ANA SAYFA
     UN SANDIĞI

 

  Un Sandığı

Hakkında Ne Dediler ?

  Un sandığ - 1

  Un sandığ - 2

  Un sandığ - 3

  Kitabı Nasıl Alırım?

     MEHMET GÖÇER

 

  Hayatı

  Yaptıkları

  Eshab-ı Kehf Hakkında

Yaptığı çalışmalar

 

     LİNKLER

 

  www.elbistaninsesi.com

 

  www.yediuyurlar.com

 

   ZİYARETÇİ DEFTERİ

  OKU           YAZ

     SAYAC

     İLETİŞİM

    SİTE DESIGN BY

Mevlüt Köşker

 

    YAYINEVİ

Elbistanın Sesi Yayınları
GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan

Perşembe Günü Kılınan Cuma Namazı

“Perşembe günü Cuma Namazı kılınır mı?” demeyiniz.  Perşembeyi Cuma günü sanan kişi bal gibi kılar. 

Yıl 1982. Yer; Ankara  Abidinpaşa  Merkez Camiî. Bu civarda ikamet eden Elbistan'ın Çiçek Köyünden  Eğitimci Abdullah Günen, Perşembe'yi Cuma günü sanarak camiye varır. Vaktin gelmesine rağmen cemaatın azlığına hayret eder.  Günü kesin Cuma sandığı için, kendine göre Cumanın ön sünnetini kılar. Hutbeyi beklerken, kamet başlar. İçinden homurdanır. “Bu nasıl iş, hutbesiz Cuma namazı kılınır mı?” der, kendi kendine. “İki rekat Cuma namazı kılmaya niyet deyip” uyar imama. Ne var ki, İmam;, iki rekat kıldıracağı Cuma namazını (!) dört rekata çıkartır...            

Şaşkınlığı daha da artar. “Allah Sabır” der. “Cuma namazının son dört rekatını kılmaya niyet” der. Diğer cemaat; “Öğle namazının iki rekat sünneti müekkesini kılmaya niyet” ettiği için, Abdullah Günen dört rekat kılmaktadır. Müezzin tesbih bölümüne geçer. Kendisi tesbihi yetiştiremez, duaya ancak yetişir.

O günün Cuma olduğuna kesin gözü ile bakan Günen, namazdan sonra cemaat kapıya doğru giderken kendisi İmama doğru yaklaşıp; “Hoca, böyle Cuma namazı mı olur?” diyecek olur. Eğitimcilik mesleğinde mantık dersi başta gelse gerek. Düşünür. Düşünür. Mantık yönü ağır basar. Bu soruyu sormaktan vaz geçer.  Eve gelir gelmez İlmihal kitabını açar.  Cuma namazı bölümünü bulur. Ayrıntılarını baştan sona okur. Ne var ki, o günkü gibi bir Cuma'ya rastlamaz. Şaşkınlığı ise devam etmektedir.

Vakit akşam olmuş, merakını bir türlü aydınlığa kavuşturamamıştır.  Olacak ya, Elbistan'ın Eldelek köyünden olup Ankara'da (şimdi İstanbul'da) İnşaat Müh. ve de yakın dostu hemşerisi Durdu Küpeli aile misafirliğine gelir. Çay pişmiş hoş sohbet başlamıştır. “Derviş'in fikri ne ise zikri de o olur” misâli öğleden beri  merak ettiği Cuma namazı konusunu açarak; “…Durdu, Durdu, sen hiç hutbesiz Cuma namazı kılındığını gördün mü? Veya duydun mu?” diye sorar. “Niye ki?” deyince, “Ben bu gün merkez camisine gittim, hoca hutbe okumadan Cuma namazı kıldırdı.”der. Durumu derhal anlayan Durdu Küpeli; “Evet kılınır. İşte böyle bazen kılınır. Sinirlenir gibi yapan Abdullah Günen; “Bazen kılınır ne demek?” deyince,  çok sevdiği arkadaşını daha fazla sinirlendirmeden cevaplar; Cuma diye, Perşembeden gidersen, Hutbesiz de kılınır, dört rekatta kılınır. Bu gün Perşembe” deyince, Abdullah Günen; “Ecdadına rahmet, yahu, öğleden beri bunun merakındaydım. Şimdi rahatladım. Şaşmaz yanılmaz bir Allah'tır.” der.                                                           

Kaynak; halen, Gazi Ü. Kastamonu Fen ve Edebiyat Fakültesi Dekânı Prof. Dr. Abdullah GÜNEN’den bizzat dinledim.