesi Güssün Hanım, iki gün sonra bir tavuk verir Fahriye. “Bunu götür O, Komiser beyefendiye hediyem olduğunu söyle. Kabul etmezse kırılacağımı hatırlat” der. Fahri, Komisere durumu arz eder. Tavuğu Kabul etmeyeceğini söyler. Israrını hatırlatınca, Komiser bey o anda bekçiyi çağırır. “Oğlum, şu tavuğu kes, temizle. Fırına ver. Kızartınca getir,  personelle yiyelim. Güssün Hanım Efendi, bunu kabul etmezsek kırılacağını söylemiş. Bunlar Osmanlı terbiyesiyle yetişen hanımlar. Kırmaya gelmez" der.

Evet, işte Türk Polisinin incelik sergileyen meziyetlerinden biri. Hem mal ve can güvenliğimizin, hem ırz ve namusumuzun bekçisi, hem de; bir ekmek parası dahi kalmayan Fahri Firikçi gibi müşkül durumda kalanların kurtarıcısı.

Gençler, gençler; bu kıssayı tekrar tekrar okuyup ibret alınız. Devletimizin, gerek polisine, gerekse jandarmasına ve de özetle Devletimizin tüm birimlerine sahip çıkınız. Hepsinden aynı ilgiyi göreceğinizden şüphe etmeyiniz. Çünkü; Devlet Milleti içindir, Millet de Devleti içindir. Bu yaşanmış ilginç olayı hafızanızda tutmayı ve zaman zaman hatırlamayı, yeri geldiğinde de çocuklara, büyüklere anlatmayı ihmal etmeyiniz. Neden mi? dediniz: Devlet Bizim Devletimiz olduğu için.

(1)Mehmet Firikçi'nin oğullarından İnönü Ü. Elektrik Bölüm mezunu Turgay; halen Fransa-Nancy şehrinde 30 kadar işçi çalıştıran serbest iş adamı olup kardeşi Ersan ile birlikte, elektrik ve mekânik tesisat üzerine iş yapmaktadırlar.  Fahri; Isıtma, soğutma teknikeri, Almanya CDG. Dil Enstitüsü mezunu ve tercüman. Ayrıca, Dil okulundan sonra, KRUPP firmasında iki yıl mekanik eğitim görmüş ve İşletme Fakültesi Mezunudur. Soner Firik de, abisi Fahri ile Isıtma ve Soğutma işi yürütmektedirler. 6 kızı ise evli, ev hanımıdırlar.