ANA SAYFA
     UN SANDIĞI

 

  Un Sandığı

Hakkında Ne Dediler ?

  Un sandığ - 1

  Un sandığ - 2

  Un sandığ - 3

  Kitabı Nasıl Alırım?

     MEHMET GÖÇER

 

  Hayatı

  Yaptıkları

  Eshab-ı Kehf Hakkında

Yaptığı çalışmalar

 

     LİNKLER

 

  www.elbistaninsesi.com

 

  www.yediuyurlar.com

 

   ZİYARETÇİ DEFTERİ

  OKU           YAZ

     SAYAC

     İLETİŞİM

    SİTE DESIGN BY

Mevlüt Köşker

 

    YAYINEVİ

Elbistanın Sesi Yayınları
GÖÇER OFSET
Tel.: 0.344- 415 40 40
415 40 41 - 415 03 08
0 542 237 05 19
Her hakkı mahfuzdur.
İzin alınmadan iktibas edilemez.
www.elbistaninsesi.com
gazete@elbistaninsesi.com
Dulkadiroğlu Cad.Melek Sk. No:4
Elbistan

Bahisle Kazanılan Bir Koyun, 7 de Kuzusunun Kuzusu

Bahisle kazanılan bir koyun, 7 de kuzusunun kuzusu olayı; Malatya ili Darende ilçesi Başkaya (Melik) köyü Dinek mezrasında yaşanır, olay şöyle meydana gelir:

Yıl 1972, mevsim sonbahar, Ekim ayının ilk haftası. Dinek'ten Yusuf Dalyan'ın kızı Rahime Dalyan (Raney)  Elbistan'ın Evcihüyük köyünden Vahabağa namı ile anılan Vahap Yıldırım'ın oğlu Hüseyin Yıldırım'a  gelin gelecektir. Elbistan'dan giden düğün alayı, misafirperverlikte mahir, Dineklilerin misafiridirler. Şenliğe şenlik katmakta usta Matbaacı Hüseyin Göçer de düğün seğmenlerindendir. Oda tıklım tıklım dolu. Bazen sıra türküsü, bazı komedi oyunlar, bazen de yüzük oyunları v.s. kırıla gitmektedir.

Balaban'dan Behlül dayının oğlu renkli sima Hasan Özer aynı mezranın okulunda 4 yıldan beri öğretmendir. O da, Elbistan'dan gelen düğün  seğmenlerine “Hoş geldiniz” dedikten sonra hoş sohbete katılmıştır. Hasan Öğretmen babası Behlül Efendi gibi şenliğine şenlik katmayı iyi bilmektedir. Zaten  öğretmenlerimiz büyükle büyük, küçükle küçük olmanın ustasıdırlar..

Hasan Öğretmen'in eşi bir çocuk annesi Rukiye Hanım ilk doğumdan sonra çocuk yapmamıştır. Olacak ya; o hafta Rukiye hanım hastalanmış, doktorun verdiği iğneler ile mezrada tedavisi sürmektedir. Evin sahibesi Esme Teyze de bir komedyan gibi şen ve şakraklardan. O da, bitişik odayı dolduran kendisi gibi şen kadınlarla şenliğe şenlik  katmaktadırlar.

Rukiye hanıma vaki iğne vurulduğunu gören Esme Teyze, bir oyun düşünür, öteki odada oturan Hasan Öğretmeni, “Kadınların bulunduğu odanın kapısına gelsin” diye haber gönderir. Kapıya gelip bir ayağını da içeri atan Hasan Öğretmen; kapıdan eğilerek; “Buyur Esme Teyze, beni çağırmışsın” der. Bir elini Rukiye hanımın sırtına koyduktan sonra; “Siz, bu kadına, bu  iğneleri, bir çocuğumuz daha olsun diye vurduruyorsunuz” iddiasını, damdan düşer gibi ortaya atar. Bu sürpriz iddia kadınların kahkahalarla gülmesine yol açar. Bununla da yetinmez, Esme Teyze işi iddiaya dökerek şöyle der; “ Hasan Hoca, benim anladığım kadarı ile siz bu iğnelerle bir çocuğumuz daha olsun diye mücadele ediyorsunuz.. Bu iğneler üzerine Rukiyenin çocuğu olursa ben size bir koyun vereceğim. Aksi halde, sen bana bir poşu alacaksın” der. O da; “Şahit olun ahâli. Ben bu iddiayı seve seve kabul ediyorum.”der. Kadınlar bölümünde bu fasıl kapanır.  

