|
Fecî
Bir Trafik Kazası, Kaza içinde Bir Sır Perdesi
“Trafik kazasını anladık da, kaza
içinde bir sır perdesi de ne demek?” diyenler olacaktır elbette. Dünyada böyle
ilginç, düşündürücü ender hadiseler olmuyor değil..Eşine az rastlanacağını
sandığım olay şöyle seyreder:
Tarih 30 Ekim 2002. Feci trafik
kazasının olduğu yer Göksun ilçesi ile Kanlıkavak kasabası arası. Bu kaza
oladursun, biz gelelim, sır perdesi denilebilecek bölüme:
Elbistan'ın Âlembey köyünden Fahri
Firikçi, Göksun ilçe merkezinde kayın biraderi, aynı zamanda A Termik Santralı
Şantiye Şefi Makine Müh. Özaydın Korkmaz'ın düğününe gitmek üzere yola
çıkmıştır. Kanlıkavak kasabasını 2 km. geçtiği an önünde bir trafik kazası
belirir. Bir de ne görsün; her taraf toz duman. 5-6 yaralı. Savrulmuş cesetler.
Yol kan gölü âdeta. Korkunç bir manzara. Oto içine sıkışmış bir kadın; “Beni
kurtarın” diye feryat ediyor. Park eden otolardan inenler ve az sonra gelen
Jandarma ve Polis Trafik ekibi başta kabarık bir kalabalık oluşur. Ama herkes
ne yapacağını halen bilememenin şaşkınlığı içinde. Fahri, bu ve benzeri dalda
yurt içi ve yurdışı eğitimden aldığı bilgi ve tecrübesine dayanarak Polisin
elindeki telsizi nazik bir şekilde ikna ederek ister. Derhal Elbistan-Afşin
kurumlarından hidrolikli pres ve Maden İş Sendikasından ambulans v.s. talep
eder.
Fahri, yaralıların şahdamarlarını
yoklar, 2'sinin öldüğünü anlar. Ölüleri Göksun D. Hastanesi morguna, yaralıları
da Kahramanmaraş D. Hastanesine gönderilmesini sağladıktan sonra, sıra otoda
sıkıştığı için feryat eden kadına gelir. Hidrolikli pres gelinceye kadar ölme
tehlikesi bulunan kadının kurtarılması işine, Polis ve Jandarma ekibi
arkadaşların da tecrübesine ilaveten kendisinin de bu dalda eğitimi rol oynar.
Bayanı yarım saat çalışma sonucu dışarı çıkartmayı başarırlar. Telsizle istediği
ambulans da gelmiştir. Derhal bu yaralıyı da Kahramanmaraş D. Hastanesine
gönderirler. O anda akşam karanlığı çökmüş fakat ışıklandırma çok iyi olduğundan
kurtarma işi aksamamıştır. Göksun Belediyesinin yangın ekibi, kan gölüne dönen
yolu yıkayıp olay yerinden ayrılırlar.
Olayın sır perdesi o anda yaşanır.
Oto içinden yarım saat uğraş vererek sıkıştığı yerden çıkartılan bayan; Fahri
Firikçi'nin kız kardeşi Şehnaz Yalavaç (Firik). Kahramanmaraş'tan gelirlerken;
otoları yola ters giren traktör ile çarpışma sonucu bu kaza olmuştur. Ağır
yaralı olarak Kahramanmaraş D. Hastanesine gönderilen öz yeğenleri; Sefa (12),
Songül 16, Aynur ((17) ve Buğra Yalavaç'tır, (3)..Bu sır perdesinin sayfasını
çevirip sadede gelelim:
Fahri Firikçi, bu üzücü olayın
şokunu ister istemez atıp, otosuna binerek Göksun'a hareket edip düğün
merasimine katılır. Düğün şenliği devam etmektedir. Saat 22.00. Bir yakınından
telefon; hal hatır sorduktan sonra; “Kanlı kavak civarında bir trafik kazası
olmuş, haberin var mı?” sorusuna; O, olayın üzerine geldiğini, ikisinin
öldüğünü, onları Göksun D. Hastanesi morguna, diğer yaralıları ise İl D.
Hastanesine bizzat gönderdiğini ve olayda âcil ekip olarak başrol oynadığını
söyler. “İçlerinde hiç tanıdığın var mıydı?” Sorusuna; “Hayır, hepsi yabancı
idi” cevabının verir. Yakini olan kişi de biraz ferahlayıp telefonu kapatır.
Daha sonra, Fahri'nin cep telefonu sık sık aranmaya başlar. Yukarıdaki gibi;
ölenler de, yaralılar da yabancıydı cevabını verip kapatır.
Bu aramalardan yarım saat kadar
sonra, Göksun D. Hastanesi doktorlarından Ökkeş Kepek ile Fahri'nin kayın
biraderi Avukat Muhammed Korkmaz yanına gelip, koltuğuna girerek; “biraz
aşağıya inip hava alalım” derler. Şok yaşamaması için dolaylı ve anlamlı
sözlerden ve sohbetten sonra, Kanlı Kavak yakınındaki trafik kazasında ölenlerin
ad ve soyadlarını açıklarlar. “Sabırdan başka ilacın yoktur. Sizlere sağlık,
ölenlere rahmet” dileğinde bulunduktan sonra, otolarına alıp Elbistan'a
getirirler.
Bu kazadan, Fahri'nin kız kardeşi
Şehnaz ile traktöre çarparak meydana gelen kazanın şoförü Salih Yalavaç
kurtulmuş, adları geçen 4 can Hakkın rahmetine kavuşmuştur.
Sır konusuna gelince, Fahri Firikçi,
o faciada, kız kardeşini ve yeğenlerini tanısaydı, şoka girebilir, kalp krizi
veya beyin kanamasından ölebilirdi. Beraber büyüdüğü kız kardeşini, evlerinin de
yakın olması dolayısı ile cıvıl cıvıl her gün bağrına basarak büyüttüğü
yeğenlerini o anda tanımaması, apaçık bir sır perdesinin oluştuğunu sergilese
gerek diye düşünüyorum. Tabiî ki; sayın okurlarım olayın kritiğini ve yorumunu
daha iyi yaparlar ve yapacaktırlar da.. Tüm din kardeşlerimizin başına Allah
böyle kaza ve belâ vermesin. Âmin. Ölenlere rahmet, kalanlarına başsağlığı
dileğimizi yineliyoruz.
|