Derken, bu esprili olay erkeklerin bulunduğu odaya taşınır. Anlatılması ile oda kahkahaya boğulur. Bu sürpriz iddiayı dikkatlice dinleyen Hüseyin Göçer'in keyfi gelmiştir. Olayı iyice genişletir ve de kızıştırır. Bu iddia, odayı dolduran cemaatın dikkatini tamı tamına üzerine çeker. Hüseyin Göçer bahsinde senede bağlanmasını gerçekleştirir.

Esme Teyzenin zihninde, Rukiye hanımın bundan sonra çocuğu olmaz şeklinde yanlış bir düşünce yer ettiği için kuşkusuz bu bahse girdiği erkekler odasında da iyice tartışılıp konuşulur..İddiası şu: bir, bir buçuk yıl içinde Rukiye Hanımdan  dünyaya çocuk gelirse, Esme Teyze Hasan Öğretmene bir koyun verecektir. Aksi halde, Hasan Öğretmen Esme Teyzeye bir poşu alacaktır.Hasan Öğretmen bahsi tekrarlar; “Şahit olunuz. Kadınlar odasında da ilan ettim, burada da ilan ediyor ve sizleri de şahit tutuyorum;  bu bahsi kabul ettim”der. Hüseyin Göçer alemi eline alır, bu bahsin senedini yazar, şahitler ve bahisçi Hasan Öğretmen imzaladıktan ve Esme Teyzenin de parmak izi alındıktan sonra, taraflara birer suret verilir, bu fasıl böyle kapanır.

Olacak ya, bir, bir buçuk yıl sonra  Hasan Öğretmenin eşi Rukiye Hanımın, Nihal adını verdikleri kızları dünyaya gelir. (Nihal; halen Almanya'da bulunan M. Selçuk Özden'in eşi). İki ay kadar sonra, Hasan Öğretmen eşi Rukiye Hanıma durumu hatırlatır. Çocuğu kucağına al, Esme Teyzegillere gidiyoruz. “Olmaz dediğin çocuk işte.oldu. Adı da Nihal. Koyunumuzu ver diyelim” der. İkindi sonu kapıyı çalan Hasan-Rukiye Özer ailesini; Esme Teyze güler-yüz ve tatlı dille karşılar. Çifte döşek serilmiştir. İzzet-ikram o biçim..

Yemek ve kahve ikramından sonra sözü açan Hasan Öğretmen; Esme Teyzeye, Nihal'ın dünyaya geldiğini hatırlatır, bahse konu olan koyunu ister.

Osmanlı terbiyesine göre yetişen Esme Teyze; “Hay hay, oğlum. Sen haklısın. Ben bahsi kaybettim. Bizler, bu senet olmasa dahi sözümüzün eriyiz. Pencereden bak, karşıdan gelmekte olan sürüyü karşıla. Beğendiğin koyunu seç al” der. Hasan Öğretmen beğendiği koyunu tutar. “İşte benim koyunum” der. Ancak, bizim koyunu koyacak ahırımız yok. Bunu bellilikle. Ben gelip götürene kadar koyun sizde kalsın, türesin. Ne zaman gelirsem o zaman götürürüm” der. Esme Teyze; “Başım- gözüm üstüne” der. Bu fasıl da kapanır.

Hasan Öğretmen, 5 yıl kaldığı Dinek okulundan başka yere atanmıştır. Aradan 6 yıl geçer. Bir koyun, türeyip sayısı 7 olmuştur.. Her yıl, “koyunlarını gel götür” haberine rağmen Hasan Öğretmen bir türlü iyi bir ortam bulup koyunlarını götürememiştir. Ortamı bulup Dinek'e gelen Hasan Öğretmen, Esme Teyzenin misafiridir. Akşam olur. Sohbet başlar. Derken; Esme Teyzeye koyunu hatırlatınca, şöyle cevap verir;

     “Bir olan koyunuyun sayısı kuzuları ile 7 oldu. Hepsi işaretli.. Alıp götürebilirsin” der

Not; İşte Anadolu'nun kültür yapısı, yaşantısı, kardeşlik sevgisi, örf  âdet ve geleneklerinden küçük bir anı ve de örnek bir davranış…Bir gazeteci ve yazar olarak; Dünyada bu kültür yapısında ikinci bir ülke var mı ola? diye merak ettiğimi de belirtmeden geçemiyorum. Ölenlerin ruhları şâd, kalanların gönlü şen, ömrü uzun olsun. Âmin.